Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

7 Ocak 2017 Cumartesi

2016 yılı böyle geçti...

2016 yılı sona ererken ben de eski yıla veda yeni yıla –umudumu kaybetmeden- merhaba derken kendimce bu yıla dair birkaç değerlendirme yapmak istedim. Bu yıl benim için nasıl geçti, yeni yıldan beklentilerim neler, bırakayım burada dursun, belki evren duyar sesimi…

Kişisel açıdan çok büyük mutluluklar da yaşadım, hayatımın en kötü anlarından birini de ve tabi ülkecek içinden geçtiğimiz terör ve güvensizlik ortamı beni de etkiledi. Çok güzel konserlere gittim, güzel insanlarla bir arada bulundum, bazı arkadaşlarla da yollarımız ayrıldı… 2016 genel olarak felaketler yılı oldu, çok sevdiğimiz birçok sanatçıyı bir anda kaybettik, kitaplar, müzikler biraz daha sahipsiz kaldı. Bombalar, terör ve güvensizlik ortamı ise yıla özelliğini veren olaylar oldu.

2016 yılının kişisel olarak en felaket olayı 18 Nisanı 19 Nisana bağlayan gece, ben uyurken evime girilip ve başucumdaki cep telefonlarım ile birlikte, laptopumun ve birtakım ziynet eşyası çalınması oldu. Hayatımda ilk kez kapıyı kilitlemeden uyumuştum, annem sabah erkenden gelecek diye, sabah alarmın sesine kalkınca o manzaranın ne kadar korkunç olduğunu hayal edemezsiniz, çekmeceler açık, kutular yatağın üzerine saçılmış, çantam salonda yerde… Cana geleceğine mala gelsin denilse de, yerine konulmayacak şeylerin gitmesi de can sıkıcı. Laptopumla birlikte yaptığım radyo programlarının kayıtlarının gitmesi gibi. Ayrıca gelen hırsız sadece bir şeyleri çalıp gitmiyor, evin ruhunu, psikolojisini de alıp gidiyor ve benim odamın kapısını kilitlemeden uyuyamama yol açtı uzun bir süre boyunca, en sonunda alarm taktırdık. Bu olayın en sinir bozucu başka bir yanı, hırsızın laptopumu ertesi gün internette satışa koyması ve vakit geçirmeden hemen polise başvurduğum halde, polisin –elinde hırsızın tüm bilgileri olmasına rağmen- hiçbir şey yapmaması ve oyalaması (birinden şüpheleniyoruz, takipteyiz, siz bi şey yapmayın biz müşteri gibi yaklaşıcaz vs.) Yukarıda tanıdıklarımız olsa 15 dakika içinde gelebilecek olan laptopum ve diğer şeyler, tanıdığımız yok diye göz göre göre gitti… Bu ülkenin gerçeği bu işte.
 
işte o ilan ve şerefsizin bilgileri...
Öte yandan kişisel olarak en büyük mutluluğu da bu sene yaşadım ve fikir aklıma düştüğünden beri yapılacak mı, nasıl olacak diye kafa patlattığım ve ön kutlamasını Mersin'de organize ettiğim Yaşar’ın 20. sanat yılı gecesini organize edebilmek ve başarıyla sonuçlandırabilmek bu senenin en büyük mutluluğu oldu. Bir sene boyunca süren hazırlıklar, vazgeçilen veya değiştirilen aktiviteler, konuşmalar, provalar, gösterilecek videolar, konuşma yapacak konuşmacıları ayarlama, promosyon hazırlıklarından sonra, en sonunda tüm mekanizmalar bir araya geldi ve 25 Eylül gecesi gerek Yaşar gerek bizler için unutulmayacak bir gece oldu. Benim için 2016 yılının en büyük mutluluğuydu. Yaşar için planlamasını yaptığım video klibimizin gösterimi, Kardeşim Osman’ımın kardeşi Ezgi’nin konuşması, Adana’dan dostların sahnesi, Yaşar’ın ilk yapımcısı Fatih Yıldız’ın Antalya’dan gelmesi, Yaşar’ın ilk tanıştığımızda yaptığı gibi alnımda öpmesi, düşündükçe gözlerim yaşartan birkaç detay. Canım Yeşim’le yaptığımız düet ise gecenin en hoş detaylarından biriydi her ne kadar sonradan izlediğim videoda rezalet olduğunu fark etsem de. Gecenin belki de tek talihsizliği kameraman diye tuttuğumuz gerizekalının bütün gece hiçbir şey kaydetmemesi, sigara içmekten başka hiçbir şey yapmaması ve daha gece bitmeden gecenin ortasında işim var deyip topuklaması oldu… Yani o geceden elimde telefon görüntülerinden başka kayıt yok! İnşallah hiçbir işi rast gitmez! Rastladığım yerde çok fena laflar hazırladım.
Mersin Hayal Kahvesi'nde bir tarafında fotoğraf çıktıları olan kartonların arkasında "20 Yıldır Divaneyiz" cümlesini oluşturan harfleri kaldırarak  bu sürprizi yaptık Yaşar'a. O da bu anı ölümsüzleştirdi.















Bu sene de bir sürü konsere gittim. Hepsine gidip yazılarını yazdığım Tolga Akyıldız’la %100 Açık Sahne festivali ve bittabi Yaşar konserlerinin dışında, bu senenin en unutulmaz konser gecelerinden biri 1 Aralık’ta Tarık Sezer’in 40. yılı için yapılan gece oldu. Gözümü açtığımda ilk tanıyıp sevdiğim 90lı yılların en sevdiğim bazı şarkıcıları adeta o dönemlerdeki halleriyle karşımda görmek beni zaman tüneline soktu. Sibel Can, Kenan Doğulu, Burak Kut, Fuat Güner, Yaşar, Hakan Altun, Yıldız Tilbe gibi yolları Tarık Sezer’le kesişmiş sanatçılar ikişer şarkıyla bu geceyi unutulmaz kıldılar. Bilhassa yıllardır sahnede canlı dinlemediğim Yalnız Çiçek şarkısını dinlemek tarihi bir anken, Burak Kut’a Bebeğim’de, Yaşandı Bitti’de eşlik etmek, Kenan Doğulu’yla Aşk Oyunu, Kurşun Adres Sormaz Ki demek, Fuat Güner’den Vurgun Yedim, Sakın Gelme, Yalnızlık Ömür Boyu şarkılarına eşlik ederken başparmağıyla beğeni işareti almak, Yaşar’ımın Masal’ını, Kör Bıçağı’nı, Kuşlar’ını bir ağızdan söylemek, Hakan Altun’un Telefon’unu, Sibel Can’ın Adını Dağlara Yazdım’ını, Ben Yoruldum Hayat’ını Hançer’de Kenan Doğulu düetini dinlemek çok ama çok keyifliydi. Gecenin eleştirebileceğim tek yanı, sahnesi biten herkesin gitmesiydi. Ben gecenin sonunda herkes beraber çıkar ve toplu olarak yan yana görürüz sanıyordum, en azından içimden geçen buydu ama muhteşem bir geceydi… Bu senenin açık ara en iyisiydi.















Bu sene gene yarışmalardan yana yüzüm güldü. Bu seneki yarışma maceram sürpriz bir telefonla gelen Süper Bulmaca yarışması oldu. Biri esas biri özel bölüm olmak üzere iki kere katıldım bu sene yarışmaya. Gerçi hiçbir şey kazanamadım, ama ilkinde gün birinici olup haftanın finalinde, ikincisinde 4 etabı birinci bitirip finalde elendim. Çok keyifli bir yarışmaydı, daha önceki yarışmalardaki performanslarım göre iyi bir derece yaptım denebilir. :) Başta kelime bulamayıp sonra arap atı gibi açılarak finale çıktım ve gençlerin önünü açalım diye zirvede bıraktım :D :D



Kendi adıma yaptığım en hayırlı işlerden biri, nihayet kafama uygun bir koro bulup girmek oldu. Hocamız İlter Burak Kalay'ın şefliğinde Gökkuşağı 90'lar Pop Korosu ile her pazar 2 saat çalışma yapıyoruz. Sertab'ın Sevdam Ağlıyor'undan, Demet'in Arnavut Kaldırımı'na, Harun-Bendeniz'in Elimde Değil'inden Sezen'in Masum Değiliz'ine tam benim havalar. Çok da güzel bir grubumuz var, bir kere fasıla gittik, bir kere hocamızın 350bar'daki programında bir araya geldik, bir kere yeni yıl kutlaması yaptık, hatta üzerinize afiyet elmalı kurabiye yaptım. Yani sadece koro değil sosyalleşmesiyle de güzel bir topluluk olduk. Hülasa 8 Mayıs'ta Kozzy AVM'de konserimiz de var ve ben bu koroda hayatımın en keyifli saatlerini yaşıyorum. En azından şarkı söyleyerek biraz uzak kalıyorum bu ülke dertlerinden.




Bu sene 15 Temmuz’da –ki kendisi biliyorsunuz darbe girişimi gecesiydi- her sene toplanan 90lar arşivcisi dostlarla evdeydik, Kral 90’ları izleyip haftasonu planlaması yapıyorduk. Başta bu kadar ciddi bir olay olduğunu anlamamış ve 90lar gecemizi bölmemiştik, haftasonumuz da mahvoldu ama sonrasındaki halen devam eden süreçten görüyoruz ki aslında çok önemli bir dönüm noktasıymış. Uçak sesi filan duymadım ama 90lı yılların her apolitik genci gibi ne yapacağımı bilemedik. Sonuçlarını hala yaşıyoruz.

Bu sene kaybettiğimiz çok değerli sanatçıları ise, sevgili dostum Necmi Tangay derlemiş… Onları da anarak bu yazıyı bitirip yeni yıla başlayalım.

Black (Wonderful Life'ı söyleyen abi), David Bowie, Alaaddin Us, İsrafil Köse, Yiğit Okur, Tahsin Yücel, Tarık Akan, Tanju Gürsu, Çetin İpekkaya, Ülkü Erakalın, Kızılordu, Prince, Vedat Türkali, Halil İnalcık, George Michael, Leonard Cohen, Aydın Tansel, Attila Özdemiroğlu, Müfit Bayraşa, Gönül Ülkü, Işıl German, Halis Bütünley, Hakkı Devrim, Asım Can Gündüz, Ergüder Yoldaş, Erdal Tosun, Umberto Eco, Oya Aydoğan, Nezih Tuncay, Naşide Göktürk, Carrie Fisher, Debbie Reynolds

Bonus: Fidel Castro, Kamer Genç, Mustafa Koç, Turgay Şeren, Yaşar Nuri Öztürk, Muhammed Ali
Rahmetli Asım Can Gündüz ile...
Yıl acısıyla tatlısıyla böyle geçti. Yeni yılda da bolca konsere gitmek, arşivimdeki eksikleri tamamlamak, yeni yarışmalara katılmak, aklımdaki planlara ve projelere başlama imkanı bulmak, ülke olarak da düze çıkmak, artık iki satır yüzümüzün gülmesi gibi dileklerim var. Evrene saldım, umarım güzel bir yıl olur... Ben bu sene iyiyi tutup kötüyü unutucam...
Kadehimi iyiliklere, güzelliklere, sağlığa, barışa kaldırdım ve gelen yılın giden yılı aratmamasını diledim.
Güzellikler önümüzde olsun... Iyiyi tutun kötüyü unutun yeter. :)
(Not: bu yazının yazılması sırasında henüz yıl katliamla başlamamıştı, birkaç gündür bunun üzüntüsüyle geçti günler, o yüzden yayınlamadım bu yazıyı, şimdi yayınlıyorum.)

30 Aralık 2016 Cuma

2016 YILI EN'LERİM... VOL. 4 (HİÇ OLMASAYDI DEDİKLERİM)

2016 Yılı Sona Ererken, Bu Sene Çıkan Albümlere İlişkin En'ler Serim Bu Sene Beni Tatmin Etmeyen, Hayal Kırıklığına Uğratan, Hiç İçimi Açmayan, Hiç Yokmuş Gibi Davranalım ya da Etkisi Geçene Kadar Sığınaklara Geçelim Dediğim Tekli ve Albümlerle Son Buluyor.

1-) Zerrin Özer – Git :

Zerrin’in onu terk eden sevgilisinin ardından belalar okuyan şarkısı, nerde o “Ayrılsak da mutluluk dilerim sana” diyen naif Zerrin dedirtti. Bu şarkıyı çıkartmayıp İsmail YK’nın Allah Belanı Versin’ini seslendirseydi bir beddua şarkısı eksik olacaktı müzik dünyasından. O kadar usta ve kalifiye müzisyenle hücum kayıt olarak kaydedile kaydedile bu şarkı mı kaydedildi dedirtti. Neyse ki çok duyulmadı bu şarkı. Zerrin'e 7 yaşımdan beri bayıldığımı blogumu takip edenler bilir, ama Zerrin’in acilen silkinip bu acılı arabesk duygudan silkinmesi lazım. Pop ve hareketli şarkılarla dönüş yapmasını umuyorum.

2-) Tarkan – Cuppa : 

Tarkan’ın tüm kariyerinde çıktığı gibi çöpe giden tek şarkısı bu oldu galiba. Sezen Aksu ismine ve durun azıcık bekleyin, bakın bu yaz bu şarkı plajları inletecek diyen müzik yazarlarına rağmen bu şarkıdan hiçbir şey olmadı ve iyi de oldu, zira toplumsal bir eleştiri olup da hiçbir şey anlatmayan, ne melodisi kulakta kalan ne sözleri vurucu olan Tarkan’ın artık bir şeyler yapması gerek temelinden olsa gerek alelacele çıkartılmış ve gümlemiş tek şarkısı. Aklımda sadece Cuppa Cuppa Cuppa, Cuppa da Cuppa Cuppa kısmı kaldı geri kalan kocaman bir boşluk... Geçiniz.

3-) Emel – ...ile Yeniden :
Albümün sanırım tek güzel yanı kırmızı kapağıydı, ki o da zaten Enya Best of’undan alınmaydı. Ne düzenlemeler, ne yorumlar, ne yeni versiyonlar tatmin etti. O kadar da heyecanlanmıştım. Hele zaten ödüllü ve görsel şölen olan Hovarda klibine yeni klip çekmek de ne? Bir Best Of ancak bu kadar yapılamaz... Bu kadar yani...

4-) Kenan Doğulu – İhtimaller : 

Bu senenin beni en mutsuz eden albümlerinden oldu. O güzelim şarkıların aldığı caz versiyonları beni çok mutsuz etti. Müzikalite filan tamam da, birçoğu benim kendime kendime duşta vs. şarkıları eğip büktüğüm versiyonlar gibi olmuş. Niyet iyi ama "İhtimal" ve "Sımsıkı"nın versiyonları nispeten dikkatimi çeken ve iyi denilebilecek düzenlemeler olsa da genel olarak bu albüm tatmin etmediği gibi hayalkırıklığı yarattı. Şarkılar ruhu uyuşmuş.

5-) Sibel Can – Arabesque : 
Adıyla Işın Karaca’nın birkaç sene önce çıkardığı albümünü akla getiren, repertuarında Zara’nın gene bu sene çıkan albümündeki 7 şarkıyı söylemesiyle özgünlükten uzak, şarkı sözlerindeki acılardan, yokluklardan, dertlerden geçen kadın imajıyla inandırıcılıktan uzak albümü. Öyle ya, Miami’de bilmem kaç evi olan, tatillerinde Fransa’lardan çıkmayan Sibel Can’dan seçtiği şarkılardaki dertlerle, yoksullukla, acılarla yoğrulmuş bir kadın izlenimini kusura bakmayın ama ben alamıyorum. Yorumun güzel olması her zaman yetmiyor. Hem neden Arabes"QUE"?

Bu da bonus: Hakan Peker – Efsane Şarkılar:
Şarkıların biçimlerinin bozulmasına mı yanayım, cıstaklara boğulmasının ben de yarattığı depresyona mı. Şarkılar efsane doğru ama bırakaydı da efsane olarak kalsalardı, aklımızda sıcak bir anı, kulaklarımızda bir tatlı ses olarak tutsaydık… Hiç çıkmamış olmasını diliyorum.

Son söz:
Bu liste öznel bir liste, almaya/dinlemeye değer bulduğum ya da kimsenin çok fazla listelerine almadığı isimlerden oluşuyor. Almadığım isimlerin albümlerine hakim değilim, daha doğrusu dinlemeye sıra gelmedi bir türlü ama zaten onların albümleri herkesin 2016 listesinde başı çekiyor. Benim listemde olmayıversin. O yüzden bu neden yok, şu neden yok demek yerine siz de kendi listenizi yapabilirsiniz.

2017 yılının müzik açısından epey bereketli olacağı şimdiden belli. Sezen Aksu'dan Yaşar'a, Tarkan'dan Mirkelam Tribute Albüm'e, birçok isim albümlerini çıkarmak için gün sayıyor. Ben de heyecanla bekliyorum.

Bu sene genel olarak proje albümlerin, eski şarkıların yeniden söylendiği konsept albümlerin veya saygı albümlerinin yılıydı. Ama epey verimli bir yıl oldu müzik adına. Yenilerden eskilerden bir dolu kişi albüm çıkardı. Beğeninize bir sürü albüm sunuldu. Kimini sevdiniz kimini sevmediniz belki ama siz siz olun, hayatınızdan müziği eksik etmeyin, çünkü ferah, aydınlık, yaşanası bir ülke olma olmanın yolu, ruh sağlığı bozuk olmayan bireylerin olmasından geçiyor ve ruhumuzun da tek ilacı müzik, şarkılar ve sanat. O yüzden siz siz olun müziksiz kalmayın, çünkü unutmayın zalimin sesini bastırmanın yolu müziğin sesini açmaktan geçiyor…

29 Aralık 2016 Perşembe

2016 YILI EN'LERİM... VOL. 3 (TEKLİLER/EP'LER)

Bu sene sevdiğim ve takip ettiğim bazı isimler albümle değilse de 
tekliler ve EP'leriyle kulağıma ve arşivime misafir oldular...

1-) Model – Mey; Fatma Turgut – İlkbaharda Kıyamet : 

 Model’e zaten hayranken bayılma aşamasına getiren şarkısı… Sözler, müzikler, Fatma’nın vokali… Bu sene en çok dinlediğim şarkı Mey’in tamamlayıcısı İlkbahar Kıyamet’le tamamlanıyor yıl…


2-) Simge – Yankı - Kamera : 

Bu senenin en iyi çıkışı Simge’ye ait. 2015’te Mış Mış’la yaptığı çıkışı 2016’da Yankı ve Kamera teklileriyle devam ettirdi Simge. Ama Yankı özellikle Simge’ye yıllardır tırmaladığı o şöhreti getirdi.


3-) Soner Arıca – Bir Yanım Gitti - Aşkın Saniyesi : 
Soner Arıca, 2015 yılındaki Yap Boz ve Saklı teklileriyle gösterdiği baş döndürücü değişimini bu sene de iki tekliyle taçlandırdı ve yeni albümü için heyecan kat sayısını arttırdı.


4-) Aşkın Nur Yengi – Aşk’tan Olsa Gerek : 

Her ne kadar tam bir albüm değil, albümcük olsa da, Aşkın da 6 sene sonra senenin ucundan yetişerek listeme girdi. Her ne kadar ilk albümü Altın Kaplama, beklediğim geri dönüş şarkısı olmasa da Çağırma Lütfen ve Elin Oğlu gibi şarkılarda eski Aşkın tadını alabildim. Bu arada Aşkın 26 sene önce Çağırma Beni diyordu, ne istikrarlı adammış hala çağırıyor aşkın da hala Çağırma Lütfen diyor. (Bu da albüm espirisi olsun).

5-) Aslı Demirer – Dünyanın En Aşk Yeri : 

Geçen sene Gökhan Türkmen ile düet yaptığı Korkak düetini yayınlayarak bana “oha süper şarkı dedirten” Aslı Demirer bu sene bir EP ile bu seneye ucundan yetişti. İyi de yaptı.

6-) Cüneyt Tek – Gel Gel (Yaşar düet) : 

Cüneyt Tek müzik dünyasının aslında en müziğe kafa yoran ama en talihsiz isimlerinden biri. Sesi güzel, yorumu güzel, ama bir türlü şöyle parlayacak şarkıyı yakalamıyor. Bu teklide arkasına Yaşar gücünü almış, şarkı zamanla dile yerleşiyor ve dinlemesi keyifli. Benim de listeme girdi.

7-) Ebru Cündübeyoğlu – Kalbimin Efendisi (Yaşar düet) : 

Televizyon dünyasının ve sahnelerin sevilen isimlerinden olan Ebru Cündübeyoğlu, birkaç sene önce başladığı müzik yolculuğunda bu sene bir tekli çıkardı. Yaşar’ın da desteğini alan şarkı, kıpır kıpır yaz akşamlarını hatırlatıyor. Bununla birlikte nakaratının Gökçe’nin Tuttu Fırlattı şarkısını fazlaca andırması dezavantajı.

8-) Yonca Evcimik – Aha :  

Yonca Evcimik’in son yıllarda çıkardığı en harikulade ve güme giden albümü 15’ten sonra çıkardığı Sezen Aksu destekli teklisi, pek keyifli bir şarkı.


9-) Aysel Yakupoğlu – Gün Gelir : Bir dizi ile hayatıma girip, kalbime çakılıp kalan ve hayatımın şarkılarından olan şarkı.

10-) Zeynep Casalini – Köprüler : 

Sesine, yorumuna, şarkılarına bayıldığım Zeynep Casalini 2016’nın sonlarına yetişen teklisi tabi ki listeme giriverdi. Bazı isimler vardır, ne çıkartırsa çıksın hep 1-0 öndedir, sorgusuz sualsiz alınır, çünkü söyleyenin kimliği aksini aklınıza getirmez. Zeynep Casalini de Nihayet albümünden bu yana benim için her işini heyecanla beklediğim bir isim. Sözleri Çağlar Türkmen’e müziği Kafası Karışık Kontrtenor Nuri Harun Ateş’e ait bu şarkıda da bir Casalini farkını almamak mümkün değil. Şarkı ona, o şarkıya çok uymuş…

Bu tekliler de vardı bu sene (hepsi favorim değil ama bir şekilde dikkatimi çeken ve ilk 10'umda yer almasa da dinlemeye değer bulduğum tekliler oldu):
Burcu Güneş – Birliğe Ulaş : Mevlana’nın dizeleri bilhassa bu zamanlarda daha önem kazanıyor. Bu şarkı da bu zamanlarda çok daha anlamlı. Burcu Güneş’in vokali ise kusursuz.
Burcu Biricik – Hayat Şarkısı : Su gibi bir oyuncudan, bir dizi müziğinden fazlası olan müthiş bir şarkıya su gibi bir yorum. Söz-Müzik Mithatcan Özer’e ait. Özer kendi söylemediğinde güzel şeyler çıkarabiliyor demek ki arada.
Nazan Öncel – Sakin Ol Şampiyon : Nazan’ın en sevdiklerimden değil, ama Nazan’dır ne söylese yeridir deyip kulak verdim. Nazan bu sıralar biraz da artık müzikteki ikon isimlerden biri haline gelmesinin rahatlığı ve lüksüyle sabun köpüğü şarkılar yapıyor, hakkıdır, yapsındır böyle şarkılar da tabi.
Aydilge – Gel Sarıl Bana : Açık Sahnede izledim ilk. Hoşuma gitti, zaten Aydilge her şarkıda kendi tarzıyla takip ettiğim, sıcak şarkılar yapan sıcak bir şarkıcı. Bu şarkıyı canlı performansta çok sevmiştim.
Ferman – İstemem Söz Sevmeni : Çok şık, çok güzel, ilk 10'umda değil ama bu senenin en güzel şarkılarındandı bana göre.
Barış Kömürcüoğlu (feat. Kanun Yıldırım) – Zalim : Kurabiye sesli Barış'ım sene bitmeden bir Levent Yüksel cover'ı ile 2016'ya yetişti.
Gülçin – Harabeyim : Hepsi grubunun en "müzikal" üyesiydi ve olmasaı gereken oldu ve kendi kanatlarıyla uçmaya başladı. geçen sene Bir Tanecik Aşkım'ını dinlemiştim, bu sene Harabeyim şarkısıyla dans ettim.
Edis – Dudak : Edis'in Benim Ol ve Olmamış Mı'dan sonra üçlemesi gayet şık ve tam Edis tarzı bir şarkıyla tamamlandı ve oynattı bu sene.
Ayşe Hatun Önal – Sirenler : Kim ne derse desin Ayşe Hatun Önal'ın müzikalitesini beğeniyorum. Pek çok şarkıcıdan daha güzel şarkılar yapıyor. Geçen sene Çak Bir Selam ve Güm Güm'ün ardından bu sene Sirenler eli yüzü düzgün bir şarkıydı.
Oğuzhan Koç  Esir Olduk Bulutlara : Çok fazla dinlemesem de, es geçemedim bu şarkıyı da. Şarkı yazarlığını seviyorum Oğuzhan Koç'un.

Yarın 2016 Yılı'nın En'lerinde keşke hiç olmasaydı dediğim, yılın en büyük hayalkırıklıkları, en içimi açmayan albümleriyle bu seriyi kapatıyorum. Takipte kalın :)