Toplam Sayfa Görüntüleme Sayısı

7 Aralık 2013 Cumartesi

ALDIM, DİNLEDİM, YAZDIM... - YAŞAR – CADDE

 Dinledikçe ve Dinlendikçe Demlenen Şarkılar…

Şu hayatta arabalar konusunda özendiğim bir şey varsa, o da insanın kendini mutlu, mutsuz, heyecanlı, telaşlı, üzgün, kızgın vs. durumlarda kendini arabaya atıp direksiyon başında caddelerde başıboş dolaşırken enerjisini boşaltma imkanı vermesidir. Bu yazımda size arabalardan bahsetmeyeceğim tabi ki, ama en az bu tarif ettiğim duyguları yaşayabileceğiniz bir albümden bahsedeceğim. Yaşar’ın 9. Albümü Cadde 15 Kasım’da raflardaki yerini aldı.

Geldi geliyor, çıktı çıkıyor derken 3 senelik bekleyiş, mükemmel bir albüm ve tam yerini bulan bir ilgiyle son buldu… 3 sene Yaşar şarkılarını özletse de bize, aslında Yaşar bu sürede bir dolu proje albümde yer aldı ve hiç boş durmadı. Ancak gözler ve kulaklar hep yeni bir Yaşar albümündeydi. Yaşar’ın bu anlamda bir başkalığı var sanki, yeni çıkacak albümü hep aynı heyecanla beklenen ve gözü kapalı alınır denilen nadir sanatçılardandır.

Bu albüm Yaşar’ın tamamen bildiği sularda yüzdüğü ve kendini bildiği insanların eline emanet ettiği, bu açıdan başarısının kaçınılmaz olduğu bir albüm oldu. Yaşar albümleri sonbahar albümleridir. Sonbaharda çıkar yaza kadar demlenir ve akıllarda sedası kalır. Her ne kadar Yaşar yaz mevsimiyle özdeşleştirse de kendini, Yaşar duygusu sonbahar duygusudur.
 Bu albümün teması adıyla müsemma: Cadde... Zira her şarkı caddede giderken direksiyon başındaki birinin farklı ruh hallerini tasvir ediyor gibi. En azından benim kafamda öyle bir görüntü beliriyor şarkıları dinlerken. Anlatamıyorum derken yalnız, Gözlerinde Sabah derken umutlu, Gamzelendi derken aşkın en saf hallerinde, Kahretsin derken sevgilinin yokluğuna öfkeli, Neler Oluyor derken kavuşma haliyle sevinçli, Sevmemiz Lazım derken kafasında sorular ve kuşkularla dolu, Geliriz belki yan yana bir akşam üstü caddede derken kavuşma beklentisiyle ümitli, Yalnızım Hülasa’da sevgiliye özlemli, Geri Gelmez Misin derken sevgiliye sitemkar, Yanarım Aşkın derken yeni ayrılmış bir erkeğin hayal kırıklığı ve hüznü ile direksiyon başına geçmiş bir adamın ruh halleri var…

Geri Gelmez Misin’de sevgiliye sitemle Geri Gelmez Misin derken, aslında iç sesinde sevgili geri gelsin –Gelme diyorum, ama gelll- diye öldüğünü biz şarkının ta en başındaki o tek bir nefesten anlıyoruz.

Anlatamıyorum ezber bozan şarkılardan biri, klasik A-nakarat-B düzeni olmayan ve her bölümü kendi içinde ayrı melodilere sahip olduğu için adeta bünyesinde 3 şarkı barındırıyormuş hissi veren bir şarkı ve dinlerken tizlerden peslere ve peslerden tizlere inişler ve çıkışlarda o duygular insana adeta bir heyecan trenine binmiş hissi yaşatıyor, duygular tırmanıyor tırmanıyor tırmanıyor ve bir noktadan yokuş aşağı zembereğinden boşalmış gibi akıyor, tatlı bir baş dönmesi, bir büyü hali yaratıyor, sonra gene tırmanış başlıyor. Hızlanıp yavaşlayan temposu, değişken melodisi, sözleri ve alışılmadık akışı ile bambaşka bir şarkı…
Her Yaşar albümünde benim için özel, ilk dinlediğimde kanıma giren ve benim için “işte bu benim” dediğim bir şarkı vardır. (Divane’de Gel Benimle, Esirinim’de Hasret Ayazları, Masal’da Ah Sen, Sevdiğim Şarkılar’da Kadınım, Hatırla’da Kıymet Bilmez Misin, Sevda Sinemalarda’da Elde Var Bir, Eski Yazlar’da Devinim gibi) Bu albümde de gelenek değişmedi ve ben “Gözlerinde Sabah” şarkısını ilk dinlediğim andan beri resmen bu şarkıya kitlenip kaldım. Hani “bitmesin, bitmesin, bitmesin” istiyorum şarkı resmen.

Çok edebiyat parçalamaya girişmeyeceğim bu şarkının bende hissettirdikleriyle ilgili, ancak şunu söyleyebilirim: bir hasret ve sevgiliye sabrının yavaş yavaş tükenmeye başladığını anlatma ifadesi bu duyguyu ancak bu kadar içten, vurucu, kırmadan, dökmeden, incitmeden ve aynı zamanda sevgiyi ucuzlaştırmadan anlatır. Bir umut hep var, özellikle

Bırak biraz kendini
Bırak bulur uçurtmalar gibi
Bu gönüller gidecek yerlerini… satırlarında. Bir de çok sevenlerin içinin acıdığı gibi bir acı hissediyorum, o Yaralar çoğalır eksilmez derken… O yüzden saygılara şarkı duruşudur bu şarkı benim için… Bunca zaman sonra gözlerimi dolduran bu şarkıyı yazana ve yazdırana selam olsun…

 Daha şimdiden bu şarkı, birdenbire paylaşılamayan şarkı oldu, zira daha albüm çıktığında ve ben bu albümdeki şarkımı Gözlerinde Sabah olarak belirlediğimde, bir baktım şarkı paylaşılamayan şarkı olmuş, youtube'da albüm kapaklı klip videosu bile 14.000 küsür kere izlenmiş. Bu tabi ki güzel bir şey aslında. Bir yanım hep bana özel, benim gizli keşfim olarak kalsın istiyor, bir yanım da herkes bilsin, duysun, dinlesin, söylesin istiyor.

Yaşar'ın şiirle ilişkisi bu albümde de kendini gösteriyor. Bildiğiniz gibi, Yaşar bütün albümlerinde şiirlere şarkı dokunuşları yapar: Attila İlhan'ın Ağustos Çıkmazı'nın Hatırla'da Beni Koyup Gitme olarak yer alması, ya da gene Masal albümünde yer alan Attila İlhan'ın Beş Dakika Bekle Git şiiri gibi. Bu gelenek bu albümde de değişmedi. Yaşar'ın başucu şairi Cemal Süreya'nın SAN şiirinin son dörtlüğü Sevmemiz Lazım'ın nakaratı olarak karşımıza çıkıyor:

Yoksuluz gecelerimiz çok kısa,
Dört nala sevmemiz 
Sevişmemiz lazım

Br Cemal Süreya hayranı olarak Yaşar'dan yıllardır beklenen ve Yaşar'a hep sorulan bir soruydu bir Cemal Süreya şiiri besteleme konusu. Bu anlamda ilk kez bir Cemal Süreya şiiri beste olarak ucundan da olsa Yaşar diskografisine girmiş oldu.

Albüme adını veren "Cadde" ise Yaşar'ı eskiden beri takip edenlerin yıllardır bir albüme girse diye bekledikleri bir şarkı aslında. Yıllar önce bir Rumeli Hisarı konserinde bir kere söylenmişti. Kaydı olmayıp sadece zihinlere yerleşmiş bir şarkının Yaşarseverlerce bu kadar yıllardır unutulmadan bugünlere ulaşması nereden baksanız şarkının gücünü gösteriyor ve o şarkı Yaşar albümlerinde ilk kez gördüğümüz ve asla son olmayacak Seçkin Özer'in enfes düzenlemesiyle nihayet kayıt altına alınarak yıllar süren bekleyişi bitirdi. (Burada parantez açıp, darısı Nilüfer'e verdiği Ölmek Var Dönmek Yok şarkısına demek istiyorum sayın ve sevgili okuyucular). Albümün ikinci klibi olmayı sırtlayacak bir şarkı.

Şarkıların hepsinde Yaşar şarkılarından bir parça bulabiliyorsunuz, bu yüzden şarkılar yepyeniyken, sanki yıllardır biliyormuşçasına şarkılar hemen yerleşiyor kulağınıza. Bir yandan eski(meyen) şarkıların nostaljisini yaşarken, bir yandan o duyguların 2013 yılındaki karşılıklarını buluyorsunuz sözlerde ve müziklerde. Bu albüm 1996 yılındaki genç, heyecanlı ve isyankar Yaşar’ın duygularının 2013 yılındaki olgun Yaşar’daki ağırbaşlı versiyonları gibi adeta. Aynı duyguların olgun tonlarında şarkılar, hep tanıdık genç Yaşar şarkılarının büyümüş halleri. Bu anlamda bu albümü ilk dinlediğimde, içimden Divane Part II demek geçti. Yıllardır Yaşar keşke Divane gibi bir albüm yapsa diyenlere ilaç gibi gelen bu albüm şimdiden gerek yasal indirme sitelerinde gerekse fiziksel satışlarda Yaşar’ın yüzünü güldüren ve adeta ikinci baharını yaşatan bir albüm oldu.

Kapak tasarımında koyu renkler hakim ve genel karanlık boş cadde konsepti ile Tamer Yılmaz'a ait fotoğraflar bu anlamda albümün genel tonunun da pek neşeli bir albüm olmadığının ipucunu veriyor, yani ancak bu albümün umut taşıdığını arka kartonetteki kırmızı bisikletten anlıyoruz. Terkedilmiş gibi duran bisikletin önündeki canlı çiçekler adeta "ayrılıkların da sonu var" dercesine taşıyor sepetten tüm renkleriyle.


Albüm düzenlemeleri bir şarkı hariç, Yaşar'ın has ekibinin üç ayağından biri olan Tansel Doğanay'a emanet. Tansel Doğanay’ın sihirli parmaklarıyla dokunduğu şarkıyı uçurmak gibi özellikleri var, Yaşar’ın ilk çıkışından bu yana, bir albümde olmazsa eksikliği hissedilen aranjörlerden. Bu albümde –bir albüm aradan sonra- yeniden Tansel Doğanay’ın ellerine teslim şarkıların nasıl güzel tınladığını dinlerken, işte Tansel Doğanay farkı diyorsunuz. Cadde şarkısının aranjörü ise Seçkin Özer, ki sanırım bundan sonraki albümlerde de adına çok sık rastlayacağız.

Albümün benim açımdan en güzel tarafı, tüm enstrümanların canlı çalınması ve akustik bir albüm olması. Her bir enstrümanın sesini duyabilmek ve benim albümlerde en dikkat ettiğim ve olmazsa olmazım olan arka fondan yaylı geçişleri ile 37 dakikalık bu albüm bir rüya gibi gelip geçiyor…

Bu albümde Alper Arundar’a özel bir teşekkür paragrafı açmak lazım tabi ki. Çünkü Yaşar dendiğinde Alper Arundar’ın yüreğinden ve kaleminden akan satırların gücü ve duygusu es geçilemez. Alper Arundar'ın bir söz yazarı ve besteci olarak adeta bir terzi gibi Yaşar’ın üzerine tam oturan şarkılar yazma konusunda Allah vergisi bir yeteneği ve duygusu var. Tabi ki şarkıları içinden geldiği gibi yazıyor ama o şarkılar Yaşar’ın duygusuna ve tonuna o kadar uyuyor ki, hani başkası söylese bu kadar etkileyici olmaz belki. Yaşar ve Alper Arundar çocukluk arkadaşları olsalar da, bence bu dünyaya birbirlerini bulmaları için gönderilmiş iki benzer ruh. Alper Arundar imzasını bu albümde Anlatamıyorum, Gamzelendi, Geri Gelmez Misin, Yalnızım Hülasa gibi hit potansiyeli taşıyan şarkılarda görüyoruz, ki Anlatamıyorum iki haftada 400.000’e yaklaşan izlenme sayısıyla şimdiden klasikler arasına girdi bile.
O halde atlayın otomobile, direksiyon başında dökün bütün içinizdekileri, vurun yollara... Fonda da "CADDE" olsun... (Benim gibi araba sürmeyi bilmeyenler aynısını bisikletle de yapabilir. :))

(Dip not: Canım OSMAN BÜGER’im… Bu şarkıların hepsi sana gitsin canım kardeşim… Beklediğin albüm geldi… Işıklar sana getirsin bu melodileri…)

28 Kasım 2013 Perşembe

DÜNYAYA İZLERİNİ BIRAKAN ZENCİ KADIN VOKALLER - BÖLÜM 2

Dünyada iz bırakan zenci kadın vokallere devam ediyoruz:



11) TRACY CHAPMAN

(30 Mart 1964) Folk, blues rock, pop, soul şarkıcısı ve aktivist. Tok ve aynı zamanda titrek sesi insanı içine alıyor.

BABY CAN I HOLD YOU : Tracy Chapman denince ilk akla gelen bu şarkı 1988 yılı çıkışlı “Tracy Chapman” albümünün hitlerinden. Daha sonraları Boyzone grubu tarafından da cover'ı yapıldı.



FAST CAR : Tracy Chapman denince akla gelen ikinci şarkı. Gene 1988 yılı çıkışlı “Tracy Chapman” albümünün hitlerinden.



12) DONNA SUMMER

(31 Aralık 1948 – 17 Mayıs 2012) Amerikalı disko pop kraliçesi. Bir döneme ismini yazdırmış e çoğunluk pop, dans ve disko parçalarla tanınan güçlü ses. Aynı zaman gey ikonlarından. Kadındaki ışık bir kilometre öteden hissedilir kliplerinde veya şovlarında. Gürül gürül, güçlü sesini ve güzel şarkıları bıraktı arkasında.


HOT STUFF : 1998 yılı yapımı Anadan Doğma filminin tema müziklerinden olmakla birlikte esasen 1979 “Bad Girls” albümünün hitlerindendir. Bir nevi “Bana Bir Koca Lazım” şarkısının disko dans versiyonudur.


I WILL GO WITH YOU : İtalyan tenor Andrea Bocelli klasiği Con Te Partiro’nun disko pop olarak İngilizce sözlerle aranje edilmiş versiyonu olan bu şarkı Donna Summer'ın 1999 yılı çıkışlı "Live & More Encore" albümünde yer alıyor.


13) AALIYAH


(16 Ocak 1979 - 25 Ağustos 2001) Kısacık yaşamına üç albüm ve onlarca ödül sığdıran bu R&B şarkıcısı, gerek fizik gerek müzik on numara bir müzisyendi. Aaliyah 1999 yılında Teen People dergisinin "21 Yaşın Altındaki En Başarılı Şarkıcı" ödülünü aldı. Aaliyah'ın ileride Whitney Houston veya Diana Ross gibi bir şöhreti olacağı konuşulurken ömrü vefa etmedi ama gene de arkasında konuşulan işler ve bol ödüller bıraktı. Öldüğü yıl “Romeo Ölmeli” filminin başrolünü üstlenmişti. Rock the Boat şarkısının klip çekimlerinden dönüşte Bahamalar'da bir uçak kazasında hayatını kaybetti.

TRY AGAIN : 3. albümü 2001 yılı çıkışlı “Aaliyah”da yer alan bu şarkı, Aaliyah’ı bir anda dünya müzik camiasının merkezine getirdi. Bu şarkı gerek temposuyla, gerek melodisiyle hala favorilerimdendir. Şarkıda esas kız sevdiceğine, onun için neler neler yapacağını sorar, bu şarkı benzetmek gibi olmasın ama “Benim için Napardın” tarzı bir araştırma süreci şarkısı aslında, bir nevi şartlarını öne sürer ve nakaratta "sakın yılma ilk denemede başarısız olursan, gene şansını dene" der.




ROCK THE BOAT : Aaliyah albümünün son klibi ve aynı zamanda Aaliyah’ın son kez canlı görüldüğü klip. Bu klip çekiminden dönüşte oldu uçak kazası.

14) ALICIA KEYS

(25 Ocak 1981) ABD’li R&B, soul and pop şarkıcısı. Yeni neslin en güçlü seslerinden ve en yetenekli müzisyenlerinden, aynı zamanda söz yazarı ve besteci. 12 Grammy Ödülü sahibi. İlk albümünü 2001 yılında çıkardı ve “Songs in a Minor” adındaki bu albüm 30 milyon kopya sattı.


A WOMAN’S WORTH : 2001 yılı çıkışlı ilk albümünün ikinci çıkış şarkısı. Bir kadının bir erkekten beklentilerini anlatan şarkıda Alicia Keys enstrümanist yönünü de gösteriyor.



FALLING : 2001 yılı çıkışlı ilk albümünün ilk teklisi. Bu şarkıyla bir anda Alicia Keys gerçeği hayatımıza girdi.


15) SKIN


(3 Ağustos 1967) Alternatif rock grubu Skunk Anansie’nin ele avuca gelmez, sıfır numara traşlı, güzel olmayan (çirkin demeye dilim varmadı) ama tuhaf bir aurası ve karizması olan ve sesi soprano bir rock sanatçısı. 2003 yılında Fleshwounds isimli şapşahane bir albüm çıkaran Skin bir yandan Skunk Anansie grubunun solistiğini yürütüyor.

FAITHFULNESS : Fleshwounds albümünden çıkan ikinci tekli. Bu şarkı rock tarihinin en başarılı şarkılarındankabul ediliyor.



TRASHED : Aynı albümün ilk teklisi. Bu kadındaki ses insanı büyülüyor resmen.



Hadi bir de Skunk Anansie’ye selam çakalım:

CHARLIE BIG POTATO : 1999 yılı çıkışlı Post Orgasmic Chill albümünün ilk teklisi.


16) IRENE CARA


(18 Temmuz 1959) "What a Feeling” şarkısıyla dünyayı bir dönem kasıp kavurmuş disko dans ve pop şarkıcısı. Aynı zaman aktris olan Cara hala dünyada fenomen filmlerden Flashdance filminin müziklerine de adını yazdırarak klasikler arasına girdi. Irene Cara, "Fame” ve “What A Feeling” şarkılarıyla disko müziğine yön verenlerdendir ve ayrıca gey ikonlarındandır.

FAME : Efsane filmin efsane müziği. 1980 yılı çıkışlı bu şarkıyı hayatında duymayan yoktur sanırım. Newyork Gösteri Sanatları Lisesi öğrencilerinin eğitim görürken şöhrete ulaşma yoluna yaptıklarının anlatıldığı bu film bugün bile pek çok filme ve diziye ilham veriyor.


WHAT A FEELING : 1983 yılı çıkışlı bu şarkı kült filmlerden FLASHDANCE’in de tema müziği olarak yıllardır önemli bir yerde. İnsanı dansa davet eden ve hayatınızın sonuna kadar dans edin, tutkularınızın peşinden gidin mesajı veren umutlu, gümbür gümbür, coşkulu bir şarkı.

17) GLORIA GAYNOR


(7 Eylül 1949) Amerikan divası, pop ve disko dans kraliçesi. “I Will Survive” gibi hitin hiti klasiğin klasiği, onlarca kere coverlanmış, bizde de Bambaşka Biri adıyla düzenlenmiş ancak tabi ki bütün kariyeri bu şarkıdan ibaret olmayan bu şarkıcı üç neslin ve bundan sonraki nesillerin de en önemli disco queen’i olacak. Ayrıca en önemli gey ikonlarındandır.

I WILL SURVIVE : 1978 yılı çıkışlı “Love Tracks” albümünün artık marş haline gelmiş, onlarca kere coverlanmış efsane şarkısı. Fazla söze gerek yok. This song will survive…


FIRST BE A WOMAN : Kadın hareketlerinin marşı haline bu şarkı da, kadınların içindeki gücü keşfetmeye çağırıyor. Bu şarkının da biz de aranjmanları yapıldı. (Zerrin Özer – Ben Buyum İşte; Burcu Güneş – Ben Hep Seni Sevdim)


18) WHITNEY HOUSTON



(9 Ağustos 1963 - 11 Şubat 2012) Öldüğüne hala inanamıyorum, inanamayacağım da sanırım. Whitney konusundaki düşüncelerimi aşağıdaki linkten okuyabilirsiniz:
Bütün o görkemli yılların yıldız ışıklarını içine alıp da böylesi bir sonla yapayalnız, tek başına göçüp gitmek de bu dünyanın acımasız yüzü işte. Vardır bir hikmeti, belki gerçek yıldızların ona daha çok ihtiyacı vardı. İnsan bir tuhaf oluyor, hep orada olacağını düşündüğün biri aniden olmayınca, insan daha bir sarsılıyor, bunu bir Michael Jackson'da yaşamıştım. Neyse Rest in Peace diyorum, inşallah gittiği yerde huzurlu ve mutludur.


19) DIANA ROSS


(26 Mart 1944) Bir dönemin kült gruplarından ve bir filme de konu olmuş The Supremes grubunun solistlerinden biri olan Diana Ross, 1959 yılından beri müzik dünyasının içinde. Özellikle 1970’lerde gruptan ayrıldıktan sonra solo olarak birçok hit şarkıya imza atan Diana Ross birkaç kere Türkiye'ye de geldi. O dönemi anlatan ve başrolünde Beyonce'nin oynadığı Rüya Kızlar (Dream Girls) filmine de ilham kaynağı olmuştur.

ENDLESS LOVE : 1981 yılı çıkışlı film “Endless Love”ın soundtrackinde yer alan bu efsane düette Diana Ross’a gene bir diğer efsane Lionel Richie eşlik ediyor. Dha sonraları Mariah Carey ile Luther Vandross tarafından coverlandı. Tüm zamanların  iyi düetlerinden kabul ediliyor.

DO YOU KNOW WHERE YOU'RE GOING TO : Daha sonraları Jennifer Lopez tarafından yeniden seslendirildi.


BABY LOVE : Diana Ross'un ilk grubu ve Beyonce'li Dream Girls filmine ilham kaynağı olan The Supremes grubunun 1964 çıkışlı hit 45'likleri...

20) LOALWA BRAZ


(3 Haziran 1953) Fransa-Brezilya kökenli Kaoma grubunun siyahi eski solisti. Salsa, Lambada ve  Zouk türünde şarkılar yapan özellikle 1989 yılı ve sonrasında buldukları ve daha sonra, Yasak Dans olarak bilinen Lambada’yı hayatımıza sokan grubu bilmeyen yoktur herhalde. O dönemin çocuklarından (ben de dahilim bu gruba) kimler ellerine geçen klavyede lambada melodisini çalmamıştır ki? Ya da o incecik bedenlerimizle kırılırcasına o lambada dans figürlerini evde kimseler yokken kendi kendimize denememişizdir ki? Chyco Dru ile Loalwa Braz’ın solisti olduğu grup, bugün bile ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Geçen aylarda Jennifer Lopez’in (Pitbull eşliğinde) yayınladığı “On The Floor” parçasında da sample’ı kullanılan bu kült grup ve şarkısı, hala her dönemin en sevilen melodilerinden. Solisti Loalwa Braz gruptan ayrılmış olsa da iz bırakan zenci kadın vokallerden olduğu için tabi ki buraya eklemeden edemedim. Bu arada Kaoma grubunun Loalwa’sız olarak yeniden bir araya geldiğini burada söyleyeyim.

CHORANDO SE FOI (LAMBADA) :

DANCANDO LAMBADA :



MELODI D'UN AMOUR : Kaoma'nın 1990 yılı çıkışlı bu şarkısı Zerrin Özer tarafından 1990 yılı çıkışlı İşte Ben albümünde Sahne Aynı Roller başka adıyla seslendirildi.



27 Kasım 2013 Çarşamba

DÜNYAYA İZLERİNİ BIRAKAN ZENCİ KADIN VOKALLER - BÖLÜM 1


Dünya üzerinde ne sesler gelmiş ya da ne sesler var uleeeyn nidaları atmama yol açan ve bunları sizlerle paylaşmalıyım dedirten bir liste hazırladım bu yazıda can blog okurum. Bayıldığım ve bütün dünyanın bayıldığı, bazıları aramızdan göçüp gitmiş, bazıları hayatta olan, ancak ne olursa olsun sesleri ve müziğe kattıkları ruhla dünya müzik tarihinin ikonları arasına girmiş zenci kadın vokallere bir selamdır. Bu kadınlar kendi dallarında efsaneleşmiş dünyada çok az insana nasip olan Allah vergisi yeteneğin en güçlü temsilcileriler. Yaşayanlar iyi ki varlar ve göçüp gitmişlerse iyi ki vardılar ve bize bu dünyayı çekilir kılan sedalar bırakmışlar göçüp gittiklerinde… Listemde herhangi bir sıralama yok, siz hangisini kendi içinizde duyarsanız o size gelsin…

1) NINA SIMONE


(21 Şubat  1933 – 21 Nisan 2003), daha çok caz müzikle ilişkilendirilen ama folk, R&B, gospel, pop gibi birçok türe de sesiyle hayat vermiş Amerikalı efsane şarkıcı, şarkı yazarı, piyanist, aranjör ve aynı zaman sivil haklar aktivisti.

DON’T LET ME BE MISUNDERSTOOD : O kül rengi ses tonu insanın içine işler, hele ki bu şarkıda. Her insanın iyi ve kötü zamanları olacağını anlatan ve herkesi olduğu gibi kabul etmenin gerektiğini sevdiğine sitemkar bir ses tonuyla söyler. Bu parça 1964 yılı çıkışlı Broadway-Blues-Ballads albümünden.



AIN’T GOT NO… I GOT LIFE : Bu canlı performans 1968 yılından kalma. Hayatta sahip olmadıkları ve sahip olduklarını anlatan şarkı aslında insanın kendi hayatını da düşünüyor. Bir nevi param yok pulum yok, malım mülküm olmasın ziyanı yok, sağlığım, neşem, saçlarım var. Biraz önceki şarkıda sesi nasıl insanın içini acıtıyorsa, bu şarkıdaki coşkusu da insanı sarıp sarmalıyor.





2) BUIKA



(11 Mayıs 1972) İspanyol şarkıcı. Flamenko, soul, caz gibi türlerin karması bir müzik, aslında tam olarak tarif edemiyorum yaptığı müziği, sadece büyülenmiş gibi oluyorsunuz, onu söyleyebilirim. Özellikle son yıllarda çokça gündeme gelen, Türkiye’de de birkaç konser vermiş, dumanlı sesinde tuhaf bir büyü olan ve duygusunu iliklerinize kadar hissederken o tizlere çıkışta tüyleriniz diken diken olduğunuz müthiş kadın. Sesi ve tarzıyla pek çokları için ilham kaynağı oldu. Dinledikçe daha da seviyorum.

Mİ NİÑA LOLA : 2006 yılı çıkışlı albüme ismine veren müthiş şarkı. Kızım Lola adını taşıyor.



NO HABRÁ NADİE EN EL MUNDO : Dünyada kimse yok ki derdime derman olacak, diyen bu şarkı, yalnızlığın isyanını enfes gitar melodileri eşliğinde hissettiriyor, dilini anlamasanız bile duygusunu anlıyorsunuz.



3) CESARIA EVORA



(27 Ağustos 1941 – 17 Aralık 2011) Çıplak Ayaklı Diva olarak müzik tarihine geçen Cape Verde’li dev ses, Atlantik Okyanusu’nun minnacık bir adasından çıkıp 47 yaşında dünya tarafından tanındı ve bu kısacık sürede dünya müzik otoriterlerinin ve dinleyenlerin baş tacı ettiği bir efsane oldu. Biraz araştırma yaptığımda öğrendiklerim beni bu dev sese daha da hayran bıraktırdı. Hayattayken Evora’nın evinin kapıları hiç kapanmazmış ve kapısından içeri giren kimseyi geri çevirmez, herkesi güler yüzle karşılarmış. Hikayesi de burada: CESARIA EVORA'NIN HAYAT HİKAYESİ

BESAME MUCHO : İlk bestelendiği 1941 yılından bu yana onlarca şarkıcının seslendirdiği bu Meksika asıllı şarkı, Evora’nın derinden derinden, usul usul, su gibi akan yorumuyla hayran bıraktırıyor.






YAMORE (e.e. SALIF KEITA) : Esasen Malili sanatçı Salif Keita'nın 2001 yılı çıkışlı albümü Mouffo’da yer alan bu parçada, Cesaria Evora düet yapıyor. Benim Cesaria Evora’yı tanıdığım şarkıdır bu, o yüzden bu listede yer almasını çok istedim. Bu listeyi hazırlama nedenlerimden biridir bile diyebilirim.



4) CELIA CRUZ



(21 Ekim 1925 – 16 Temmuz 2003) Kübalı salsa şarkıcısı/dansçısı. 20. yüzyılın en ilham veren salsa sanatçılarından. Berbat bir hastalıktan bu dünyadan göüp gidene kadar şarkı söylemeyi sürdürdü ve her daim salsa coşkusunu akla getiren sürekli gülen gözleriyle klipleri, albümlerini ve sesini bıraktı.

OYE COMO VA : 2000 yılı çıkışlı Siempre Viviré albümünün en ses getiren ve hit parçalarından. Celia Cruz'u klibinde sarı peruğu ile arzü endam ettiği bu şarkı ile tanımıştım.




LA VIDA ES UN CARNAVAL : 1998 yılı çıkışlı El Carnaval De La Vida albümünde yer alan ve neredeyse tüm salsa ile ilgilenenlerin baş şarkısı olan başyapıt şarkı. Hayatın bir karnaval olduğunu ve ağlamaya gerek olmadığını söyler. Ritimleri ve duygusuyla insanı oturduğu yerde kıpraştıran ve dinleyince aklımda sıcak kumlar, serin denizler, bir yaz mevsimi ve kumlar üzerine salsa yapanların canlandığı bir şarkı.




5) EARTHA KITT


(17 Ocak 1927 – 25 Aralık 2008) Amerikalı şarkıcı, aktrist, dansçı ve kabare yıldızı. Sesinde görmeseniz bile sahnede hayal edebileceğiniz bir müzikal tınısı var.

LET’S DO IT, LET’S FALL IN LOVE : Esasen 1928 yılında Cole Porter tarafından  yazılmış ve onlarca sanatçı tarafından onlarca defa “coverlanmış”, “doğada her şey oluyor da, biz niye olmayalım, hadi aşık olalım" mesajı veren bu şarkı Eartha Kitt’in sesiyle 1951 yılında buluştu ve 1953 yılında çıkan “That Bad Eartha” albümünde yer alarak Eartha Kitt’in klasikleri arasına girdi. 




ÜSKÜDAR'A GİDER İKEN





6) ELLA FITZGERALD



(25 Nisan 1917 - 15 Haziran 1996) 3 oktavlık ses aralığıyla "Şarkıların Hanımefendisi [First Lady of Song]", “Caz Kraliçesi [Queen of Jazz]” ve “Lady Ella” gibi adlar verilen efsanevi Amerikalı caz sanatçısı. Özellikle scat singing denilen, anlamsız heceleri bir tempoyla aralıksız ve hızla ve sesinin her tonunu kullanmasıyla tanınır. Bu söyleyiş çoğunlukla emprovize olup, bana pek zor göründü aslında çalan orkestraya ayak uydurup aynı anda heceler uydurup aynı anda sesiyle oynamak.

CRY ME A RIVER : 1961 yılından kalma bu şarkı, Clap Hands, Her Comes Charlie albümünde yer alıyor.



ONE NOT SAMBA (Scat Singing) : 1969 yılından kalan bir video.



7) SARAH VAUGHAN


(27 Mart 1924 - 3 Nisan 1990) Amerikalı caz şarkıcısı. Özellikle ses iniş çıkışları, tizden pese petsen tize geçişleri kal duygusu uyandırıyor. Su gibi duru bir ses, böyle insanda çikolata yemiş hissi uyandırıyor ve ne yazık ki o da artık aramızda değil.

WHATEVER LOLA WANTS : 1954 yılı çıkışlı Make Yourself Comfortable albümünün klasikler arasına giren şarkısı. Bu şarkıyı bilir, sever, kim söyler bilmezdim ve takdir edersiniz ki bu şarkı da klasiklerdendir…



8) ETTA JAMES

(25 Ocak 1938 - 20 Ocak 2012) Amerikalı Blues, R&B, soul, rock and roll, caz ve gospel şarkıcısı. Yılları uyuşturucu illetiyle geçmiş, birkaç kez rehabilitasyon merkezine yatıp çıkmış ve nihayet şöhretini yeniden kazandığı 1980’lerde uyuşturucuyu yenmiş tatlı ve güçlü ses.

AT LAST : Özellikle reklamlarda sıkça kullanılan bu klasik şarkı Etta James’in en bilinenlerinden. 1941 yılında yazılan şarkı Etta James’in 1960 yılı çıkış aynı adlı 45’liğinde yer aldı.



9) ARETHA FRANKLIN



(25 Mart 1942) Yaşayan en büyük kadın ozanlardan, yazdığı ya da söylediği güçlü kadın şarkılarıyla tanınıyor. Pek çoklarına ilham kaynağı olmuş, pek çok şarkıcıya mesleğe başlama sebebi olmuş ve olmaya devam eden Amerikalı soul şarkıcısı. Güçlü kadın hareketinin başlatıcılarındandır.

RESPECT : Esasen 1965 yılında Otis Redding tarafından yazılmış olsa da, esas değerini Franklin’de bulan, hatta onun alamet-i farikası haline gelen, 1967 yılı çıkışlı I Never Loved A Man The Way I Love You albümünden çıkıp klasikleşen ve özellikle kadın hareketlerinin en başta gelen şarkısı, hatta marşı olmuş şarkı denilebilir. Kadınlara harekete geçme çağrısıdır. Diyor ki, "arkadaşım, al param senin olsun, bir tek eve geldiğimde bana SAYGI GÖSTER, başka bi şey istemiyorum”




(YOU MAKE ME FEEL LIKE) A NATURAL WOMAN : Gene bir kadının içindeki gücü yansıtan, kadınlığının farkına varan bir tonda yazan ve her satırda kadının kendinde var olan gücü vurgulayan bu şarkı 1967 yılı çıkışlı Lady Soul albümünde yer alıyor.



10) TINA TURNER


(26 Kasım 1939) Rock’ın babaanesi, 50 küsur senedir sahnelerin çılgın kadını, ömrü acılarla geçmiş ama onun için şov hep devam etmiş, başarısız evlilikler, ilişkiler, başarılar, başarısızlıklar, şiddet gördüğü, acı dolu bir hayatın bir hep sahnedeki oradan oraya sıçrayan gülen yüzünü gördük. Şimdi ikon olmanın haklı gururunu yaşıyor… Amerikalı şarkıcı, dansçı, yazar, koreograf, aktris…

PROUD MARY [ROLLING ON THE RIVER] : Tina ve Ike Turner’ın 1971 yılı çıkışlı Workin’ Together albümünden çıkan, esasen bir ‘cover’ olan bu şarkı Tina Turner hiti olmuş, onunla özdeşlemiş olup bugün klasikler arasında. Şarkı slov başlar ve Gururlu Mary'nin hayat gailesi içinde yuvarlanıp gidişini anlatır, sonra şarkı birden coşar ve bu defada 2. tekrarda Gururlu Mary’nin telaşlı, heyecanlı bir Mary olarak karşımıza çıkar. Şarkı şaşırtıcı bir funky rock olarak düzenlenmiş ve temposuyla insanı bir an yerinde durduramıyor.



WHAT’S LOVE GOT TO DO WITH IT : 1984 yılı çıkışlı “Private Dancer” albümündeki bu şarkı Tina Turner’ın, aynı zamanda otobiyogafisi “I, Tina”dan yola çıkılarak senaryolaştırılan hayat hikayesinin anlatıldığı filmin de adı oldu ve 1993 yılında yeniden gündeme geldi. Klasiklerden.


GOLDEN EYE : 1995 yılı çıkışlı 17. James Bond filminin müziği Rock’ın babaannesine teslim edilmişti.


DON'T TURN AROUND : 1986 yılı çıkışlı bu şarkı, 90'ların kült gruplarından Ace of Base tarafından öyle başarıyla düzenlenmişti ki herkesçe, en azından o dönemi bilenlerce Ace of Base'in şarkısı olarak bilinir. Ancak orijinali burada.



7 Ekim 2013 Pazartesi

CANCIONES ESPAÑOLAS


Bu Pazar içimden İspanyolca şarkılar geçiyordu, ben de oturdum ve kendi en sevdiğim İspanyolca şarkılardan bir liste yaptım. Dilerim bu hafta bu şarkılar gibi coşkulu olur… İyi haftalar olsun…

1) Diego Torres – Color Esperanza


Diego Torres’i ilk kez 2001 yılında üniversite yurdunda kalırken, canım arkadaşım Nilay sayesinde tanıdım. İlk başta onun keşfettiği sonrasında müzik kutusunda sürekli seçtiğimiz parça olan “La Ultima Noche” (ki listede tereddütte kaldım o şarkıyı mı alsam diye ama tempolu bir şarkı ile açmak istediğim için bu şarkıda karar kıldım) sonrasında bizim şarkımız oldu. Gel zaman git zaman Diego Torres ismi aklıma yazıldı ve diğer albümlerini keşfettikçe Diego Torres hayranı olup çıktım. Bu şarkı Diego Torres’in 2001 çıkışlı 5. Albümü Un Mundo Diferente albümünde yer alıyor. (Not: 1999 çıkışlı Tal Cual Es albümünden “La Ultima Noche”yi – hatta o albümün tamamını – dinlemenizi tavsiye ederim J )


2) Ricky Martin – Te Extraño, Te Olvido, Te Amo


Ricky Martin’in Maria fırtınasının başladığı 1995 çıkışlı A Medio Vivir albümünden olan bu parça bana çok özel gelir, Ricky’nin sesinden mi, duygusundan mı, sözlerini anlamasanız bile çıkarabilirsiniz ne demek istemiş olabileceğini. Bir adamın sevgilisinden uzaklaşması, sonra onu unutmaya çalışıp kendini avutması, sonra kendine yenilip yeniden aşık olmasını anlatıyor.

3) Natalia Oreiro – Cambio Dolor


90’lı yıllarda Vahşi Güzel adlı pembe dizi ile hayatımıza girdi Natalia Oreiro, gerçi zaten ülkesinde oyuncu, şarkıcı vs. vs. çok meşhurmuş. O dizinin bir bölümünü bile izlemedim, lakin şarkısı öyle bir şarkıydı ki hemen kulaklarıma yerleşti. O gün bugündür favori İspanyolca parçalarımdandır. Bu şarkı Natalia Oreiro’nun 1998 çıkışlı kendi adını taşıyan ilk albümünde yer aldı.


4) Davinia – Dime Corazon


Türkiye’de Popstar çılgınlığının yeni başladığı dönemlerde, bir gün bir İspanyol kanalında bizdeki Akademi Türkiye’nin İspanya versiyonu olan Operacion Triunfo III adlı yarışmaya rastladım. Ben izlemeye başladığımda aslında epey yol almış ve sona doğru yaklaşılmıştı ve 5 kişi kalmıştı. Davinia, Vicente, Miguel, Ramon ve şimdi adını hatırlamadığım bir yarışmacı daha. Özellikle Davinia ve Miguel’in performansları beni bu yarışmayı izlemeye itti. Bu yarışmanın galibi aynı zamanda o senenin Eurovizyonunda İspanya’nın temsilcisi olacaktı. Programın sürprizlerinden biri, bir bölümüne önceki sene birinci olmuş olan Sertab Erener’in yarışmacıların evini ziyaretiydi! Amaaan düşünün siz bendeki şaşkınlığı. Neyse o yarışmanın galibi ve o seneki Eurovizyon temsilcisi Ramon oldu. Davinia, Vicente, Miguel’in ardından dördüncü sırada bitirdi yarışmayı, ama gördüğünüz üzere aradan 10 yıl geçti ve ben Davinia’nın performans şarkılarını dinliyorum. Bu kızda hem albeni var, hem sempatiklik var, hem gümbür gümbür ses var, hem de sahne performansı var. Bu şarkı en sevdiğim performanslarından ama siz öteki performanslarına da bakın derim. Davinia’nın program sonrasında iki albümü çıktı ve ne yazık ki Türkiye’de satışa çıkmayan albümler olduğu için bulamıyorum (Not: Aranıyor!) Bu listeyi hazırlama nedenlerimden biridir Davinia.


5) Shakira – Ojos Asi


Shakira’nın henüz müzik kurtlarının sofrasında insanlıktan çıkmadan önceki son zamanlarında çıkan ve tam anlamıyla Shakira fırtınasını başlatan şarkı. Henüz İngilizce konuşmayan ve İspanyolca şarkılarla dünyayı kasıp kavuran Shakira’nın 1999 çıkışlı Donde Estan Los Ladrones albümünden bir şarkı. Bu şarkı Shakira’nın dünyaya açılmasını sağlarken, öte yandan bu albüm Shakira’nın en güzel ve naif son halleriydi. Sonra dünya starı oldu ve mertlik bozuldu. Evet çok müthiş şarkılar çıkardı Shakira sonrasında da, hala birçok şarkısını severek dinliyorum ancak bu şarkıdaki halini daha çok seviyordum, daha kirlenmemiş, daha samimi, daha canlı, daha göz alıcı, daha otantik ve daha naifti, ancak müzik piyasası naiflikle işlemiyor ne yazık ki, zira daha sonraları Shakira kafeslerin içinde çırılçıplak şarkılar söyleyen abik gubik bir şarkıcı haline getirildi. İçinde Arapça sözler de barındıran bu hiti ve albümü de yanımıza kâr kaldı. Neyse ki sonrasında evlendi, çoluk çocuğa karıştı da toparlandı biraz. Ne güzel komşumuzdun sen Shakira abla…


6) Monica Molina – Pequeño Fado


Bu kadına ba-yı-lı-yo-rum. İlk kez bir vapurda açık olan televizyonda klibini gördüm. Sonra başka şarkılarını keşfettim. Bu listeye benim için çok özel bu şarkıyı aldım. Kadın baştan aşağı duygu yoğunluğu. Sık sık Türkiye’ye konsere geliyor, geldiği gibi de biletleri tükeniyor, daha nasip olmadı sahnesini izlemek ama keşfedin siz de seversiniz. Bu şarkı 2001 çıkışlı Vuela albümünden.


7) Reik – Noviembre Sin Ti


2003 yılında kurulan Meksika kökenli Reik grubunu, bir arkadaşım sayesinde tanıdım, 2005 yılı çıkışlı ilk albümlerinden bu şarkı beni çok etkiler.


8) Bebe – Tu Silencio


Herkes onu Malo ile tanıyor, ama ben bu şarkısına vuruldum. Nasıl içten söyler ve İspanya’nın bir bölgesine özgü olan sondaki “s”leri söylemediği için kat’a anlamam İspanyolcasını ama duygusunu yoğun yaşatır, Malo’da dikkatimi çeken sound’u ve yorumu bu şarkıda da çok etkileyici. Bu şarkı Bebe’nin 2004 yılı çıkışlı ilk albümü Pafuera Telarañas’da yer alıyor.


9) Juanes – A Dios Le Pido



Latin şarkıcı Juanes’i üniversite yıllarımda bu şarkıyla keşfetmiştim. Baya da ilgi çekmişti o yıllarda bu şarkı. 2002 yılı çıkışlı Un Dia Normal albümünde yer alan bu kıpır kıpır parça gibi bir parça çıkaramadı Juanes, belki La Camise Negra’yı sayabiliriz bilinen bir diğer şarkısı olarak ama bana üniversite yıllarımı hatırlatır ve temposuyla –söylemeyi beceremesem de- dilime takılan şarkılardandır. Allaha Ismarladık anlamında.


10) Ana Gabriel – Historia De Un Amor



“Benim Bütün Rüyalarım Seninle” olarak dilimize geçmiş müthiş şarkının orijinali olan bu şarkıyı orijinal dilinde pek çok sanatçı seslendirdi, ama bir Ferzan Özpetek’in Karşı Pencere filminin film müziklerinde rastladığım bu versiyonu beni benden aldı. Kadın tizlere çıktığında ayrı bir isyanı hissediyorsunuz, “sin tu amor, no vivire (aşkın olmadan yaşayamam)” derkenki acısını ayrı bir hissediyorsunuz. Çağın en müthiş seslerinden Ana Gabriel bu listede olmazsa olmazdı. Bu şarkı Ana Gabriel’in 2000 yılı çıkışlı Eternamente albümünde de yer alıyor.


Bu liste –her listem gibi- eksik ve daha bir çok parça girebilir aslında. Ne bileyim, Jennifer Lopez-Marc Anthony düeti No Me Ames mi istersiniz, Nathalie Cardone’den Hasta Siempre mi dersiniz vs. vs. liste genişletilebilir. Bunlar ilk aklıma gelenler ve en çok dinlediğim şarkılar. Dilerim dinlerken siz de keyif alırsınız. İyi haftalar olsun hepinize…