Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

12 Aralık 2013 Perşembe

BİR POPSTAR HİKAYESİ - 1. BÖLÜM

TÜRKİYE POPSTAR BİRİNCİSİ ABİDİN ÖZŞAHİN ÜZERİNDEN FANUS YARIŞMALARINA BİR BAKIŞ


2000'li yılların başı, bolca diziye ve yarışmaya boğulan 90lı yılların ardından vites değiştirip yeni bir televizyonculuk anlayışıyla geldi. Dünya temeli Big Brother olan ve sıradan insanların yaşamlarının bir fanus içinde gözetlenmesi konseptine dayanan yeni yarışma türleriyle tanıştı ve Türkiye de bu furyadan çok geçmeden nasibini aldı. Biri Bizi Gözetliyor yarışmasıyla başlayan sıradan yaşamları gözetleme yarışmaları ve içindeki karakterler o zaman için o
kadar popüler olmuştu ki, o dönem başka konu konuşulmaz hale gelmişti. Yarışmalar Biri Bizi Gözetliyor'da sosyal bir deneyin kobayları gibiydiler, sevinmeleri, üzülmeleri, kavgaları, barışmaları, eğlenmeleri planlı ancak çaktırmadandı. Hepsinde ortak nokta yarışmacıların sıradan insanlar olması ve insanların kendilerini özdeşleştirdiği yarışmacılara oy vermesi ile kendi zaferini ilan etmesiydi. Biri Bizi Gözetliyor ilk örneğiydi bunun ve bir dolu şöhret yaratıp, başarısı akabinde gelecek sıradan yaşamlara mucizevi ünlü olma şansı verecek bir dolu yarışmanın da kapısını açmış oldu. Biri Bizi Gözetliyor’un rüzgarı konsept değiştirip evlenme programlarına dönüştü ve bu sefer de müstakbel zevcesini bulmak isteyenlerin hayatlarına odaklandık ve onlarla yattık kalktık bir iki sene de. Onların sevinçleriyle sevindik, üzüntüleriyle üzüldük, evlenmeleri ve hatta çocuk doğurmalarına kendimizin gibi sevindik (niyeyse?), ayrıldıklarında biz de onlarla karalar bağladık.


İşte tam bu fanus modeli yarışmaların tavan yaptığı yıllarda, televizyonlar yeni yarışma mecraları keşfetmekte gecikmiyordu. Fanus evlerde yaşayanların ne kadar yetenekli, ne kadar azimli ve hırslı olduğunu gören yarışmacılar, bu defa konsepti gene değiştirdiler ve Türk televizyonları 2003 yılında tüm dünyada American Idol olarak bilinen yetenek yarışmasını Türk Televizyonlarında “Popstar” adıyla vermeye başladı. Bu yarışma, müzikle uğraşmak isteyen "ünsüz" kişilerin şarkı söylerken hayatlarını da gözetlememizi sağlarken, onlara getirdikleri reyting kadar şöhret yolunun kapısını açıyordu. Her açıdan karlı bir anlaşma gibiydi. Yaışmacılar milyonlara seslerini duyuracak, onları getirdiği reytingler de jürinin ve kanal patronlarının cebini dolduracaktı. İlk Popstar tam bir fenomen oldu, yeniydi, ilginçti, yenilikçiydi ve sonrasında yolunu açtığı diğer müzik yarışmaları gibi müzikten çok hayata ve reytinge odaklanıyordu! Jüriler bilhassa birbiriyle ve yarışmacılarla çatışmak üzere seçilmiş ve reyting için aşk, ihanet, hırs, müzik hepsi iç içe yedirilmişti. Bu bol gözyaşı soslu ve acıklı öykü dolu yarışmalar birkaç sezon kendi kahramanlarını çıkardı ama sonuçta kazanan sadece adları daha da parlayan jüri üyeleri oldu. Yarışmacılar önceleri birkaç programda boy gösterdi, bazılarına albümler de yapıldı, ama sonrasında birçoğu kaderine terk edildi ve medyanın görünür yüzünden uzaklaştı.

İlk yarışma gerçekten özel sesler içeriyordu. Onlar ilkti ve bu yüzden çok sevildiler: Abidin, Firdevs, Aydan, Barış, Evren, Eser, Bayhan, Elena, Selçuk, Serkül, Alpay, Ceyda ve Müge ilk serinin yarışmacılarıydı ve hepsi olmasa da birçoğu gelecek vaat eden, gerçekten güzel seslerdi. Bu yarışma o açıdan çok özeldi. Katılanların birçoğu gerçekten iyiydi, ama bu yarışmalarda iyi olmak her zaman işe yaramıyordu işte. Bu yarışmacılar içine düştükleri kurtlar sofrasının vehametinden bihaber yarışmacılardı. Bu yarışma onlar için hem avantaj hem de dezavantaj oldu (Tabi ki bu benim, yazının genelinde olduğu gibi şahsi düşüncelerim).

Yarışmadan Abidin, Firdevs, Barış, Evren, Aydan, Bayhan, Eser, Selçuk ve Serkül albüm çıkarma şansına erişen yarışmacılar oldular. Ancak arkalarında ne vaat edilen destek, ne pr çalışması vardı, albümler raflarda bekledi durdu. Bu yarışmacılardan bir tek Abidin, Barış ve Aydan istikrarlı olarak sahnelere ve albüm çalışmalarına devam ediyor. Evren'in Bodrum'da sahne aldığını biliyorum.

Bütün bunları niye yazdım, çünkü bu yazımın konusu, o yarışmaların ilki olan ve bence en özeli olan ilk Popstar'ın hatır sayılır bir farkla birincisi olan Abidin Özşahin’in albümünü yazmak, ancak o kadar doluyum ki bu konuda bunlardan bahsetmeden o albümün değerini yeterince iyi ifade edemem diye düşünüyorum. Yazının devamında uzun girizgahımın nedenini anlayacağınızı umuyorum.
Abidin’in daha yarışmanın ilk başında bir havası vardı, ancak belki de tek dezavantajı Tarkan’a benzetilme konusu Abidin’in de yakasını bırakmadı ilk albümde. Özellikle E.S.’ye buradan selamlarımı yolluyorum Abidin’i kariyerini neredeyse başlamadan bitirecek bir projeye dönüştürme çabası için. Yarışma boyunca ailemizin şarkıcısı, abisi, kardeşi gibi bir imaj çizilen Abidin'e, yarışmanın son anında çakma bir aşk oyunu yapıştırıldı ve bütün imajı elbirliğiyle yerle bir edildi. Yarışma boyunca Abidin rock ağırlıklı şarkılar söyledi, ancak yarışmadan sonra çıkan albüm kapağından Abidin’in yarışmada çizdiği imajla uzaktan yakından alakası olmayan çok "pop" versiyonu bakıyordu. Abidin'den kötü bir Tarkan kopyası yaratılmaya çalışılmıştı. Bütün bunlar aslında dönen kirli oyunların ve reyting savaşının bir genç azimli müzisyenin hayallerinin üzerinden acımasızca geçen buldozeriydi. 

Aslına bakılırsa 2004 yılı çıkışlı Aşktan Yana albümündeki şarkıların söz-müzik yazarlarına baktığımızda başka biri söylese çok da şık bir albüm sayılabilirdi. Yıldız Tilbe, Fuat Güner, Aysel Gürel, Çelik ve tabi ki Ercan Saatçi gibi isimlerin şarkılarıyla kotarılan albüm, saf bir pop albümü olmuştu ve Abidin’i hiç mi hiç yansıtmıyordu. İlgi çekmedi mi? Tabi ki ilk çıktığında ilgi çekti. Yarışmanın ateşi geçmemişti ve arka arkaya çekilen kliplerle biraz gazlanarak birkaç ay konuşulmuştu. Boşuna, Zır Zır, İki Satır, Penceremde Yağmurlar şarkıları kliplendikten sonra, tabiri caizse Abidin ortadan kayboldu! O albümde yansıtılan Abidin sahici değildi, prodüktörlerin ve E.S’nin projesiydi sadece.

“Duy Beni” diyen “gerçek” Abidin’i "duymak” içinse 9 sene beklememiz gerekecekti!








Yazısı devam edecek…

KARLI ŞARKILAR...

KARA EŞLİK EDEN ŞARKILAR

Dağda bir avcı kulübesi kadar mahsurum, sana mecburum...
Kış bu sene tam zamanında ve gerçekten kış gibi geldi. Dışarıda yollar diz boyu kar iken, ben de boş durmayayım ve kışlı karlı şarkılardan bir liste yapıp kar keyfinize eşlik etmek istedim. Kar benim için beyazlık, dünyanın kirinin pasının –birkaç ay için bile olsa- beyazlıklara gömülmesi demek. Karda yürümek, düşe kalka ilerlemek, saçımıza dökülen kar tanelerini saymak ve düşen kar tanelerinin dilimize konmasını beklemek, hatta yerlere yatıp kol ve bacaklarımızı açarak oynadığımız melek oyunu. Kar benim için çok şey ifade ediyor, çocukluğumun ilk 10 yılı Sivas’ta karlar içinde geçti, sizin de karla ilgili anılarınız varsa, dilerim fonunda bu şarkılardan biri ve birkaçı mutlaka olur…

Kayahan – Kar Taneleri 

Alıcı kuşlar gibi başımın üstünde dönüp durmayın
Alıcı kuşlar gibi başımın üstünde dönüp durmayın
Kol kola girip yalnızlığımı vurmayın yüzüme kar taneleri
Kol kola girip yalnızlığımı vurmayın yüzüme kar taneleri

Ah özledim hemde çok özledim ezberledim beklemeyi
Özledim hemde çok özledim ezberledim beklemeyi
Yollar benim umudumdur yoları kapatmayın
Yağmayın yollarıma durun kar taneleri

Yollar benim umudumdur yoları kapatmayın
Yağmayın yollarıma durun kar taneleri

1987 yılı çıkışlı Benim Şarkılarım albümünde yer alan bu şarkı, her çalışta o zamanki Kayahan şarkılarına saygı duruşuna geçerim. Bu şarkı Nilüfer'84 albümünde Nilüfer tarafından da seslendirilmişti. Bir hasretin kar tanelerine atfedilmesi, sevgilinin gelmesi beklenen yollara yağan karlara sitem, sevgiliye özlem Kayahan'ın yorumunda insanın içine işliyor. Söz-Müzik: Kayahan


Yaşar – Cezayir Menekşesi
Yine kar yağıyor sokaklara
Sana yar yol bulamıyorum
Dinlenmiyor şu gönlümün kavuşmak endişesi
Gözlerin cezayir menekşesi

İmdat yine mi yol
İmdat yine mi kar
İmdat yine mi karlardan yollar örtülüyor

Yaptığın cezaya girer senin
Gün olur her alev küllenir
Küllenmiyor senin yangının büyüyor hay aksi
gözlerin cezayir menekşesi

Şu yağan karlar gönlümün ceza-i müeyyidesi
gözlerin cezayir menekşesi
Dağda bir avcı kulübesi
Kadar mahsurum sana mecburum
Senin sesin melek sesi
Ve gözlerin cezayir menekşesi

Karlardan dolayı sevgiliye kavuşamama teması, 1996 yılındaki Divane çıkışından bu yana, yorumu ve şarkılarıyla özel bir yere sahip olan Yaşar’ın bu şarkısına da konu olmuştu. Söz-Müzik: Yaşar

Zerrin Özer – Kar Tanesi
Gökten oynaya oynaya yağar kar tanesi
Düşer sessiz sessiz döne döne kar tanesi
Havalar çok ayaz çok ayaz çok ayaz üşüyorum

Dön gel dön gel artık dön gel dön gel artık
Seni seviyorum istiyorum özlüyorum

Gökten damlaya damlaya yağar damlacıklar
Düşer tane tane döne döne damlacıklar
Her taraf çal çamur çal çamur çal çamur
Yağıyor sel yağmur sel yağmur sel yağmur
Üşüyorum...

Dön gel dön gel artık dön
Gel artık dön gel artık
Seni seviyorum istiyorum özlüyorum

Esasen Gül Erda’nın 1990 yılı çıkışlı Bir Sevda Yeli albümünde yer alan bu şarkı, daha sonraları Burhan Çaçan gibi pek çok sanatçı tarafından seslendirilse de, asıl bilinirliğini Zerrin Özer’in aynı yıl çıkan İşte Ben albümünde Zerrin yorumuyla kazandı.



Teoman – Kupa Kızı Sinek Valesi

Bir iskambil falında
Çıkmıştık birbirimize
O güzel kupa kızıydı
Sinek valesiydim bense

Gece yarısı o perşembe
Rastladım köprü üstünde
Ağlama dedim o ağladı
Trabzanlardan indiğinde

Saçların mı ıslak yoksa ıslak mı yaşamak dedim
Senin için rüzgarda hep yağmur mu var
Gözlerin mi daldı yoksa sıkıldın mı sorulardan?
Hiç geçmez mi gözlerinden bu sonbahar?

Bir kar tanesi ol
Kon dilimin ucuna
Bir kar tanesi
Erir ağzımda

Bir kar tanesi ol
Kon dilimin ucuna
Bir kar tanesi
Erir ağzımda

Sırılsıklamdı soyundu
Vücuduma dokundu
Biraz pürüzlü tenimde
Yaşam hücrelerimi buldu

Mutluyudum o uyudu
Sarıldım sayıklarken
Tanımadığım o adları
Yanımda çırılçıplak

Saçların mı ıslak yoksa ıslak mı yaşamak dedim
Senin için rüzgarda hep yağmur mu var
Gözlerin mi daldı yoksa sıkıldın mı sorulardan
Hiç geçmez mi gözlerinden bu sonbahar?

Bir kar tanesi ol
Kon dilimin ucuna
Bir kar tanesi
Erir ağzımda

Bir kar tanesi ol
Kon dilimin ucuna
Bir kar tanesi
Erir ağzımda

Rüyamda gururluydum, biliyordum diyordum
İnanmak lazımmış meğer iskambil fallarına
Uyandım, bakakaldım, hayali bir parmağın
Bıraktığı yazıya, pencere camının buğusuna

Hoşçakal...

Bir kar tanesi ol
Kon dilimin ucuna
Bir kar tanesi
Erir ağzımda

“Bir kar tanesi ol, kon dilimin ucuna/Bir kar tanesi, eri ağzımda” sözleriyle ve ilk animasyon klip örneklerinden olan klibiyle şimdiden klasikler arasına giren bu Teoman şarkısı, 2003 yılı çıkışlı Teoman albümünde ye alıyor. Söz-Müzik: Teoman ve Deniz Özbey.


Nilüfer – Her Yerde Kar Var

Her yerde kar var kalbim senin bu gece
Her yerde kar var kalbim senin bu gece
Belki gelirsin sen bakarken pencereden
Gözler yalnız özler karda senden izler

Yürümek karda zordur
Gelirsen bak aşk budur
Dönsen köşeden şöyle
Şarkı söylerim böyle

Laaay la lay la lay la lay
Laaay la lay la lay la lay

Yağma kar dur artık
Bak buz oldu kalbim
Yağma sesimi duy
Belki gelir sevgilim

Göz yaşım dur düşme
Gelmeyecek düşünme
Kes ağlamayı artık
Bak oldu bana yazık

Karda zordur yürümek
Anladım gelmeyecek
Dünya oldu bana dar
Neden yağdın söyle kar

Dünya oldu bana dar
Neden yağdın söyle kar…?

Laaay la lay la lay la lay
Laaay la lay la lay la lay
Laaay la lay la lay la lay

Esasında Adamo’nun Tombe La Neige şarkısından aranjman yapılan ve Türkçe sözlü olarak ilk olarak Adamo ve sonra da Ajda Pekkan tarafından seslendirilen şarkı, Nilüfer'in 1988 yılı çıkışlı Geceler albümünde yer alıyor. Söz-müzik: Salvatore Adamo, Türkçe sözler: Fecri Ebcioğlu

Akrep Nalan – Karlar Düşer

İnşallah ol sen de böyle
Aşık ol da bak birine

Ben oldum da ne oldu sanki
Senin gibi birisine

Karlar düşer
Düşer düşer ağlarım
Hep ismini hep ismini
Anarım

Gel de gör bak şimdi beni
Bulamazsın eski halimi
Seni düşünmekten
Yitirdim ben benliğimi

Zaten sende insaf yoktu
Olsaydı terk etmezdin beni
Terk ettin de ne oldu sanki
Bak buldum başka birini

Adamo’nun Car Je Veux şarkısından yapılan aranjmanla Türkçe’ye kazandırılan ve Türkçe olarak Adamo’dan Emel’e Zeki Müren’den, Candan Erçetin’e kadar pek çok sanatçı tarafından seslendirilen bu şarkı en çok Akrep Nalan’la tanındı ve sevildi. 1991 yılı çıkışlı ilk Akrep Nalan albümü Dağ Çiçeği'nde yer aldı. Söz-Müzik: Salvatore Adamo, Türkçe sözler: Fecri Ebcioğlu
 

Yeni Türkü – Resim

O kadar sevdim ki resmini
İşte bugün konustu benle
Yorulmuştum çalışmaktan
Karda uzun yürüdük senle
Geceleri resmine baktım olanları anlattım
Seni bir görsem diye diye
Uyudum yağmurun sesiyle
O kadar sevdim ki resmini
Biliyorum görünce beni hep tanıyordum diyeceksin
Rüyalarımda hep sen vardın
Hep tanıyordum diyeceksin
Okuduğum her cümlede
Konuştuğum her insanda
Gördügüm her güzellikte
Sende varsın
Sen hep varsın
O kadar sevdim ki resmini

Karda uzun yürüyüşlerin şarkısı olan bu şarkı Yeni Türkü’nün 1987 yılı çıkışlı Dünyanın Kapıları albümünde yer alan bir klasik. Söz: Meral Özbek Müzik: Derya Köroğlu



Ezginin Günlüğü – Leyla


Bir sabah çıksam kaybolsam
Dönmesem kalsam anılarda
Belki bir sevda türküsünde vurulurdum
Gel künyemi al dağlardan

Aşk nedir söyle kayboldum
Belki bir düşte unutulmak
Her sabah bir dev masalında uyanınca
Hep çocuk kalmak, kurtulmak
Kar yağıyor bu gece, öyle beyaz ki şehir
Anlamak bir ömür sürer, hayat niye kirlenir
Karlı bir gece sen buldun
Kaldırımlarda kalbimi
Al götür rüzgârlara savur, hadi durma
Ver benim eski yarimi

Ben kimim söyle kayboldum
Dönmedim kaldım anılarda
Her sabah bir çöl masalında uyanırdım
Belki de yanlış bir Leyla


Türk Müziğinin soluk almasını sağlayan en güzel ve en umutlu duygular yayan gruplardan Ezginin Günlüğü’nün 1998 yılı çıkışlı Aşk Yüzünden albümünün klasiğinden. Sırf " Kar yağıyor bu gece, öyle beyaz ki şehir/Anlamak bir ömür sürer, hayat niye kirlenir” gibi bir söz için bile bayılırım bu gruba, ki daha neleri girerdi aslında bu listeye. Söz: Hüsnü ARKAN Müzik: Nadir GÖKTÜRK

Barış Manço – Kara Sevda
Nasıl anlatsam bilemiyorum içim içime sığmıyor
O deli dolu neşe dolu kişi ben değilim sanki
Dışarısı buz gibi lapa lapa kar var benim içim yanıyor
Eksi kırk derece soğuk suda bile yüzerim inan ki

Kara sevda kara sevda dedikleri daha ne olabilir ki?
Kara sevda kara sevda seni benden kim ayırabilir ki?
Çocukça bir aşk gelip de geçme sakın gülme halime
Nasıl olduğunu anlayamadım ama seviyorum seni delicesine

Nasıl anlatsam bilemiyorum gözlerim kararıyor
Tepe taklak oldu dünya tersine sanki
Bütün aşıklar el ele kol kola cıvıl cıvıl geziyor
Bense nuhun gemisinde tek başıma gibi inan ki

Dışarısı buz gibi lapa lapa kar var/Benim içim yanıyor, diyerek Kara Sevdasını haykırdığında yıl 1989’du. Darısı Başınıza albümünün her biri klasikleşen şarkılarından biri olan bu şarkı Ayşegül Aldinç tarafından da seslendirilmişti.


Nil – Kış Şarkısı
bugün hava sıfırın altında on
seni düşündüm ama inan bu son
mesela sen hiç kardan adam yaptın mı? 
basılmamış kara bastın mı?
ve üzülmek için çaldın mı bir kış şarkısı?
bugün moralim sıfırın altında on
seni özledim ama bence bu son
mesela sen hiç buza basıp kaydın mı?
eldivenle atkı aldın mı?
ve üzülmek için çaldın mı bir kış şarkısı?






Nil Karaibrahimgil’in Özgür Kız olduktan sonra çıkardığı 2003 yılı çıkışlı Nil Dünyası albümünün en saf, naif ve samimi şarkılarındandır. Şimdi ne Nil o saf, naif şarkıcı, ne şarkıları o saf, naif zamanlarının şarkıları, gene de eski günlerin ve karın hatrına bu şarkı da bu listede olsun istedim… Söz-Müzik: Nil Karaibrahimgil

Bonus 1: Yaşar – Sebepsiz Fırtına
Gerilir büyür ah
Bir sebepsiz fırtına
Kardeşidir umut aşkın
Kalan elinde avucunda

Fırtınalardan kurtar beni ya
Batırma gemilerimi
Umutlar aşkın teknesi ya
Umutlarım tükendi

Sensiz olmuyor yerine konmuyor
Kimsenin eli senin gibi dokunmuyor
Karlara inat yürürüm yollarına
Adını camlara yazdım okunmuyor

Gerilir büyür ah
Bir sebepsiz fırtına
Kardeşidir umut aşkın
Kalan elinde avucunda

Fırtınalardan kurtar beni ya
Batırma gemilerimi
Umutlar aşkın teknesi ya
Umutlarım bulutlanır
Adına düğümlenir

Sensiz olmuyor yerine konmuyor
Kimsenin eli senin gibi dokunmuyor
Karlara inat yürürüm yollarına
Adını camlara yazdım okunmuyor

Liste sona erdi ancak, bazı şarkılar var ki, onlar için her zaman kontenjan yaratmak boynumun borcu. 1998 yılı çıkışlı Esirinim albümünün hitlerinden Sebepsiz Fırtına böyle bir şarkı. “Karlara inat, sevgilinin yollarına yürüyenlerin marşı" bu.

Bonus 2: Ahmet Kaya – Söyle
Söyle yağmur çamur
Değmedi yüreğime
Şimdi ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Şimdi ben nerdeyim
Sen nerde

Dışarıda kar yağıyor
Benim içime yağmur
Ağlama gözbebeğim
Biraz daha dur

Yüreğime basa basa
İçimden yar gidiyor
Ağlama iki gözüm
Biraz daha dur

Ay ay ay ay yanıyor ömrüm

Vallah yağmur çamur
Değmedi yüreğime
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle ben nerdeyim
Sen nerde

Söyle yağmur söyle
Değmeden yüreğime
Söyle gökyüzüne
O nerde

Söyle ay doğmadan
Düşmesin yaş gözüme
Söyle gökyüzüne
O nerde

Ay ay ay ay yanıyor ömrüm

Söyle baksın gece
Dağlardan hasretime
Söyle bilmesem de
O nerde

1998 yılında çıkan Dosta Düşmana Karşı albümünün tarifsiz şarkısı. Ahmet Kaya benim için kategorilere girmeyen bir sanatçı ve onun yorumu ve şarkıları kalbimin en kıymetli köşesindedir. O "Dışarda kar yağıyor, benim içime yağmur" dedikçe, benim de içime yağmur yağar. Söz-Müzik: Ahmet Kaya

Dışarda hava ne kadar soğuk olursa olsun, bu şarkılar sizi ısıtsın...


7 Aralık 2013 Cumartesi

ALDIM, DİNLEDİM, YAZDIM... - YAŞAR – CADDE

 Dinledikçe ve Dinlendikçe Demlenen Şarkılar…

Şu hayatta arabalar konusunda özendiğim bir şey varsa, o da insanın kendini mutlu, mutsuz, heyecanlı, telaşlı, üzgün, kızgın vs. durumlarda kendini arabaya atıp direksiyon başında caddelerde başıboş dolaşırken enerjisini boşaltma imkanı vermesidir. Bu yazımda size arabalardan bahsetmeyeceğim tabi ki, ama en az bu tarif ettiğim duyguları yaşayabileceğiniz bir albümden bahsedeceğim. Yaşar’ın 9. Albümü Cadde 15 Kasım’da raflardaki yerini aldı.

Geldi geliyor, çıktı çıkıyor derken 3 senelik bekleyiş, mükemmel bir albüm ve tam yerini bulan bir ilgiyle son buldu… 3 sene Yaşar şarkılarını özletse de bize, aslında Yaşar bu sürede bir dolu proje albümde yer aldı ve hiç boş durmadı. Ancak gözler ve kulaklar hep yeni bir Yaşar albümündeydi. Yaşar’ın bu anlamda bir başkalığı var sanki, yeni çıkacak albümü hep aynı heyecanla beklenen ve gözü kapalı alınır denilen nadir sanatçılardandır.

Bu albüm Yaşar’ın tamamen bildiği sularda yüzdüğü ve kendini bildiği insanların eline emanet ettiği, bu açıdan başarısının kaçınılmaz olduğu bir albüm oldu. Yaşar albümleri sonbahar albümleridir. Sonbaharda çıkar yaza kadar demlenir ve akıllarda sedası kalır. Her ne kadar Yaşar yaz mevsimiyle özdeşleştirse de kendini, Yaşar duygusu sonbahar duygusudur.
 Bu albümün teması adıyla müsemma: Cadde... Zira her şarkı caddede giderken direksiyon başındaki birinin farklı ruh hallerini tasvir ediyor gibi. En azından benim kafamda öyle bir görüntü beliriyor şarkıları dinlerken. Anlatamıyorum derken yalnız, Gözlerinde Sabah derken umutlu, Gamzelendi derken aşkın en saf hallerinde, Kahretsin derken sevgilinin yokluğuna öfkeli, Neler Oluyor derken kavuşma haliyle sevinçli, Sevmemiz Lazım derken kafasında sorular ve kuşkularla dolu, Geliriz belki yan yana bir akşam üstü caddede derken kavuşma beklentisiyle ümitli, Yalnızım Hülasa’da sevgiliye özlemli, Geri Gelmez Misin derken sevgiliye sitemkar, Yanarım Aşkın derken yeni ayrılmış bir erkeğin hayal kırıklığı ve hüznü ile direksiyon başına geçmiş bir adamın ruh halleri var…

Geri Gelmez Misin’de sevgiliye sitemle Geri Gelmez Misin derken, aslında iç sesinde sevgili geri gelsin –Gelme diyorum, ama gelll- diye öldüğünü biz şarkının ta en başındaki o tek bir nefesten anlıyoruz.

Anlatamıyorum ezber bozan şarkılardan biri, klasik A-nakarat-B düzeni olmayan ve her bölümü kendi içinde ayrı melodilere sahip olduğu için adeta bünyesinde 3 şarkı barındırıyormuş hissi veren bir şarkı ve dinlerken tizlerden peslere ve peslerden tizlere inişler ve çıkışlarda o duygular insana adeta bir heyecan trenine binmiş hissi yaşatıyor, duygular tırmanıyor tırmanıyor tırmanıyor ve bir noktadan yokuş aşağı zembereğinden boşalmış gibi akıyor, tatlı bir baş dönmesi, bir büyü hali yaratıyor, sonra gene tırmanış başlıyor. Hızlanıp yavaşlayan temposu, değişken melodisi, sözleri ve alışılmadık akışı ile bambaşka bir şarkı…
Her Yaşar albümünde benim için özel, ilk dinlediğimde kanıma giren ve benim için “işte bu benim” dediğim bir şarkı vardır. (Divane’de Gel Benimle, Esirinim’de Hasret Ayazları, Masal’da Ah Sen, Sevdiğim Şarkılar’da Kadınım, Hatırla’da Kıymet Bilmez Misin, Sevda Sinemalarda’da Elde Var Bir, Eski Yazlar’da Devinim gibi) Bu albümde de gelenek değişmedi ve ben “Gözlerinde Sabah” şarkısını ilk dinlediğim andan beri resmen bu şarkıya kitlenip kaldım. Hani “bitmesin, bitmesin, bitmesin” istiyorum şarkı resmen.

Çok edebiyat parçalamaya girişmeyeceğim bu şarkının bende hissettirdikleriyle ilgili, ancak şunu söyleyebilirim: bir hasret ve sevgiliye sabrının yavaş yavaş tükenmeye başladığını anlatma ifadesi bu duyguyu ancak bu kadar içten, vurucu, kırmadan, dökmeden, incitmeden ve aynı zamanda sevgiyi ucuzlaştırmadan anlatır. Bir umut hep var, özellikle

Bırak biraz kendini
Bırak bulur uçurtmalar gibi
Bu gönüller gidecek yerlerini… satırlarında. Bir de çok sevenlerin içinin acıdığı gibi bir acı hissediyorum, o Yaralar çoğalır eksilmez derken… O yüzden saygılara şarkı duruşudur bu şarkı benim için… Bunca zaman sonra gözlerimi dolduran bu şarkıyı yazana ve yazdırana selam olsun…

 Daha şimdiden bu şarkı, birdenbire paylaşılamayan şarkı oldu, zira daha albüm çıktığında ve ben bu albümdeki şarkımı Gözlerinde Sabah olarak belirlediğimde, bir baktım şarkı paylaşılamayan şarkı olmuş, youtube'da albüm kapaklı klip videosu bile 14.000 küsür kere izlenmiş. Bu tabi ki güzel bir şey aslında. Bir yanım hep bana özel, benim gizli keşfim olarak kalsın istiyor, bir yanım da herkes bilsin, duysun, dinlesin, söylesin istiyor.

Yaşar'ın şiirle ilişkisi bu albümde de kendini gösteriyor. Bildiğiniz gibi, Yaşar bütün albümlerinde şiirlere şarkı dokunuşları yapar: Attila İlhan'ın Ağustos Çıkmazı'nın Hatırla'da Beni Koyup Gitme olarak yer alması, ya da gene Masal albümünde yer alan Attila İlhan'ın Beş Dakika Bekle Git şiiri gibi. Bu gelenek bu albümde de değişmedi. Yaşar'ın başucu şairi Cemal Süreya'nın SAN şiirinin son dörtlüğü Sevmemiz Lazım'ın nakaratı olarak karşımıza çıkıyor:

Yoksuluz gecelerimiz çok kısa,
Dört nala sevmemiz 
Sevişmemiz lazım

Br Cemal Süreya hayranı olarak Yaşar'dan yıllardır beklenen ve Yaşar'a hep sorulan bir soruydu bir Cemal Süreya şiiri besteleme konusu. Bu anlamda ilk kez bir Cemal Süreya şiiri beste olarak ucundan da olsa Yaşar diskografisine girmiş oldu.

Albüme adını veren "Cadde" ise Yaşar'ı eskiden beri takip edenlerin yıllardır bir albüme girse diye bekledikleri bir şarkı aslında. Yıllar önce bir Rumeli Hisarı konserinde bir kere söylenmişti. Kaydı olmayıp sadece zihinlere yerleşmiş bir şarkının Yaşarseverlerce bu kadar yıllardır unutulmadan bugünlere ulaşması nereden baksanız şarkının gücünü gösteriyor ve o şarkı Yaşar albümlerinde ilk kez gördüğümüz ve asla son olmayacak Seçkin Özer'in enfes düzenlemesiyle nihayet kayıt altına alınarak yıllar süren bekleyişi bitirdi. (Burada parantez açıp, darısı Nilüfer'e verdiği Ölmek Var Dönmek Yok şarkısına demek istiyorum sayın ve sevgili okuyucular). Albümün ikinci klibi olmayı sırtlayacak bir şarkı.

Şarkıların hepsinde Yaşar şarkılarından bir parça bulabiliyorsunuz, bu yüzden şarkılar yepyeniyken, sanki yıllardır biliyormuşçasına şarkılar hemen yerleşiyor kulağınıza. Bir yandan eski(meyen) şarkıların nostaljisini yaşarken, bir yandan o duyguların 2013 yılındaki karşılıklarını buluyorsunuz sözlerde ve müziklerde. Bu albüm 1996 yılındaki genç, heyecanlı ve isyankar Yaşar’ın duygularının 2013 yılındaki olgun Yaşar’daki ağırbaşlı versiyonları gibi adeta. Aynı duyguların olgun tonlarında şarkılar, hep tanıdık genç Yaşar şarkılarının büyümüş halleri. Bu anlamda bu albümü ilk dinlediğimde, içimden Divane Part II demek geçti. Yıllardır Yaşar keşke Divane gibi bir albüm yapsa diyenlere ilaç gibi gelen bu albüm şimdiden gerek yasal indirme sitelerinde gerekse fiziksel satışlarda Yaşar’ın yüzünü güldüren ve adeta ikinci baharını yaşatan bir albüm oldu.

Kapak tasarımında koyu renkler hakim ve genel karanlık boş cadde konsepti ile Tamer Yılmaz'a ait fotoğraflar bu anlamda albümün genel tonunun da pek neşeli bir albüm olmadığının ipucunu veriyor, yani ancak bu albümün umut taşıdığını arka kartonetteki kırmızı bisikletten anlıyoruz. Terkedilmiş gibi duran bisikletin önündeki canlı çiçekler adeta "ayrılıkların da sonu var" dercesine taşıyor sepetten tüm renkleriyle.


Albüm düzenlemeleri bir şarkı hariç, Yaşar'ın has ekibinin üç ayağından biri olan Tansel Doğanay'a emanet. Tansel Doğanay’ın sihirli parmaklarıyla dokunduğu şarkıyı uçurmak gibi özellikleri var, Yaşar’ın ilk çıkışından bu yana, bir albümde olmazsa eksikliği hissedilen aranjörlerden. Bu albümde –bir albüm aradan sonra- yeniden Tansel Doğanay’ın ellerine teslim şarkıların nasıl güzel tınladığını dinlerken, işte Tansel Doğanay farkı diyorsunuz. Cadde şarkısının aranjörü ise Seçkin Özer, ki sanırım bundan sonraki albümlerde de adına çok sık rastlayacağız.

Albümün benim açımdan en güzel tarafı, tüm enstrümanların canlı çalınması ve akustik bir albüm olması. Her bir enstrümanın sesini duyabilmek ve benim albümlerde en dikkat ettiğim ve olmazsa olmazım olan arka fondan yaylı geçişleri ile 37 dakikalık bu albüm bir rüya gibi gelip geçiyor…

Bu albümde Alper Arundar’a özel bir teşekkür paragrafı açmak lazım tabi ki. Çünkü Yaşar dendiğinde Alper Arundar’ın yüreğinden ve kaleminden akan satırların gücü ve duygusu es geçilemez. Alper Arundar'ın bir söz yazarı ve besteci olarak adeta bir terzi gibi Yaşar’ın üzerine tam oturan şarkılar yazma konusunda Allah vergisi bir yeteneği ve duygusu var. Tabi ki şarkıları içinden geldiği gibi yazıyor ama o şarkılar Yaşar’ın duygusuna ve tonuna o kadar uyuyor ki, hani başkası söylese bu kadar etkileyici olmaz belki. Yaşar ve Alper Arundar çocukluk arkadaşları olsalar da, bence bu dünyaya birbirlerini bulmaları için gönderilmiş iki benzer ruh. Alper Arundar imzasını bu albümde Anlatamıyorum, Gamzelendi, Geri Gelmez Misin, Yalnızım Hülasa gibi hit potansiyeli taşıyan şarkılarda görüyoruz, ki Anlatamıyorum iki haftada 400.000’e yaklaşan izlenme sayısıyla şimdiden klasikler arasına girdi bile.
O halde atlayın otomobile, direksiyon başında dökün bütün içinizdekileri, vurun yollara... Fonda da "CADDE" olsun... (Benim gibi araba sürmeyi bilmeyenler aynısını bisikletle de yapabilir. :))

(Dip not: Canım OSMAN BÜGER’im… Bu şarkıların hepsi sana gitsin canım kardeşim… Beklediğin albüm geldi… Işıklar sana getirsin bu melodileri…)