Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

22 Aralık 2013 Pazar

ALDIM, DİNLEDİM, YAZDIM – ABİDİN ÖZŞAHİN - DUY BENİ

9 YILA 9 ŞARKI

Geçen yazımda ve söyleşimde Abidin Özşahin temelinde, bu yazının girişi sayılabilecek o dönemin yarışmalarına bakmış ve Abidin’in ilk albümündeki proje Abidin'e değinmiş, Aşktan Yana adlı albümde birbirinden değerli söz-müzik yazarları katkı yapmış olsa da, şarkıların “Abidin" şarkıları olmadığını ve Abidin’den Tarkan benzeri bir pop imaj yaratılmaya çalışılırken nasıl sahicilikten uzaklaştırıldığını yazmıştım.


O yüzden şimdi yazacağım albümü Abidin’in ilk albümü olarak adlandırmayı tercih ediyorum. Zira elimde tuttuğum albüm, bütün yarışma boyunca Abidinseverlerin beklediği ve aslında Abidin’in ta o zamanlarda yapmak istediği her şeyi yapabildiği bir albüm olmuş. Seyhan Müzik etiketiyle geçen Mayıs ayında raflara giren albümde 9 şarkı var ve tamamında söz-müzikler Abidin Özşahin’e ait. 9 sene aradan sonra çıkan poprock soundlu “Duy Beni” albümü bu anlamda Abidin’in olgunluk albümü. 9 yıla 9 şarkı. Gerçekten özenilmiş ve tam da Abidin’i yansıtan bir albüm olduğunu görüyorsunuz. Önceki pop şarkıcısı imajından sıyrılıp, daha ayakları yere sağlam basan, kendini bulmuş ve bunu şarkılarına yansıtmış bir Abidin var.


Şarkılarda aşkın dışında aslında Abidin’in müzik yaşantısı boyunca yaşadığı her şeye dair küçük ipuçları bulabiliyorsunuz bazen bir satırda, bazen şarkının hepsinde. Örneğin, Kaos böyle bir şarkı gibi geldi bana. Gerçi söyleşimizde Abidin o şarkının hikayesinin farklı ve aslında trajik bir öyküsü olduğunu anlatmıştı, lakin ben o şarkıda başka bir şey daha gördüm. Abidin’in yarışma öncesi, sırası ve sonrasında yaşadığı duyguların ifadesini.

Bir durup, bir düşünüp
Bin ah işittin
Durmadın, yorulmadın
Kendinleydi çelişkin
Anlattın defalarca
Kendini kaybettin
Azad olmuş ruhun
Beden senin sen nerdesin
Dursun zaman
Dursun bütün yaşadıkların
An be an nerede durduysan
Uçurumlardan döndün
Bir kaos durum bu
İçinde dönüp durdun
Bir de yalnızlık zamanı
Düşündükçe vuruldun

Buna göre, “bir durup, bir düşünüp, bin ah işittin” satırı, yarışma sırasında içine çekildiği reyting amaçlı aşk oyununu ve jürilerle yaşadığı tartışmayı, “durmadın, yorulmadın kendinleydi çelişkin" ifadesi, Abidin’in yapmak istediği albüm, olmak istediği müzisyen ile ona yapılan albüm ve çizilen imaj arasındaki çelişkiyi düşündürdü bana. “Beden onundu ama o neredeydi?” Özellikle son dörtlükte “bir kaos bu, içinde dönüp durdun” yarışma sürecini ve Abidin'in çabasını, "bir de yalnızlık zamanı, düşündükçe vuruldun" yarışmanın rüzgarının kesilip Abidin'i dokuz senelik inzivaya götüren süreci aklıma getirdi.


Şarkılar temposu yüksek şarkılar, özellikle çıkış şarkısı Aman Aman ile bence klasik bir şarkı kategorisine kolayca girebilecek Duy Beni insanı ilk dinleyişte içine alan şarkılar. Aman Aman umutsuz bir aşkın peşinden koşturan "tarumar” olan bir aşığın hikayesini anlatıyor. Fettan bakışlı kandıran kızın tuzağına düşen aşığın düştüğü halleri anlatan eğlenceli bir şarkı. Ama benim albümdeki kişisel favorim albüme adını veren “Duy Beni" şarkısı. Feridun Düzağaç şarkılarının tınısını duyduğum bu şarkının bir yavaş tempoya inen bir hızlanan yapısı Abidin'in sesinin duygusuyla insanın boğazını düğümlüyor. Uzak mesafe aşklarını anlatan şarkıda, kolay olacağını sandığı bir ayrılığın ardından yaşadığı hasreti dile getiren bir adamın, şarkılarda teselli bulmasını ve nihayetinde kazın ayağının hiç de öyle olmadığını anlatıyor. Uzak mesafe ilişkileri zordur ve ne kadar sevse de insan, gözden görmeyince gönül de katlanamıyor her zaman. Hayatın farklı şehirlerde farklı hayatlar yaşamak üzere savurduğu ve şehirler aynı olmasa da nasılsa gönüller bir tesellisiyle devam edeceği düşünülen ama hiç de öyle olmadığı anlaşılan bir aşkın erkek tarafının itirafına bağlıyor nakarat ve “göz görmeyince gönül katlanır sandım, yalanmış sadece için için yandım,“ satırlarında ayrılık kolay gelecek sanırken hasretinden adeta prangalar eskiten bir adamın duygularını yaşıyorsunuz.


Albümün yüksek tempolu şarkılarından “İstanbul” aslında biraz taşlama şarkısı gibi geldi bana. “Deli gibi coşmalı, her güzele kanmalı, kaybolup sır olmalı, sakla bizi İstanbul sokakları” gibi satırlar, sizi bilmem ama bende patlayan magazin flaşları ve hızla ortamdan uzaklaşan taksilerde milletin ağzına sakız olmuş ilişki insanlarına Abidince bir bakış gibi geldi. Magazin alemlerini hafiften ti’ye alan ve ufaktan laf çarpan bir şarkı misali yani. Bunu neden böyle gördüm, çünkü Abidin’de hiç gecelerin adamı izlenimi yok. Düşününce yaşadığı değil, gözlemlediği şeyleri yazmış diye düşündüm. Albümün aşk dışı şarkılarından biri.

Albümün ikinci yarısı sayılabilecek Aman Aman, İstanbul, Bebeğim, Kop Gel, Kaos, Savaşma Seviş Abidin’in tam anlamıyla rock sularında yüzen şarkıları. Duy Beni, Bu Kader Benim ve özellikle Değer Misin 90lı yılların güzel slov pop şarkılarını hatırlattı bana.

Albümün teşekkür yazısı, klasik teşekkür yazısından farklı, Abidin teşekkürlerini küçük bir deneme/hikaye yazarak dile getirmek istemiş ve o teşekkürde asında bu dokuz senede biriktirdiği her şeyi ve bütün o süreçleri özetlemiş bir bakıma.

Albüme emek verenlere bakıldığında, İskender Paydaş’ın ismi gözüme çarpıyor. İskender Paydaş, dokunduğu albümü uçuran bir adam ve bu albümde Yaylı düzenlemeler, tuşlu çalgılar, perküsyonlar, hammond'da Paydaş’ın adını görüyoruz. Albüme emek veren bir diğer isim, hepimizin Seksendört grubundan tanıdığı ve benim de şahsi olarak pek beğendiğim Tuna Velibaşoğlu. Elektrik, Akustik gitarlar, düzenlemeler ve vokalde katkısı olan Velibaşoğlu albümü sırtlayan isimlerden.

Albüm kartonetide siyah-beyaz renkler hakim ve böyle olması albüme güzel bir ağırlık katıyor bence. Fotoğraflardaki kirli sakallı Abidin, bu haliyle ilk albümdeki temiz yüzlü pop şarkıcılığından hep olmaya azmettiği bir rock şarkıcısına dönüşümü yansıtıyor.

Poprock soundlu bu albüm, ilk albümde insanların beklediği Abidin. Albümdeki pop ve rock dağılımı albümün türü konusunda biraz kafa karıştırıcı dursa da (yani bu tam bir pop albümü değil, ama tam bir rock albümü de değil), Abidin’in bundan sonraki gelişimine dair ipuçları veriyor. Zaten o da bunun bir geçiş olduğunu söylüyor. Slov şarkıların da, hızlı şarkıların da temposu yüksek ve kulağın kolayca kavradığı bir yapısı var. Yorumu, harmonisi ve sözleri ile akılda kalıcılığı yüksek şarkılar. Bir de Abidin’in oturmuş vokalinde tarzını bulmanın rahatlığı hissediliyor. Albümün benim açımdan en kıymetli yanlarından biri canlı enstrümanları duyabilmek. Bilgisayar ortamının enstrümanlarının yerine canlı enstrümanlarla kotarılan bir albüm benim için hep kıymetlidir. Bu albüm şarkılarının tümünü yazan Abidin’in şarkı yazma ustalığını uzun, şiiimsi satırlarda görüyoruz.


Bu albümde aptala ezberletir gibi otuz iki kere tekrarlanan nakaratlar yok, aşkı anlatıcam diye ucuz ve bayağı sözler yok, klişe “sensiz yaşayamam, ölürüm, biterim” sululuğu yok, büyük büyük iddialı cümleler yok, büyük bir cümle söyleyip de gerisi çöp satırlarla dolu şarkılar yok, ama neler var bu albümde, samimiyet var, ayrılığın da, aşkın da, hayatın da erkek tarafından ifade edilişi var, hikaye var, duygu var, emek var, espiri var, müzik var. Tadında, en güzel yerinde sona eren ve bi daha dinleyim bari dedirten, meramını kısa ve öz olarak anlatıp bitiren şarkılar var.

Gecenin bir vakti ve ben Abidin’in albümünü dinliyorum. Şarkılara, konsepte, Abidin’in duruşuna, sözlere baktığımda düşünüyorum da, belki de bu albümün ortaya çıkması için bu ara gerçekten gerekliymiş. Bu albümle artık Abidin bir yarışma şöhreti değil, bütün etiketlerden bağımsız bir şarkıcı. Yolu açık ve alkışı bol nice albümlere…


1 yorum:

zülküf öztürkci dedi ki...

ABİDİN SEVEREK DİNLEDİĞİMİZ VE TAKİP ETTİĞİMİZ SANATCI ARKADAŞIMIZ BAŞAILI ÇALIŞMALRININ DEVAMINI DİLİYORUZ HER ZAMAN YANINDAYIZ....