Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

6 Şubat 2012 Pazartesi

BİR KONSER HİKAYESİ - YAŞAR @ ANKARA JOLLY JOKER [04.02.2012]


Bir Yaşar konseri için daha yollardayım sevgili postdaş. Bu defa Ankara yollarındayım. Saat 10.30’da bindim otobüste, aklımda geceki gece. Hiç yorulmuyo musun bilader? Diyebilirsiniz ama bu yolculuklar benim için terapi gibi oluyor. Ah bilseniz ne hayaller, ne planlar, ne projeler kurgulanıyor, uygulanıyor bilseniz. Tabi bu benim uyanık kaldığım süre içindeki durum, Zira ben tekerlek döner dönmez uyuyakalanlardanım :)

Yol boyu bozulmamış kar örtüsü, bembeyaz bir martının gerdan tüyü kusursuzluğunda! Ya da her tarafa köpük püskürtmüşler gibi! Ya da dev bir kremşanti vadisinde gidiyoruz gibi! Vuuhuu :) Beş saatlik yolculuğun ardından bir senemin geçtiği Ankara’ya varıyorum. Yaşar’la bir ortak noktamız daha Ankara’nın ikimizin de askerlik yeri olması! Bilseniz postdaşlar o kadar ortak nokta var ki, yollarımızın kesişmesini resmen evren istedi, diyeceğim geliyor zaman zaman :)

Neyse efenim konuya geleyim. Ankara’da 3,5 saat dolanıp nostalji turumu tamamladıktan sonra, saat 19.00 gibi mekana gidiyorum. Yaşar henüz provada bu sıralarda. Mekanda Ececiğimle buluşucaz, onu beklerken önce Eylem abi çıktı kapıdan meğer tam provanın çıkışına denk gelmişim iyi mi? Ender’i görüyorum.

Burada bir parantez açalım ve Ender Balcı’dan bahsedelim. Yaşar’ın (ve daha birçok müzisyenin) ses teknisyeni (nasıl deniyor, tonmayster) ve hani her eve lazım olan dostlardan, üstelik piyasada olan iyi olan her işte onun parmağını görmek mümkün. Yaşar’ın yanı sıra, Şebnem Ferah’ın Mart 2007 Senfoni Orkestrası kaydından tutun, Sibel Tüzün’e, Pentagram’a kadar aklınıza gelebilecek her ‘iyi’ albümde imzası var (Fender üstat, iltifatdegilhepsigercek dot com).

Veee Yaşar’ı görüyorum kalabalık ve hepsi de canımın parçası olan grubun arasında. “Deli çocuk, napıyosun orda soğukta?” diyor, “Yapıcak işim yok, bekliyorum abi,” diyorum, gülüyor, o gülüşü bir ömre bedel. “Geç içerde bekle, beklenir mi bu soğukta dışarda?” diyor, “ben de çok üşüdüm, bir gidip gelicem,” diyor. Herkesle selamlaşıp yolcu ettikten sonra ben de içerde Ece’yi beklemeye başlıyorum. Ece geliyor yarım saat sonra. Ece benim Ankara’daki Yaşarcanlarımdan biri. Bu gece de kalabalık olucaz. Yaşar da o sırada tivit atıyor, “Ankara, bana bir koro lazım, Ama bu gece lazım” diye. Zaten organize olmuşuz, orasını düşünmesine gerek yok :) Bir süre sonra, önce ojeliparmaklar, stildirektörü ile beliriyor, sonra burculi_ geliyor, ekip yavaş yavaş toparlanıyor, sonra Özlem, Elif Zeynep yanlarında bir arkadaşlarıyla geliyor. En son zzzeris ve eşi Tuncay bey de gelince bizim Ankara grubu tamamlanıyor, aşağı inmeye hazırız.

Bu arada İstanbul’daki mekan ne kadar ıkış tıkış ve sıkıcıysa, buradaki Jolly Joker o kadar geniş. Bu konuya başka bir postun konusu olarak şimdilik kapatıyorum ama yeri gelince açılacak zira Jolly Joker’e biraz mesafeliysem İstanbul’daki Jolly Joker yüzündendir!

Ankaralı Yaşarcanlarımla geri sayıma geçiyoruz. Saat 23.30’da muhteşem gece başlıyor. Aman Allah ne kalabalık ne kalabalık… İnsanlar karlara inat sökün etmişler ve nasıl güzel eşlik ediyorlar. Tam Yaşarlık seyirci. Zira Yaşar’ı bilenler, Yaşar’ın seyirciden reaksiyon almayı en az şarkı söylemek kadar sevdiğini bilir. Bu öyle bi şey ki, Yaşar bir şarkıda seyirciden reaksiyon alamazsa, o şarkıya küser, öyle önemli yani.

Canlar canı Elif hanımın tivitine göre 2000 kişiyi bulmuş seyirci, bar konseri için rekor bir sayı. İnsanlar bir şeye hasret kalınca reaksiyonları o kadar coşkulu oluyor. Yaşar Ankara’ya epeydir gitmiyordu. Geçen sene bir Panora konseri vardı bir de 10 Aralık’ta gene Jolly Joker konseri. Bu neredeyse yıllar sonra 3. konseri oldu. Biraz da o nedenle, seyirci de çok coşkuluydu :)

Deniz Yoksulu ile başladı gece. Bu şarkının hep gaza getirici bir havası var daha introsuyla ve Yaşar bu şarkıyı kısa bir süre öncesine kadar repertuarına bile almıyordu! Öyle şarkılar var ki repertuara girmediği için yazık olan, neyse onlar da bize özel kalsın!

Yaşar’ın konserlerinde ilk üç sıra hiç değişmez: Deniz Yoksulu, Gel Benimle, Cezayir Menekşesi. Önce bu şarkılarla avcuna alır seyirciyi. Bu konserin ise farklı bir yanı vardı. Yaşar daha konserin başında “KAR”lı şarkılardan bir repertuvar hazırladığını söyledi. Ama doğrusu böylesi bir sürpriz beklemiyordum. Cezayir Menekşesi’nin bitimiyle, Yaşar, “Aman görmesin ama ben bir Kayahan şarkısı söyliycem,” dedi ve Kayahan’ı her ne kadar sevmesem de benim için özel parçalarından “Kar Tanesi” ile karlı şarkılara geçiş yapıyor.

Alıcı kuşlar gibi, başımın üstünde dönüp durmayın
Kol kola girip yalnızlığımı vurmayın yüzüme kar taneleri,
Ah özledim hem de çok özledim, ezberledim beklemeyi,
Yollar benim umudumdur, yolları kapatmayın,
Yağmayın yollarıma durun kar taneleri

Yaşar’ı kendi şarkıları dışında sevdiği şarkıları söylerken dinlemeyi ne çok sevdiğimi düşünüyorum o anda. Onun müzikal gelişimi sırasında sevdiği şarkılar ile benim dinlediklerim arasında paralellik kuruyorum. Kar Taneleri’ne coşkuyla eşlik ettikten sonra beklenen şarkı geliyor: Her Yerde Kar Var! Şarkının sürprizi Levent Altındağ’dan geliyor: Tombe La Neige, yani orijinali, ama Fransızca değil, Leventçe! “Umarım kimse Fransızca bilmiyordur,” diyerek şarkının ikinci kısmını Levent Baba’ya emanet ediyor Yaşar. Karlı şarkılardan 3. sü Edip Akbayram klasiği “Hava Nasıl Oralarda” bu şarkıları Yaşar’dan dinlemek müthiş. Sonrasında Barış Manço’ya bir selam çakıyor Yaşar, “Kara Sevda”

Nasıl anlatsam bilemiyorum, içim içime sığmıyor… şarkı sözü değil sevgili postdaş, hissettiğim! :)

Tepine tepine alkışlıyoruz! Ve gecenin sürprizi Yaşar’ın ağzından Karlı Kayın Ormanı’nın ilk satırları dökülürken, seyircilerin arasında olan Mr Bamteli, Tayfun Talipoğlu’na bir selam çakıyor Yaşar ve bir dakika sonra Tayfun Talipoğlu Yaşar’ın sahnesinde! Karlı Kayın Ormanı’nda düet yapıyorlar Yaşar ile Tayfun Talipoğlu ve Mr. Bamteli enfes yorumuyla bir de şiir patlatıyor. Gece öyle bir sürprizli…

Gecenin devamı Yaşar’ın konserlerde seslendirdiği, çok seslendirmediği ve/veya seslendirmeye fırsat bulamadığı şarkılarla devam ediyor. Acıtmıyor Sevdan, Bela Sevdan, Sebepsiz Fırtına, Masal, Gözler Aynı Sen, Yalancı Bahar… Bu gece Sevda Sinemalarda değil Jolly Joker’de. Çok güzel bir kalabalık. Muhteşem. Ve ardından Başımda Sevdan yeni düzenlemesi ile geliyor. Birinci yarı Hayırdır İnşallah ile bitiyor. (Bir Not: Bu kadar üzücü içerikli bir şarkı nasıl bu kadar herkesi şıkır şıkır oynatabiliyor. Bravis! Alper Arundar’a selamlar olsun…)

İkinci yarı kör bıçakla başlar mı başlar! Bu adam bu şarkıyı her konserde nasıl bir öncekinden daha derin söyler? Beni Koyup Gitme, Aldanırım, Beş Dakika Bekle Git, Yüreğimi Kaybettim ve daha nicesi birbiri ardına akarken, ben de her Herdemcinin yapması gereken görevi yerine getirip, aranıp konseri dinlemesi gereken kişilere dinletiyorum. :) Tivitırdan mesajlar yağıyor. 2000 kişilik koro Jolly Joker’de şarkılara eşlik ederken, Yaşar’a bakıyorum, o da çok keyifli, belki de beklediğinin üzerinde bir ilgi ve eşlik var. Onun için mutlu oluyorum ben de.

Konser bitişi de aynı başlangıcı gibi belli şarkılarla oluyor. Beni Unutma, Divane, Esirinim, Kuşlar, Birtanem. Konser normalden uzuyor ama kimsenin şikayeti yok, sabaha kadar olsa dinlenir yani, hem daha bir dolu şarkı var söylenicek. Ama Kuşlar biterken Yaşar hepimize geldiğimiz için teşekkür edip sahneyi bırakıyor, ama bu geçici bir gidiş, zira reaksiyona bakılırsa bu seyirci Yaşar’ı böyle kuru bir vedayla bırakıcak gibi değil. Nitekim öyle oluyor, YAAA-ŞARR, YAAA-ŞARR, YAAA-ŞAARR nidaları arasında Yaşar sahneye geri dönüyor ve serinin kalan son şarkısı olan Birtanem’i ve ardından Hoşça Kal Gözbebeğim’i söyleyerek, ağzımıza bir parmak bal çalıp iniyor sahneden. Sırada kulis var ama hepimiz büyülenmiş de büyüden uyanmış gibiyiz, sesler gitmiş… Bekliyoruz. Saat 02.30. Elif Hanım yanımıza geliyor, ayak üstü sohbet ediyoruz. Aklımda onunla da röportaj yapmak var. O yüzden şimdilik bu kadar bahsediyorum. :)

Yaşar çok bekletmiyor bizi ve tüm yorgunluğuna rağmen Yaşarcanlarının fotoğraf, bir fotoğraf daha, ayy bu güzel çıkmadı bir tane daha isteklerinden hiçbirini kırmayarak, herkesle tek tek fotoğraf çekiliyor. Biraz önce sahnede oradan oraya seken adamdan eser yok, o kadar sıcak ve mütevazi ki, insanın canına sarası geliyor. Ayak üstü konuşu İstanbul grubunun selamlarını iletiyorum ve herkesin fotoğraf/imza işleri bittikten olarak kadrolu izleyici olarak son sarılma hakkını kendimde görüp sıkı sıkı sarılıyorum. Ve artık gitme zamanı… Kafamı kulisin kapısında içeri sokup gruba da merhaba dememek olmaz :’(

Hep birlikte dışarı çıkıyoruz. Benim ritüelim Yaşar’ın arabası hareket edene kadar gitmemek, öyle bir huy edindim zaman içinde, dışarıda hem soluklanıyoruz, hem de geceyi konuşuyoruz, derken Yaşar dış kapıda görünüyor, başlıyoruz “Karlaraaaa inattt, yürürüz yollarına” diye ama konserde yeterince yorulan seslerden teneke tıkırtısı ayarında sesler çıkıyor :) Yaşar da “Amannn,” diyor, “daha söylemeyin” :) Hepimize yeniden teşekkür edip arabasına binip giderken grupla da vedalaşıyoruz, bir hafta sonraki İstanbul Jolly Joker konseri için sözleşiyoruz :) Bu konser, diyeceğim o dur ki, İstanbullu dinleyiciler için de bu şekilde yapılmalı.

Her konser benim için ayrı bir serüven keşfedilmeyi bekleyen, demem boşuna değil! Bir rüya daha diğer rüya geceler arasındaki yerini aldı. Sabaha karşı 05.30’da otobüsü bekleme esnasında yüzümde yorgun ama mutlu bir gülümseme yerini alırken aklımdan geçen son düşünce bu oluyor!

NOT: GECEDEN VİDEOLAR ÇOK YAKINDA BURADA!

3 yorum:

Yeşim dedi ki...

Okurken yeniden yaşadım geceyi :) Canım yüreğine kalemine sağlık. Mimiklerini bile ezberledim artık O'na o kadar yakın olmak şarkılarını söylerken eşlik etmek benim için bir rüyanın gerçek olması. Kalbimde çok özel bir yeri ve sadece O'na özel içimde büyüttüğüm bir sevgi var.

birgul caliskanturk dedi ki...

resmen yaşadım ben de konseri.. istanbul için de böyle bir anlatım bekliyoruz:))

EsraKuşcu dedi ki...

"karlara inat" yollarına yürüyen sevenlerinin olması bir sanatçı için bir müzik adamı için hiçbir şeye benzemiyordur diye düşünüyorum.

İçinde kar yağan şarkılar güzeldir. Güzeldir ama hüzünlüdür, sürükleyicidir ama ayırır sevenleri... aşıktır ama kavuşamaz.

Tıpkı 96'dan beri sevdayla dinlediğimiz Yaşar şarkıları gibi.

Böyle bir repetruar da ancak O'na yakışırdı zaten...

Kalemina sağlık TuncaTutkun! Bir konseri ancak bu kadar hissedebilirdim gitmeden.

Kıskanmadım değil hani :)

EsraKuşcu