Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

abidin özşahin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abidin özşahin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2013 Pazartesi

2013 YILININ ALMAYA DEĞER ALBÜMLERİ

BU SENEM BU ALBÜMLERLE GEÇTİ

Bir yıl daha acısıyla tatlısıyla sona ererken, gelenek haline getirdiğim, almaya değer albüm listemi huzurlarınıza sunuyorum efenimmm… 2013 yılı müzik bakımından epey bereketli geçti. Yeni isimlerin yanı sıra epeydir albüm çıkarmayan, albümleri heyecanla beklenen isimlerin albümleri müzik marketlerin raflarını süsledi. Öncelikle bu listenin tamamen öznel olup, sadece almaya değer bulduğum albümleri içerdiğini belirteyim, sonra bana çemkirmeyin, şu niye yok bu niye yok diye :) Genel olarak senenin ikinci yarısı ilk yarısından daha bereketliydi. Bunda bütün yaz devam eden Gezi olaylarının etkisi büyük. Bu sene çıkan bir dolu albümden bence en iyileri şöyle sıralanıyor:

1) AYLİN ASLIM – ZÜMRÜDÜANKA
Rock müziğin gerek sesiyle, gerek şarkılarıyla, gerek söz-müzik yazarlığıyla, gerek hayat duruşuyla, gerek aktivistliğiyle bu dünyaya verilmiş bir armağan bence. 2013 yılının başlarında çıkan albüm, son yılların en iyi düetlerinden biri olarak gördüğüm Teoman'la birlikte seslendirdiği İki Zavallı Kuş, acil klip beklediğim Ölünür De, Sezen yorumuyla bildiğimiz Aysel Gürel klasiklerinden Hasret düzenlemesi, Türk Sanat Müziği’ne bir selam çakan İşte Sana Bir Tango gibi dinledikçe dinlenesi şarkılar içeriyor. Albüm yazısını okuyabilir ve daha detaylı bir fikir edinebilirsiniz: ALDIM, DİNLEDİM, YAZDIM - AYLİN ASLIM - ZÜMRÜDÜANKA Tek diyebileceğim, arşivinizde olası bir albüm bu. Albüm çıkışı: Şubat 2013

2) YAŞAR – CADDE
3 sene aradan sonra, beklenen albüm, beklenen mevsimde geldi ve Yaşar kendinden beklenenin üzerinde şapşahane bir albümle kalplerimize bir kez daha girdi, kulaklarımızı şenlendirdi. 2013 yılının son aylarında gelen bu güzel albüm, şimdiden Yaşar hitleri arasına giren Anlatamıyorum, daha klip çekilmeden çok tutulan Gözlerinde Sabah, bilen ve sevenlerin 10 yıllık hasretini sona erdiren Cadde, Yaşar tabiriyle fado müzik türü örneği Geri Gelmez Misin gibi kulağın hemen kaptığı ve melodisiyle soğuk havalarda insanın içini ısıtan şarkılara sahip. Albüm yazısını şuradan okuyabilirsiniz: ALDIM, DİNLEDİM, YAZDIM - YAŞAR - CADDE
Albüm çıkışı:  Kasım 2013.

3) BORA ÖZTOPRAK – BÜYÜDÜ
2013 yılı biterken giderayak mükemmel bir albümle 2013'e yetişen bir diğer isim Bora Öztoprak oldu. Yazısında ayrıntılı olarak ele alacağım bu albüm 6,5 senelik hasreti enfes şarkılarla sona erdirdi. Bora Öztoprak’ın tüm albümlerinin bileşkesi gibi olan bu albüm, resmen bir Bora Öztoprak Best Of'u (bu kelimeyi de hiç sevmem, ama nasıl ifade edeceğimi bilemedim) Bu 6,5 senelik aradan sonra, alkışlanası bir albümle 2013'e güzel bir veda oldu bu albüm. Özellikle programlarına giden Boraseverlerin iyi bildiği ve albümden bir iki ay önce tekli olarak yayınladığı Çetrefilli Yollar, bir müzikal ziyafet olan Eylül, şahsi favorim Debelendik gibi şarkılarla temposu yüksek, soundu sağlam, çiçek gibi bir albüm olmuş. Albüm çıkışı: Aralık 2013.

4) MODEL – LEVLA’NIN HİKAYESİ
2000’li yıllarda çıkıp da almaya değer bulduğum nadir gruplardan biri olan Model bu albümde de beni yanıltmadı. Perili Sirkle başlayan, Diğer Masallar ile ivme kazanan Model gerçeği, arada proje teklilerden sonra, bu albümde tavan yapmış durumda. Gerçekten çok iyiler. Gerçek bir hikayeye dayanarak ortaya çıkan bu albüm, aslında bütününe bakılınca bir sesli hikaye kitabı adeta. Levla isimli kızın hikayesini anlatan şarkılar, bütünlük içinde bir albüm meydana getiriyor. O depresif sözleri, o hareketli melodilere yedirmek de büyük başarı. Can Temiz bu işi iyi yapıyor ve Fatma Turgut da yorumuyla o duyguyu insanın içine geçiriyor. Özellikle çıkış şarkısı olan Ağlamam Zaman Aldı için bile alınır bu albüm. Çıkışı: Kasım 2013

5) AYÇA VARLIER – ELİF
Onu oyuncu olarak tanıdık ama oyunculuk aslında onun beş parmağındaki beş marifetten sadece biri. Bunu albümü alınca hemen fark ediyorsunuz. Yorumculuğunun yanı sıra şarkı yazarlığı konusunda da hatır sayılır bir başarısı olan Ayça Varlıer, bu saf pop albümünde şarkı sözleri dolu dolu ve müzikle birleşen o sözler, insanın dinlemeye doyamadığı bir albüm meydana getiriyor. Şarkıların hepsinin bir hikayesi var ve Ayça’nın yorumculuğu ise abartısız, yormayan, kulak okşayıcı. Favorim olan Kalmamışsın ve çıkış şarkısı olan Kumdan Kale ve Nükhet Duru’nun zamanlar ötesi şarkısı olan ve Yaşar’la sıcacık bir düette yorumladığı Beni Benimle Bırak gibi şarkılar içeren albüm başucu albümlerinden olmaya aday. Albüm yazısı şurada: ALDIM, DİNLEDİM, YAZDIM - AYÇA VARLIER - ELİF Albüm çıkışı: Ocak 2013

6) MİRKELAM – DENİZİN ARKA YÜZÜ
Mirkelam ilk olarak hayatımıza girdiği 1995 yılından bu yana, hep elit, hep iyi işler yaptı. Klipleri, şarkıları, duruşu, projeleri ile belki ilk çıkışındaki “Vaaauuvv” olayını yaşamadı ve yaşatamadı ama yaptığı işler hep kalifiye ve kalburüstü işler olarak haklı bir saygınlık ve takdir kazandı. Bu albüm bir nevi hikaye kitabı, öyle ki kartoneti bile küçük bir cep hikaye kitabı gibi tasarlanmış, albüm fotoğraflarından, konsepte, şarkılardan, hikayelere dört dörtlük bir albüm ve Mirkelam denince şaşırtmayan bir kalite söz konusu. Şarkılar arası boşlukları konuşmalı olarak geçmesi albümün bir diğer sürprizi. Kesinlikle sıradan değil, klişe değil, özgün, ilginç ve yepyeni bir yaklaşım. Kırık Gitarlarla, Ambulans ve kişisel favorilerimden (aslında dinledikçe içimi acıtıyor) sadece konuşma olarak geçen İskorpit şarkısı gibi şarkılar içeriyor. Albüm çıkışı: Temmuz 2013

7) FERİDUN DÜZAĞAÇ – FLU
Feridun Düzağaç müzik dünyasının ağır ağabeylerinden olup, yoğun duygusallık içeren albümlerine bir yenisini ekledi  sene. Nevi şahsına münhasır bir kişilik olan Düzağaç’ın bu albümde de yoğun bir mutsuzluk havası hakim. Unutma, unutulma, ayrılık, suçlama, yalnızlık, incinme bu albümün anahtar kelimeleri, bir de Feridun Düzağaç'ın insanın içini acıtan vokaliyle birleşince, bir büyük içiren bir albüm olmuş bu. Evde yalnızken derdinizi dinleyen bir dost gibi dinleyin bu albümü, yanınızda bir kadeh şarap da cilası olsun. Feridun hiti Senin Yüzünden, bir Esmeray yeniden yorumu Unutma Beni, daha albümün açılışında insanı geberten Seyrüsefer gibi şarkılar içeren bu albümün kıymeti bilinmeli. Albümün çıkışı: Mart 2013

8) FUAT GÜNER – DİNLEYENE AŞK OLSUN
Grubun diğer iki üyesi müzik dışı işlerle uğraşa dursun, benim grubun şahsen en sevdiğim üyesi olan Fuat 2013’ün sonunu çiçek gibi bir albümle getirdi. Bir kere albümde Beni Hasrete Alıştır gibi bir şarkı var saygı duyulması gereken. Fuat 2. albümünde de usta bir müzisyen olmanın tüm unsurlarını kullanmış. Bunu şarkı sözlerinde, melodilerde, tempoda, albümün genel havasında, kartonette, klipte çok net görüyorsunuz. Ders kitabı gibi okutulsun desem yeridir. Albüm çıkışı: Kasım 2013


9) ABİDİN ÖZŞAHİN – DUY BENİ
Abidin 9 sene sonra sıfır şarkılarla yeniden ben de varım dedi ve iyi ki de dedi. Bu sürede demlenmiş, dinlenmiş, kendini yenilemiş, ayakları daha fazla yere sağlam basan ve en önemlisi kendisini yansıtan bir albümle arşivime girdi. Yazısını aşağıdaki linkten okuyabileceğiniz albümde Aman Aman, kişisel favorim Duy Beni ve özellikle klip çekilmesini beklediğim Kaos gibi şarkılarla birlikte 9 şarkı bulunuyor. Adeta 9 yıla 9 şarkı gibi olmuş ve Abidin’in o yarışma sonrası çizdirilmeye çalışan sahte pop star imajından sıyrılıp, hep olmaya azmettiği şarkılarla ve görünümle karşımıza çıkması. Tam olarak bir Abidin albümü olmuş, etikete ve gereksiz imajlara ihtiyaç olmadan. Albüm yazısı için buraya bakabilirsiniz: ALDIM, DİNLEDİM, YAZDIM - ABİDİN ÖZŞAHİN - DUY BENİ Albümün çıkışı: Mayıs 2013.

10) CANDAN ERÇETİN – MİLYONLARCA KUŞTUK
Candan Erçetin bağırarak şarkı söylemekten vazgeçtiğinden beri daha dinlenilir şeyler çıkarmaya başladı ve bu listeye bile girmeye hak kazandı. Haa, sen kendini ne sanıyosun da Candan'a laf ediyosun, derseniz, cevabım bağıra çağıra şarkı söylemeyi şarkı söylemek sanan şarkıcı kim olursa olsun, sonuçta benim kulak sağlığımdan önemli değil. Candan bunu yeni keşfetti. İyi şarkıcı, diva, sahne ilahesi filan ama son birkaç albümdür çok yoruyordu bağırması ve bir yandan da vibrasyonlu sesini kulağımıza kulağımıza sokması. (Bir not: sesimi göstericem diye bağıra çağıra şarkı söyleme saçmalığını Sertab bile atlattı. Darısı Işın Karaca’ya!) Bu albümde bunu aşmış, dingin ve nihayet yormayan bir Candan var. Şarkılar tipik naif Candan şarkıları ve hepsi dolu dolu, buna bir de yorumun sadeleşmesi eklenince tadından yenmez olmuş. Bu albümün Candan’ın son CD baskısı olduğunu da hatırlatayım. Milyonlarca Kuştuk şarkısı favorim. Albümün çıkışı: Mayıs 2013.

BONUS:

SERTAB ERENER – SADE
Sertab da son zamanlarda yorum konusunda artık dinlenebilir bir sadeliğe kavuşan isimlerden. Rengarenk albümünden sonra Sade albümü de Sertab’ın yorumculuğunda yeni bir sayfa açtığı albüm dense yeridir. Albüm Sertab’ın bir röportajında okuduğum üzere, şarkı söylemeyi yeni öğreniyorum, bağırmak değilmiş şarkı söylemek dediği şeye karşılık geliyor adeta. Ha şunu bileydin diyor ve CD çalarda İyileşiyorum’u açıyoruz (Gerçi Beyaz Show skecinden sonra şarkı etkisini epeyce kaybetti, ama son zamanlarda Sertab'ın çıkardığı en iyi şarkılardan biri.) Yorum sakin, duygusu yerinde, şarkıların bir hikayesi var. Öyle de Güzel Böyle de Güzel, kimilerinin ticari bulduğu ama benim eğlenceli bulduğum bir şarkı. Albüm çıkışı: Mart 2013.

BORA DURAN – İNSAN
Bora Duran sessiz ve derinden gelen isimlerden. Gül Senin Tenin ile çıkış yaptığı günden bu yana istikrarlı bir yükseliş gösterdi ve Sen de  Gidersen teklisi ile kazandığı başarı ile birlikte çalışmalarının meyvelerini yeni yeni toplamaya başladı. Son albümüne adını veren parça İnsan şimdiden epey ilgi çekti ve baya yayınlanıyor klibi. Ayrıca bu şarkı Bora Duran’dan aşk şarkısı dışında başka bir konuda olan ilk şarkı. Genelde insanlık halleriyle ilgili şarkı yazmak bıçak sırtı bir durumdur, insan yeni bir şey söyliycem diye klişelerden klişe beğenebilir, ama bu şarkının sözleri bana ilginç ve hoş geldi. Albümün henüz tamamını dinleyemediğim için ilk on içine alamadığım albümü, dinledikten sonra bir yazıyla taçlandırmak gerek. Bora Duran kıymet verilmesi gereken müzisyenlerden. Albüm çıkışı: Kasım 2013

ATLAS – SELAM YABANCI
Kumdan Kaleler grubunu dalgalar alıp götürdükten 18 sene sonra Tuna Kiremitçi yeni grubu Atlas ile kaldığı yerden devam ediyor. Daha sert şarkılar ve daha değişik bir yorumla Kumdan Kalelerin izlerini tamamen silen Tuna Kiremitçi’nin yeni grubu Atlas, 2013'ün sonlarında Tabanca şarkısı ile baya hızlı bir giriş yaptı. Albümün tamamını dinleyip tam fikir sahibi olana kadar çok fazla bir şey söylemek istemem, ancak albümün tamamı dinlediğim 2 şarkı gibiyse, sıkı bir grup kazandık demektir. Söz yazarlığı desen, adam zaten kelimelerin efendisi. Tabanca gerçekten iyi bir şarkı. Kapak tasarımı da çok başarılı. Albüm çıkışı: Kasım 2013


HAYAL KIRIKLIKLARI:

NİLÜFER – 13 DÜET
Bir önceki sene çıkardığı ve Nilüfer’in son yıllardaki kariyerinde en büyük başarıyı yakaladığı 12 Düetin başarısının ticari olarak shitini çıkarmak olarak gördüğüm bu albümü sonuna kadar dinleyemedim. Düetlerin uyumsuzluğuna mı yanayım, seçilen şarkıların yanlışlığından mı dem vurayım, düzenlemelerin kötülüğünü mü dile getireyim. Hiç olmaması gereken bir albümdü. Albüm çıkışı: Şubat 2013





ŞEBNEM FERAH – OD
Eller gider mersine, Şebo gider tersine gibi bir durum söz konusu. Müziğin en cazgırları giderek sade yorumlara dönerken, Şebnem bağırarak şarkı söylemede devrim üzerine devrim yapıyor. Olmaaaz bir tanem, olmaaaaz sevdiğim, diyesim geliyor. Nerde o sağlam, dile dolanan, kulağa yerleşen gümbür gümbür Şebnem şarkıları, nerde bu şarkılar. İnanın televizyonda gördüğümde sadece Birileri vaaAAAAaaaaaARRR diye bağıran bir Şebnem duyuyorum ve yahu gidip baksanıza ne istiyor bu kadın, bir sorun bakalım, susar belki, diyesim geliyor. Çok muzdarip ve mutsuzum Şebnem'in son albümlerinden. Hep Şebnem modern zamanın en iyi kadın ozanlarındandır, yazdığı şarkılar hep dolu ve hikayesi olan şarkılardır dedik ama sonuçta gelinen noktada, bu Şebnem albümü sadece birtakım gürültü ve bağırtılar duyduğum, tek kelimesini anlamadığım, uzun uzun sözlerini ezberleyemediğim, ezberleyemediğim için de sevemediğim, kulağıma yerleşmeyen, belli bir temposu, ritmi olmayan sesler olarak gelen, bende hiç iz bırakmadan bir kenara bıraktığım bir albüm oldu. Şebnem'in acilen bu kafadan sıyrılması ve Kadın gibi şarkılar yapması lazım. Albümün çıkışı: Nisan 2013

KARMA ALBÜM KATEGORİSİ:

AYSEL’İN (AYSEL GÜREL SAYGI ALBÜMÜ)
Geldi geliyor, çıktı çıkıyor derken, 2 buçuk yıllık özlem sona erdi ve Aysel Gürel’in albümü bu yaz müzik marketlerde bomba etkisi yarattı. Doğrusu bu kadarını beklemiyordum, ama sevindim. İyisiyle, kötüsüyle, eksiğiyle, fazlasıyla bir albüm yazısı yazıcam yıl bitmeden, ancak benim için senenin en heyecan verici albümlerindendi Aysel’in albümü ve ilgi görmesine kalpten çok sevindim. Albüm çıkışı: Mayıs 2013

ONURLU 25 YIL  (ONUR AKIN SAYGI ALBÜMÜ)

Onur Akın, müzikteki 25. yılını bir saygı albümüyle taçlandırdı ve birbirinden kıymetli sanatçılar Onur Akın şarkılarını kendilerince yorumladılar. Bu albümü ben çok sevdim, zira şarkıların yeniden yorumlanması konusunda şüphelerim vardı ve albümü dinleyince şüphelerim keyfe dönüştü. Bu tür saygı albümlerinde, canımı en çok sıkan şey hep şarkıyı yeniden yorumlayanın kendi tarzını ortaya koymak için şarkının özünden uzaklaşması, kaba tabirle şarkının içine etmesi olur hep (“cover” yerine acilen tek kelimelik bir karşılık buluna sayın müzik otoriteleri!). Genelde yeniden yorumlayan kişi hep aslını aratır. Bu albümde ise, yeniden yorumların birçoğunu başarılı buldum. Benim için yeniden yorum, şarkının özünü koruyarak kendi tarzınla bütünleştirmek demek ve bu albümde birçok şarkıda bunu bulabildim. Şarkıların hem ilk hallerine sadık kalınması, hem de yepyeni şarkılar hissi verilmesi mutlu etti. Albümün çıkış klibi –her ne kadar fazla başarılı bir klip olarak görmesem de- Yaşar'dan Firari oldu. Şarkı Yaşar’ın sesinde ve Tansel Doğanay’ın parmaklarında bambaşka bir forma büründü. Ama albümde özellikle 2013 başlarında kaybettiğimiz Müslüm Gürses’in içe dokunan Asi ve Mavi yorumuna da dikkat derim. Albüm yazısı için buraya bakabilirsiniz: ALDIM, DİNLEDİM, YAZDIM - ONURLU 25 YIL (ONUR AKIN SAYGI ALBÜMÜ) Albümün çıkışı: Şubat 2013

22 Aralık 2013 Pazar

ALDIM, DİNLEDİM, YAZDIM – ABİDİN ÖZŞAHİN - DUY BENİ

9 YILA 9 ŞARKI

Geçen yazımda ve söyleşimde Abidin Özşahin temelinde, bu yazının girişi sayılabilecek o dönemin yarışmalarına bakmış ve Abidin’in ilk albümündeki proje Abidin'e değinmiş, Aşktan Yana adlı albümde birbirinden değerli söz-müzik yazarları katkı yapmış olsa da, şarkıların “Abidin" şarkıları olmadığını ve Abidin’den Tarkan benzeri bir pop imaj yaratılmaya çalışılırken nasıl sahicilikten uzaklaştırıldığını yazmıştım.


O yüzden şimdi yazacağım albümü Abidin’in ilk albümü olarak adlandırmayı tercih ediyorum. Zira elimde tuttuğum albüm, bütün yarışma boyunca Abidinseverlerin beklediği ve aslında Abidin’in ta o zamanlarda yapmak istediği her şeyi yapabildiği bir albüm olmuş. Seyhan Müzik etiketiyle geçen Mayıs ayında raflara giren albümde 9 şarkı var ve tamamında söz-müzikler Abidin Özşahin’e ait. 9 sene aradan sonra çıkan poprock soundlu “Duy Beni” albümü bu anlamda Abidin’in olgunluk albümü. 9 yıla 9 şarkı. Gerçekten özenilmiş ve tam da Abidin’i yansıtan bir albüm olduğunu görüyorsunuz. Önceki pop şarkıcısı imajından sıyrılıp, daha ayakları yere sağlam basan, kendini bulmuş ve bunu şarkılarına yansıtmış bir Abidin var.


Şarkılarda aşkın dışında aslında Abidin’in müzik yaşantısı boyunca yaşadığı her şeye dair küçük ipuçları bulabiliyorsunuz bazen bir satırda, bazen şarkının hepsinde. Örneğin, Kaos böyle bir şarkı gibi geldi bana. Gerçi söyleşimizde Abidin o şarkının hikayesinin farklı ve aslında trajik bir öyküsü olduğunu anlatmıştı, lakin ben o şarkıda başka bir şey daha gördüm. Abidin’in yarışma öncesi, sırası ve sonrasında yaşadığı duyguların ifadesini.

Bir durup, bir düşünüp
Bin ah işittin
Durmadın, yorulmadın
Kendinleydi çelişkin
Anlattın defalarca
Kendini kaybettin
Azad olmuş ruhun
Beden senin sen nerdesin
Dursun zaman
Dursun bütün yaşadıkların
An be an nerede durduysan
Uçurumlardan döndün
Bir kaos durum bu
İçinde dönüp durdun
Bir de yalnızlık zamanı
Düşündükçe vuruldun

Buna göre, “bir durup, bir düşünüp, bin ah işittin” satırı, yarışma sırasında içine çekildiği reyting amaçlı aşk oyununu ve jürilerle yaşadığı tartışmayı, “durmadın, yorulmadın kendinleydi çelişkin" ifadesi, Abidin’in yapmak istediği albüm, olmak istediği müzisyen ile ona yapılan albüm ve çizilen imaj arasındaki çelişkiyi düşündürdü bana. “Beden onundu ama o neredeydi?” Özellikle son dörtlükte “bir kaos bu, içinde dönüp durdun” yarışma sürecini ve Abidin'in çabasını, "bir de yalnızlık zamanı, düşündükçe vuruldun" yarışmanın rüzgarının kesilip Abidin'i dokuz senelik inzivaya götüren süreci aklıma getirdi.


Şarkılar temposu yüksek şarkılar, özellikle çıkış şarkısı Aman Aman ile bence klasik bir şarkı kategorisine kolayca girebilecek Duy Beni insanı ilk dinleyişte içine alan şarkılar. Aman Aman umutsuz bir aşkın peşinden koşturan "tarumar” olan bir aşığın hikayesini anlatıyor. Fettan bakışlı kandıran kızın tuzağına düşen aşığın düştüğü halleri anlatan eğlenceli bir şarkı. Ama benim albümdeki kişisel favorim albüme adını veren “Duy Beni" şarkısı. Feridun Düzağaç şarkılarının tınısını duyduğum bu şarkının bir yavaş tempoya inen bir hızlanan yapısı Abidin'in sesinin duygusuyla insanın boğazını düğümlüyor. Uzak mesafe aşklarını anlatan şarkıda, kolay olacağını sandığı bir ayrılığın ardından yaşadığı hasreti dile getiren bir adamın, şarkılarda teselli bulmasını ve nihayetinde kazın ayağının hiç de öyle olmadığını anlatıyor. Uzak mesafe ilişkileri zordur ve ne kadar sevse de insan, gözden görmeyince gönül de katlanamıyor her zaman. Hayatın farklı şehirlerde farklı hayatlar yaşamak üzere savurduğu ve şehirler aynı olmasa da nasılsa gönüller bir tesellisiyle devam edeceği düşünülen ama hiç de öyle olmadığı anlaşılan bir aşkın erkek tarafının itirafına bağlıyor nakarat ve “göz görmeyince gönül katlanır sandım, yalanmış sadece için için yandım,“ satırlarında ayrılık kolay gelecek sanırken hasretinden adeta prangalar eskiten bir adamın duygularını yaşıyorsunuz.


Albümün yüksek tempolu şarkılarından “İstanbul” aslında biraz taşlama şarkısı gibi geldi bana. “Deli gibi coşmalı, her güzele kanmalı, kaybolup sır olmalı, sakla bizi İstanbul sokakları” gibi satırlar, sizi bilmem ama bende patlayan magazin flaşları ve hızla ortamdan uzaklaşan taksilerde milletin ağzına sakız olmuş ilişki insanlarına Abidince bir bakış gibi geldi. Magazin alemlerini hafiften ti’ye alan ve ufaktan laf çarpan bir şarkı misali yani. Bunu neden böyle gördüm, çünkü Abidin’de hiç gecelerin adamı izlenimi yok. Düşününce yaşadığı değil, gözlemlediği şeyleri yazmış diye düşündüm. Albümün aşk dışı şarkılarından biri.

Albümün ikinci yarısı sayılabilecek Aman Aman, İstanbul, Bebeğim, Kop Gel, Kaos, Savaşma Seviş Abidin’in tam anlamıyla rock sularında yüzen şarkıları. Duy Beni, Bu Kader Benim ve özellikle Değer Misin 90lı yılların güzel slov pop şarkılarını hatırlattı bana.

Albümün teşekkür yazısı, klasik teşekkür yazısından farklı, Abidin teşekkürlerini küçük bir deneme/hikaye yazarak dile getirmek istemiş ve o teşekkürde asında bu dokuz senede biriktirdiği her şeyi ve bütün o süreçleri özetlemiş bir bakıma.

Albüme emek verenlere bakıldığında, İskender Paydaş’ın ismi gözüme çarpıyor. İskender Paydaş, dokunduğu albümü uçuran bir adam ve bu albümde Yaylı düzenlemeler, tuşlu çalgılar, perküsyonlar, hammond'da Paydaş’ın adını görüyoruz. Albüme emek veren bir diğer isim, hepimizin Seksendört grubundan tanıdığı ve benim de şahsi olarak pek beğendiğim Tuna Velibaşoğlu. Elektrik, Akustik gitarlar, düzenlemeler ve vokalde katkısı olan Velibaşoğlu albümü sırtlayan isimlerden.

Albüm kartonetide siyah-beyaz renkler hakim ve böyle olması albüme güzel bir ağırlık katıyor bence. Fotoğraflardaki kirli sakallı Abidin, bu haliyle ilk albümdeki temiz yüzlü pop şarkıcılığından hep olmaya azmettiği bir rock şarkıcısına dönüşümü yansıtıyor.

Poprock soundlu bu albüm, ilk albümde insanların beklediği Abidin. Albümdeki pop ve rock dağılımı albümün türü konusunda biraz kafa karıştırıcı dursa da (yani bu tam bir pop albümü değil, ama tam bir rock albümü de değil), Abidin’in bundan sonraki gelişimine dair ipuçları veriyor. Zaten o da bunun bir geçiş olduğunu söylüyor. Slov şarkıların da, hızlı şarkıların da temposu yüksek ve kulağın kolayca kavradığı bir yapısı var. Yorumu, harmonisi ve sözleri ile akılda kalıcılığı yüksek şarkılar. Bir de Abidin’in oturmuş vokalinde tarzını bulmanın rahatlığı hissediliyor. Albümün benim açımdan en kıymetli yanlarından biri canlı enstrümanları duyabilmek. Bilgisayar ortamının enstrümanlarının yerine canlı enstrümanlarla kotarılan bir albüm benim için hep kıymetlidir. Bu albüm şarkılarının tümünü yazan Abidin’in şarkı yazma ustalığını uzun, şiiimsi satırlarda görüyoruz.


Bu albümde aptala ezberletir gibi otuz iki kere tekrarlanan nakaratlar yok, aşkı anlatıcam diye ucuz ve bayağı sözler yok, klişe “sensiz yaşayamam, ölürüm, biterim” sululuğu yok, büyük büyük iddialı cümleler yok, büyük bir cümle söyleyip de gerisi çöp satırlarla dolu şarkılar yok, ama neler var bu albümde, samimiyet var, ayrılığın da, aşkın da, hayatın da erkek tarafından ifade edilişi var, hikaye var, duygu var, emek var, espiri var, müzik var. Tadında, en güzel yerinde sona eren ve bi daha dinleyim bari dedirten, meramını kısa ve öz olarak anlatıp bitiren şarkılar var.

Gecenin bir vakti ve ben Abidin’in albümünü dinliyorum. Şarkılara, konsepte, Abidin’in duruşuna, sözlere baktığımda düşünüyorum da, belki de bu albümün ortaya çıkması için bu ara gerçekten gerekliymiş. Bu albümle artık Abidin bir yarışma şöhreti değil, bütün etiketlerden bağımsız bir şarkıcı. Yolu açık ve alkışı bol nice albümlere…


BİR POPSTAR HİKAYESİ - 2. BÖLÜM - ABİDİN ÖZŞAHİN İLE SÖYLEŞİ

“İçime sindire sindire, ağır ağır yol almayı tercih ettim.”

 

Abidin'i 2003 yılında Popstar yarışmasının, hafif mahçup, güzel bakışlı, güzel sesli, ne istediğini bilen, efendi ve istekli bir yarışmacısı olarak tanıdık. O süreci 1. Bölümde özetlemiştim. Aylar süren yarışmada ipi göğüsleyip birinci olmuş, bir albüm yapmış ve şöhret kapıları açılmıştı. Sonrasında uzuuun bir sessizlik dönemi geldi (ya da biz öyle sandık, oysa Abidin o yıllarda hiç boş durmamış,  söyleşi de okuayacağınız gibi hep üretmiş, hep üretmiş). Şimdi 9 sene sonra çıkardığı "Duy Beni" albümü ile bir kez daha kulaklarımıza konuk olan Abidin'le o süreci ve bu albümle yaptığı ve yapmak istediği şeyleri konuştuk. Öncelikle Abidin’de ilk dikkatimi çeken, sıcaklığı, hoş sohbeti ve mütevaziliğinin yanı sıra ne istediğini bilen, hedeflerini belirlemiş ve müzikal olarak kendini doldurmuş, nitelikli ve donanımlı bir müzisyen olmasıydı. Ben sordum, o da nezaketle yanıtladı.

Abidin’in müzikal geçmişi yarışmaya katılmadan çok önceye dayanıyor. “1992 yılında amatör olarak müziğe başladım. 1994 yılında müzik öğretmenim Faik Kasapoğlundan dört sene şan ve gitar dersleri aldım. 1998 yılında Akademisyen Ruşen Utku Özkanoğlu gözetiminde iki sene gitar eğitimi aldım. Yine bu dönemde eğitim aldığım müzik merkezinde 7-16 yaş gurubuna gitar eğitmenliği yaptım. 2002 yılında Türk halk Müziği sanatçısı Abdurrahman Yağdıran gözetiminde usul ve makam dersleri aldım,” diyerek anlatmaya başlıyor hikayesini. Böylesi bir donanımı, sadece bar sahnesinde ya da bahar şenliklerinde müzik severler ile paylaşmak yetmeyince profesyonel müzik hayatına atılmanın yollarını aramış. Bir yandan da edebiyata ve şiire olan ilgisi nedeniyle kendi şarkılarını da yazmaya devam etmiş. 2003 senesinde reklamlardan duyduğu Popstar yarışmasını bu anlamda kendini tanıtabilmek ve sektöre girebilmek için doğru bir yol olduğunu düşünmüş. O dönemi şöyle anlatıyor: “Yarışma süreci inanılmaz yoğun çalışmalarla çok yorucu geçti. Canlı yayında milyonlarca insan beni izleyecekti hem doğru şarkı seçip hatasız söylemeliydim hem de ekranda kendimi izletmeliydim. Öncesinde aldığım tüm eğitimleri pratikte uygulamak ve kendimi tanıtmak ilk hedefim oldu.” Nitekim aylar sonunda yarışmanın birincisi oldu ve Türkiye gündeminde konuşulan tanınan takip edilen bir insan haline geldi. O dönem kendini tanıtma ve müzik sektörüne girme hedeflerine ulaştığını belirten Abidin, amaçladığının da ötesinde bir karşıl bulmuş.
İlk albümünden beklentisinin, yıllarca yaptığı ve onu en doğru şekilde ifade edecek müziği yapmak olduğunu söyleyen Abidin, “Amatör müzik hayatım alternatif rock, pop rock yaparak geçmişti ama ödül olarak bana yapılan albümün pop soundlu olması çokta içime sindirdiğim bir şey değildi,” diyor. O albümle artık profesyonel bir müzik hayatı olan Abidin, her ne kadar dinleyenler –ve kendisi- albümü beğense de, o albümün kendisini yansıtmadığını dile getiriyor: “Bir albüm yapabilmiştim çok değerli müzisyenlerle, bestecilerle, söz  yazarlarıyla, aranjörlerle ve prodüktörlerle çalışmıştım ama ben değildim. Dinleyen birçok insan beğendi albümü ben de beğeniyorum ama diyorum ya o ben değildim.”
 
(Burada bir parantez açarak, geçen yazıda yaptığım gözlemin Abidin tarafından da doğrulandığına dikkatinizi çekerim sevgili müzikdaşım. Aklın yolu bir :))

Yarışma hemen ardından Abidin kendini bir promosyon fırtınası içinde bulmuş. Albüm kayıtları ve inanılmaz yoğun geçen promosyon dönemi, yurtiçi, yurtdışı konser turneleri, imza günleri, açılışlar, davetler, ödül törenlerinden sonra artık yarışmanın rüzgarının da yumuşamasıyla Abidin belli başlı konserlere çıkmaya karar vermiş. “Çünkü yeni bir yapılanma içine girmem ve kendi ekibimi kurmam gerekiyordu,” diye anlatıyor bu durumu. “Bir prodüksiyon şirketi kurmak o ekipte çalışacak doğru insanları bir araya getirmek ve ardından yeni şarkılarla yeni albüme start vermek oldukça zahmetliydi. Benim de çok acelem yoktu, içime sindire sindire ağır ağır yol almayı tercih ettim.”


Ve sonrası 9 sene sonra “Duy Beni” albümüyle meyvesini vermiş. Bu süre boyunca Abidin sürekli şarkı yazmış. Albüme girerken “ilk işimiz şarkı seçmekle başladı yaklaşık 30 şarkı seçtik hepsi aranje edildi pilot kayıtlar yapıldı ardından 20 şarkıya sonrada 10 şarkıya eledik ve albüme 9 şarkı olarak girdik,” diye anlatmaya başlıyor “Duy Beni” sürecini. Bu albümde farklı bir strateji yürütmüş. “Öncelikle Pop albüm yapmış biri olarak bu albümün tamamı çok rock olmamalıydı. "Aman Aman" bu yüzden alaturka tınıları içeren bir rock sound'a sahip "Duy Beni"  de alternatif pop diyebileceğimiz  türden,” diyerek kısaca açıklıyor.

Şarkılarda, bu söyleşiden sonra okuyacağınız yorumlarda yazdığım gibi, kendi hikayelerini içeriyor. Abidin’in albümde en özel bulduğu parça, çok yakın bir arkadaşının yaşadığı depresyon, bunalım ve intihar eğiliminden doğan “Kaos” şarkısı olmuş. Arkadaşını son anda hastaneye yetiştiren Abidin, arkadaşının ona anlattığı sırdan etkilenerek yazmış bu şarkıyı. Çocukluk arkadaşının eşcinselliğini ailesine açması, ailenin ve çevresinin onu dışlaması, daha fazla dışlanmamak ve/veya daha fazla dost kaybetmemek için ikili bir hayata sürüklenişi ve bunun onda yarattığı psikolojik baskı sonucu intihara kalkması temelinde yazılmış bir şarkı. Aslında günümüzde pek çok eşcinselin -malesef- maruz kaldığı bu dram, bizzat şahit olunmuş bir durumla bu albümde bir şarkı olarak çıkıyor karşımıza. “Benim dostum nasıl böyle üzülür ve ben bu kadar duyarsız kalırım diye çok utandım kendimden. Ben hiç kimseyi tercihlerinden, yaşam biçiminden, renginden ya da inancından dolayı sevmedim. Ve benim ilk eşcinsel arkadaşım o değildi son da olmayacak. Evet belki geç kalmıştım ama bundan sonrası çok önemliydi. Dünyanın en erdemli duruşu kendin olmayı kabul etmek ve dimdik bunu savunabilmek. Bir tabuyu karşına alacak yüreği göstermek bizim dostluğumuzdan hiçbir şey kaybettirmedi, bir de "Kaos" diye bir şarkı çıktı,” diyerek özetliyor şarkının hikayesini. (Ben şarkının sözlerine ilk baktığımda başka bir şey görmüştüm, onu da aşağıda yazıcam.)


Peki geri dönüşü nasıl oldu bu albümün? Beklediğin tepkileri alıyor musun yoksa daha zaman var mı diyorsun? Diye soruyorum, müzik sektörüne dair serzenişte bulunuyor. Her şeyin ışık hızında tüketildiği, albüm satışı diye bir şeyin kalmadığı, imza günlerinin bittiği, eskisi kadar konserlerin yapılmadığı, festivallerin yok denecek kadar az olduğu, siyasetin her alanda olduğu gibi sanatın dibine kadar karıştığı, ülke ekonomisinin vahim, herkesin borçlu olduğu bir dönemde beklentilerin de büyük olmadığının altını çiziyor, ancak umudu bu albümün tükenmesinin hızlı olmaması. (Albümün çıkalı aylar olmasına rağmen, yeni yeni duyulması, biraz da çıkış zamanı ile ilgili aslında. Geçen Mayıs'ta çıkan albüm, tahmin edeceğiniz gibi, Gezi olaylarının da patlak verdiği zamana denk gelince, promosyon ve tanıtım da hakkıyla yapılamamış. Olsun iyi müzik her zaman yerini bulur.)

Bu albümün önceki albüme kıyasla Abidin için anlamı, ilk albümünde yapamadığı ne varsa bu albümde yapmaya başlaması olmuş Abidin’in ve “yeni projelerde de bir tık daha ilerleyerek müziğini yapacağını” dile getirerek hedeflerini belirtiyor: “Müzik çok aceleye gelen bir sanat değil yukarıda bahsettiğim unsurlara inat direnmeye devam etmek lazım. İlk hedef albümü piyasaya sürmekti. İkinci hedef tanıtabildiğim kadar herkese ulaştırmak. Üçüncü hedefim de tüm dinleyicilerimizle konserlerde buluşmak. Çalışmalarımız son sürat devam ediyor.”

Sevenlerine mesaj olarak şu sözleri söylüyor: 
"Tabuların esiri olmayın. Kendiniz olmaktan korkmayın kendinizin savunucusu olun, kendinize inanın, kendinizi sevin... Herkese sevgilerimi gönderiyorum.”



"Duy Beni" albümünün ilk klibi "Aman Aman" burada: