Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

5 Nisan 2013 Cuma

30 YAŞ YAZISI...


...30 YAŞ YAZISI…

 Yaklaşık 20 dakika sonra 20’li yaşlarıma veda edip 30’lu yaşlarıma merhaba demeyi beklediğim bir gecede, evde yalnız oturmuş, hayatımı gözden geçiyorum.

Şu ana kadar yaşamış olduğum şeyleri, yaşayamadıklarımı, yaşayacaklarımı, kurduğum ilişkileri, mutlu ettiğim kalpleri, kırdığım kalpleri, onarmaya çalıştığım kalpleri, vazgeçtiğim şeyleri, yeni baştan yaptığım işleri, yapmak istediğim şeyleri, yapmaya çalışıp yapamadığım şeyleri, yapamadıkça beni hırslandıran ya da cesaret eden ya da teşvik eden şeyleri/kişileri, beni mutlu edenleri, mutsuz edenleri, hayal kırıklıklarını, tüm sevinçleri, biriktirdiğim dostları, dost sanıp aslında kardeşim olduğunu anladıklarımı, kardeşim sanıp aslında hiç olmadıklarını gördüklerimi, hayatıma girmiş ve girecek olanları, çıkmış ve çıkacak olanları, hayatımdan çıkmasını hiç istemediğim halde çoktan gitmiş olanları, attığım onca kahkahayı, -çok şükür çok az olan- akıttığım göz yaşlarını, heyecanlarımı, kayıplarımı, kazançlarımı, hayatın bana verdiklerini, benden aldıklarını, çocukluğumu, oyuncak ayımı, hayatımın dönüm noktası olan anları, çıktığım ve çıkacağım seyahatleri, aldığım ve alacağım albümleri, gittiğim ve gideceğim konserleri, okunacak kitapları, dinlenecek şarkıları, verilen ama tutmadığım tavsiyeleri, bir şeye çok özenip de yüzüme gözüme bulaştırdığım kendime deli öfkelendiğim zamanları, kendimi bayıldığım zamanları, kendimi iyi hissettiğim yerleri, zamanları, kişileri, yolda tesadüfen karşılaşınca veya bir bakışıyla günümü kurtaran kişileri, ne çok sevdiğimi, ne çok sevildiğimi, umutsuzluğa düştüğüm anları, kalabalıklar içinde yalnız hissettiğim anları (o kadar çoklardı ki), yeniden yüzeye çıktığım anları, başarılarımı, başarısızlıklarımı, öğrendiklerimi ve daha öğrenecek bir sürü şeyim olduğunu, heveslerimi, meraklarımı, ilgilerimi, ilgilerimin başıma getirdiklerini, içine düştüğüm tuhaf, komik, eğlenceli, anlat anlat bitmez olayları, beslediğim –ve ne yazık ki öldürdüğüm- civcivleri (affedin beni, çocuktum daha) ve dahi diğer hayvanları, taşındığım şehirleri, değiştirdiğim evleri, değiştirdiğim yaşamları, her bir değişikliğin bana kattıklarını düşünüyorum da...

Ben bütün bu düşünmeler sonucunda anladım ki Allah’ın şanslı kullarındanım. Ne güzel sevgiler, dostlar ve yaşanmışlıklar biriktirmişim. Hayat benim karşıma hep arzuladıklarımı, istediklerimi, çıkarmış, ya da bana kendimi bilme, haddimden fazlasını istememe ve elimdekiyle yetinme mutluluğunu yaşamayı nasip etmiş, çünkü baktığımda çok büyük hayalkırıklığı yaşadım diyebileceğim çok şey yok. Yanılgılarım elbet olmuştur ancak her zaman şuna inanırım: hiçbir şey nedensiz değildir ve hiçbir şey daha kötüsü için olmaz. Olan her şey daha iyi bir şeyin sebebidir, o an için kötü gelse bile.


Şu an 30 yaşımdayım, hala içi içine sığmayan, deli halimle bu satırları yazıyorum ama bi yandan 3'lü yaşlara girmenin getirdiği bir garip duygu da içimi sarıyor. Hayatın önemli bir dönemecinde gibi görüyorum. Bir işim, dostlarım, ailem, çok sevdiğim bir hobim, o hobimin peşinde geçen günlerim, o hobim sayesinde tanıştığım sevdiğim müzisyenler, bütün bunları yapacak sağlığım ve olanaklarımla ben mutlu bir insanım diyebiliyorum. Ben çok büyük hırsları olan biri değilim, amacım dünya üzerinde bulunduğum –dünya yaşına göre- kısacık zaman diliminde verimli ve mutlu bir hayat yaşayabilmek, bunu herkesle paylaşmak. Güzel vakitler geçirip, kendimi iyi hissettiğim ve iyi hissettirdiğimi düşündüğüm kişilerle birlikte olmak, her türlü olumsuzluktan kaçarak, kaçamasam da iyi bir tarafını görmeye çalışarak... Hiçbir zaman hiçbir şeye karşı içimdeki heyecanı kaybetmedim. Tuttuğum yol hep heyecanlarımın beni yönlendirdiği yoldu ve ne mutlu bana ki, yolda lastik çok fazla patlamadı. Patlayan lastikler de oldu elbet, onlar da benim neyi yapıp neyi yapamayacağımı görmem için gerekliydi, bu yüzden başarısızlıklarımı da baş tacı ettim.


Allah’tan daha başka ne isteyebilirim ki, hepinize -yazının burasına kadar geldiyseniz- doğrudan veya dolaylı olarak beni ben yaptığınız için çok teşekkür ederim.  

Yazıyı bitirirken, 30 yıl 8 dakikadır yeryüzünde olmuş bulunuyorum. Bundan sonrası ne getirir bilinmez ama, şimdiye kadar gelenler bile bir ömre bedel…

Turgut Uyar'ın şu satırları beni benden iyi anlatıyor, bu yüzden bu yazıyı bu şiir ve enfes Sezen yorumuyla bitirmek istedim:

sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
tanrınız büyük amenna
şiiriniz adamakıllı şiir
dumanı da caba
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız

bütün ağaçlarla uyuşmuşum
kalabalık ha olmuş ha olmamış
sokakta yitirmiş cebimde bulmuşum
ama sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız

aşkım da değişebilir gerçeklerim de
pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
yan gelmişim diz boyu sulara
hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
hiç birinizle dövüşemem
siz ne derseniz deyiniz
benim bir gizli bildiğim var
sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
ben tam kendime göre
ben tam dünyaya göre
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız...


Hiç yorum yok: