Sevgili blogdaşlar, konsersiz ve etkinsizlik geçen bir Kasım
ayından sonra, Aralık ayı resmen bu konsersizliği telafi ettiğim ay oldu. Bu
yazıda, içimde bir süredir yazamamanın verdiği bir birikmişle, Kasım ayında
gittiğim iki, Aralık ayında gittiğim 8 etkinlikten bahsedeceğim.
Efenim ilk olarak benim bu sene kafamda kendi tarzım olmayan
insanların sahnelerini görme kararımın ilk adımı olarak yıllardır görmek
isteyip, hatta küçümseyici bakışlara maruz kalmak bahasına bu arzumu dile getirdiğim,
ama çok fazla methini duyduğum için çok fazla merak ettiğim ve nihayet
şartların olgunlaşmasıyla gidebildiğim Sibel
Can konserinden bahsederek başlamak istiyorum. Kasım ayındaki bu konser etkinliğim için Bostancı
Gösteri Merkezi’ndeki konsere aylar önce bilet almama rağmen dokuzuncu sırada
zor yer bulabilmem, ilginin izdihamın ilk göstergesi gibiydi, konser günü
insanlar özellikle kadınlar bütün salonu tıklım tıkış doldurmuş durumdaydı
(hatta bütün koltuklar dolduğu gibi 400 de ekstra sandalye getirildiği
bilgisini aldım) Konser kadınlar matinesi gibiydi zaten. Sibel Can sahnede tam
bir dişi ve insanlarla diyalogu, bakışı, kendine
baktırması ile inanılmaz bir performans sergiliyor… Hani sahneyi doldurmak derler ya aynen öyle bir etki halindeydi.
Son albümünün şimdiden en sevilen şarkılarından olan Kış Masalı ile
başlayan konserde beklediğim kadar eğlendim. Sibel Can’ın sahnesi kadar onu sevenlerin izdihamını görmek benim için değişik bir deneyim oldu. Bir ara
sahneden inip salonu dolaştı, aboooov o kadınları görüceksiniz, bir kare
fotoğraf bir elini tutmak için birbirini ezenler mi istersiniz, Sibel Can selam
verdi hıçkıra hıçkıra ağlayanlar mı... Bir gerçek var, insanlar Sibel Can’ı
gerçekten seviyor ve Sibel Can da karşılığını gösteriyor. Durum böyleyken, bu
yoğun ilgi karşısında anında Botancı Gösteri Merkezi’nin programına o dakika
bir Sibel Can konseri daha eklediği bilgisi geldi (8 Nisan Cumartesi günü). Sibel Can konserde yeni albümünden Kış Masalı, Galata, Oh Oh gibi şarkılarının yanı sıra, Hançer, Çakmak
Çakmak, Çantada Keklik, benim kişisel favorim Belliydi Zaten, Padişah, Berivan
gibi klasik Sibel Can şarkılarını seslendirdi. Konserine Türk Sanat Müziği repertuarından
da eklemeyi ihmal etmeyen Sibel Can, bir ara sahneyi vokalisti Erkan’ı bıraktı ve
şarkısında eşlik etti. Konserlerinin geleneği haline gelen oryantal gösterisini ihmal etmeyen
Sibel Can’ı izlemek gerçekten çok keyifliydi. Bu arada belirtmeden geçmiyim, Emret Öleyim, Deli Yüreğim, Daha Yolun Başındayım şarkılarını da dinlemek isterdi bu kulaklar. Konser sonrası kulise gidip
yanımda getirdiğim Hatırasıdır ve Seni Sevmek albümlerini imzalattım ve ayak
üstü muhabbet etme imkanı buldum (güvenlik görevlisinin saçmasapan tavrına
rağmen hem de) İzlenimim çok tatlı ve muhabbet bir kadın, teşekkür etti cdler
için ve ilk kez konserine geldiğimi söylediğimde beğenip beğenmediğimi sordu,
beklediğimin üzerinde güzeldi deyince sevindi. Yeniden teşekkür edip yanından
ayrıldım.
Leman Sam bu ülkenin en kıymetli sanatçılarından ve sanatçı kimliğine, tanıştıktan sonra gördüğüm sıcak kişiliği ve hayata, toplumsal olaylara duyarlılığı eklenince kıymeti daha da artıyor. Leman Sam'ın uğradığı psikolojik linçten sonra, 20 Kasım'da Kadıköy Sahne'de konser vereceğini duyar duymaz, ilk konserinde işi gücü bıraktım ve bu güzel kadını izlemeye gittim.
Konser çok kalabalık olmayan ama öz bir Lemansever kitlesi ile biz bize bir gece olarak geçti. Repertuarındaki klasiklerinin yanı sıra, Ahmet Kaya'dan Zülfü Livaneli'den klasikleri söyleyen Leman Sam, arada anlattığı şiirleri ve anılarıyla hem burnumuzun direğini sızlattı hem de gülümsetti. Son zamanlarda yaşananlara da gülüp geçen Leman Sam düşmana nispet, dostlara kısmet bir gece yaşattı ve "ne olursa olsun sahnede olacağının" sözünü verdi. Yeri geldi güldük, yeri geldi dertleştik, yeri geldi söyleştik, yeri geldi danslar ettik, yeri geldi Leman Sam sahneden aramıza indi, "bu gece sabaha kadar söylemek istiyorum, ne isterseniz söyleyeceğim" dedi ve gerçekten de baya kalabalık bir repertuarla bizleri duyguya duyguya geçirdi. "Hey Yıllar"la yılları saydık, "Rüzgar" olup pencerenin perdesini havalandırdık, mücadeleden "illa" vazgeçmedik, hayvanlara "kıyamam sana" dedik, "nereye kadar" dedik olan bitene, "gül güzeli" gelip omzumuza kondu, Erdal Eren'i, Denizleri, Ahmet Kaya'yı ve yiten gezi canlarını andık...
Konsere Leman Sam'ın eski yardımcılarından bir müzisyenin (adını unuttum şimdi) seslendirdiği şarkıları ve Leman Sam ile birkaç anısı da renk kattı. Konser üç saat kadar sürdü ve Leman Sam büyük alkışlarla ve Çav bella marşıyla sahneden indi. Biraz kulis muhabbetinden sonra, oradan ayrıldım. Kasım ayının son konseri böylece bitmiş oldu.
Bir yıl daha geçip gitti ve yeni yıla varmadan önce bu sene
neler dinlemişim, hangi albümleri almaya değer görmüşüm düşünüp bu listeyi
yaptım.
1)Yonca Lodi – 12 Ay
Hayatımıza girdiği 1999 yılından beri Yonca
Lodi benim için hep özel seslerden oldu. Her albümde bildim ki Yonca Lodi
albümlerinde hep kalburüstü şarkıları seçer ve yorumlar. Bu yüzden albümlerinde
hiç boş şarkı olmaz. Buna göre su gibi yorumu da eklenince sonuçta güzel bir
albüm çıkması kaçınılmaz oluyor. Bu albüm de benim için o albümlerden biri. Duygu
olarak da ilk albümüne en çok yaklaştırdığım albüm oldu. Albümde hatalar yapan
ama bunlardan ders çıkararak yoluna bakan bir kadın da var, dik durmaya çalışan
ama kırılgan bir kadının sitemleri de var, her şeyi arkasında bırakarak
İstanbul’a gelmiş bir kadının özlemi de var, neşe de var, teselli de var, tavsiye
de var, ve bunlar samimi ve sahici sözlerle buluşuyor. Favorimse özellikle
kimselere yayılmasın, bana özel kalsın dediğim, kendimle ilgili bir çok şey
düşündüren Hak Etmemişim. Şarkılarda çok tanık olmadığımız türde bir özeleştiri
şarkısı ve git ait olduğun, mutlu olduğun, huzur bulduğun bir yuva kur derkenki
vazgeçiş insanın içine dokunuyor. Bunun dışında Hazine, 12 Ay, Kayıp Joker, Hain,
daha önce dijital ortamda sunulan Edebiyat ve Ton Farkı. Albüm Mart 2014’te TMC’den
çıktı.
2)Hazal – Aşktan Bıçak
Hazal 1995 yılında Sevdalım ile çıktığında
Kral TV’de en çok çalan 3 şarkıdan biriydi. O zamandan bu zamana Hazal az ama
öz albümler yaptı. Bu albüm aslında 2014’ün talihsiz albümlerinden biri. Şubat
ayında çıktı ama bir klibi bile yok. Hareketli şarkıda da slovda da anlamlı
sözler, yormayan ritimler, Hazal’ın yormayan, su gibi sakin yorumuyla ile 2014
yılının en eli yüzü düzgün pop albümlerinden. Kutup Yıldızım şarkısının çok iyi
bir açılış şarkısı olduğu albüme adını veren Aşktan Bıçak, Sevdalım’ın kardeşi
bir şarkı… Albümün sürprizi, ilk albüm hitlerinden Elden Yar Olmaz’ın akustik
versiyonunu içermesi. Sayende kliplik şarkı, Kırık Oyuncak da can yakıcı bir
balad. Favorim: biraz daha etnik bir pop parçası olan Güvercinler Uçabiliyor
Mu? Albüm Şubat 2014’te Fono Müzikten çıktı.
3)Deniz Seki – İz
Deniz Seki son birkaç yılda kendinden
menkul kötü günler geçirse de, albüm bazında kariyerinin en güzel işlerine imza
atıyor. Şu an yaşadığı olayları yaşamasını ne o ne de biz isterdik ama müzik
açısından bakacak olursak, son üç albüm yani Sahici, Söz Yaşlarım ve İz bu
dönemin en kıymetli ürünleri olarak müzik arşivine girmiş durumda. Bu albüme
gelirsek, albüm baştan sona Deniz’in güncesi gibi olmuş. Öyle ki şarkılardan
birinin adı bile Deniz Aşık Olunca… Deniz’in kırılganlığını çok iyi yansıtan
şarkılarla dolu bu albüm, bu kötü günlerin tek tesellisi olarak arşivimde. Şarkılarda
yardım isteyen bir kadının çığlığı, hüzünleri, haykırışı, umudu, umutsuzluğu ve
sitemi arka arkaya gelip boğazınıza oturuyor. Favorim: İyisin Tabi ancak Yazlık
Gazinolar, Hayat İki Bilet ve Bu Sevda Bu Şehre Sığmaz.
4)Nazan
Öncel – Bazı Şeyler
Nazan Öncel Türk
Pop Müziğinin en nevi şahsına münhasır kadınlarından biri olarak, gene müthiş
bir albüme imza atmış. Son birkaç albümdür, sadece kendi zevki doğrultusunda
olduğunu düşündüğüm, güzel ama fazla yüzeye çıkamamış albümlerden sonra bu defa
bütün albümlerden izler taşıyan bu albümle 2014 yılımın en güzel albümlerinden
birine imza attı. Albüm o kadar “best of nazan” ki bir şarkıda Göç’e giderken,
bir diğerinde “Hatırına Sustum’un dinginliğine kavuşuyorsunuz. Yan Yana
Fotoğraf Çektirelim’e de uyardı bu diyebileceğiniz şarkılar da var, Demir
Leblebi’yi akla getiren de…. Albümde Tarkan’la düeti Hadi Bakalım gibi daha
piyasaya yönelik şarkılar da var, 4 sene önce Diyarbakır’da koyunlarını
otlatırken mayın patlaması sonucu hayatını kaybeden 14 yaşındaki Ceylan’a
hitaben yazılan toplumsal bir yaranın Nazanca yorumu da var. “Haritadan yerimi/Kayıtlardan
ismimi/Silebilirim/Sile sile giderim/Bulamazsın beni/Yapabilirim bunu” diyerek sevgiliye
rest de var, resti yemeyip de giden sevgilinin arkasında “Unutmayı öğret bana/Yokluğuna
alışmayı da/Kahrolsun bazı şeyler/Bir kokun bile yeter bana” pişmanlık
baladları da. Kahrolsun Bazı Şeyler şarkısıyla Gezi olaylarının o en bilindik
sloganlarından birini bir aşk şarkısına güzelce yerleştirmiş. Albümün bence
olsaydı dediğim tek yeri, Gezi için yazdığı Güya’ya yer vermemesi oldu. Keşke o
şarkıda bu albümle kayıt altında arşivimizde dursaydı. Favorim: Harita, Bazı
Şeyler, Hadi Bakalım, Ceylan. Albüm Mart 2014’te Doğan Müzik’ten çıktı.
5)Bora Ayanoğlu – Söz-Müzik Bora Ayanoğlu
Önceki yazılarımdan birinde, “neşenin de
hüznün de yanında bir büyük iyi gider, o büyük de Bora Ayanoğlu” demiştim. 2014
yılının beni en çok heyecanlandıran albüm haberi Bora Ayanoğlu’nun 20 yıl sonra
bir albümle arşivime girmesi oldu. Kimi kendinden kimi başka seslerden
dinlediğimiz Bora Ayanoğlu klasiklerini, Bora Ayanoğlu yıllar sonra yeniden
söylüyor. Albümde ilk dikkatimi çeken; Bora Ayanoğlu’nun stüdyoya girip
şarkıları yeniden söylediğini bilmesem, eski şarkıların yeniden düzenlenip
temizlenerek albüm haline getirildiğini sanırdım. Bora Ayanoğlu hala o temizlik
ve naiflikle okuyor albümde şarkıları. Albümle ilgili yazımı buradan
okuyabilirsiniz: BORA AYANOĞLU - SÖZ MÜZİK BORA AYANOĞLU. Albüm Eylül 2014’te ON SANATSAL ETKİNLİKLER’den çıktı.
6)Melis Sökmen – Hediyem
Bu senenin beni en heyecanlandıran
albümlerinden biri gene 19 yıl sonra albüm çıkaran Melis Sökmen oldu. Çocukluğumun
o deli dolu, çılgın kadını 2014’ü sakin ve eli yüzü düzgün bir albümle arşivime
girdi. Melis Sökmen albüm yapmadığı yıllarda caz ve blues performanslarına hep
devam ederek sahnelerini sürdürmüştü aslında. Bu albüm ne yazık ki ana akım
müzik medyasının dikkatini çekmese de içerdiği şarkılarla benim yıl boyunca
dinlediğim en güzel albümlerden biri oldu. Hediyem, Boş Sayfalar, Bir Rüya Bu,
Malaika gibi yeni şarkıların yanı sıra, Özlediğim, Gemiler gibi klasik şarkıların
yeni versiyonlarını içeren albümün sürprizi Melis Sökmen’in yıllar önce Yeşim
Salkım yorumuyla dinlediğimiz Deli Mavi’ye yepyeni bir caz formu getirmesi
oldu. Favorim: Hediyem, Özlediğim, Gemiler, Deli Mavi.
7)Esin İris – Yine Mavi
Bir blog toplantısında tanıştığım Esin İris
aslında müzik ve reklam piyasasında tanına bir isimken, bu yıla şapşahane bir
albüm kazandırdı. Yıldız Tilbe tınılarıyla yüklü Bu Gece şarkısının klibi
dönedursun, albüm çok tatlı şarkılar içeriyor. Eğlencesi de var, Alübümün genel
teması umut. Zaten yazısında (Link: ) yazdığım gibi, Yine Mavi’nin çıkış noktası
da, geceden gündüze varınca Esin İris’in
“Oh Yine Mavi’ye Kavuştuk” demeyi şiar edinmesi. Esin İris, biraz da reklamcı
olmasının katkısıyla, slogan şarkı yapmaktaki ustalığını konuşturuyor ve
söz-melodi uyumuyla ile kendini dinletiyor. Melodileri kulakta kalıcı, sözleri
akılda kalıcı şarkılardan oluşan albümde Koray Candemir sürprizi de var.
Favorim: Özledim, Bu Gece, Senin Şarkın, Hayalleri Öldürdüm. Albüm Nisan 2014’te
SONY BMG MUSIC’ten çıktı.
8)Yonca Evcimik – 15
Yonca Evcimik, 2014 yazına nihayet
özlediğimiz Yonca’yı bize kavuşturan şapşahane bir albümle girdi. Albüm sound
olarak en favori Yonca albümlerimden Yonca’94’ün yirmi yıl sonra yenilenmiş
versiyonu gibi duygu olarak. Yazısını daha önce yazmış olduğum için (Link: YONCA EVCİMİK - 15.) Kısaca
değinmek gerekirse, albümde genel olarak iki tema ve iki Yonca var. Biri
kozmopolit şehirden, aşklardan, hayattan ve
kaostan yorulmuş Yonca, biri de bu karamsar Yonca’ya umut aşılayan ve
kendine getirmeye çalışan Yonca! Albüm 2014 yazının en sağlam albümlerinden
biri. Favorim: Topla Gel, Hayat İşte, Kolay, Sana Ne. Albüm Haziran 2014’te
İrem Emre Müzik’ten çıktı.
9)Yeliz – Gidiyorum
Yeliz uzunca bir süre ara verdiği albüm
işlerine 2000’li yıllarda hız verip açığı hızla kapattı, önce 2007 yılında Haykırdım
Sessizce geldi, arkasından 2010 yılında Allah Kalbine Göre Versin, 2011 yılında
Soner Arıca ile Ödül maksisinden sonra 2014 yılı sonbaharını biri yeniden
yorumlama olan 5 şarkılık bir albümle karşıladı. Yeliz’in vibrasyonlu sesi beni
çocukluğumdan beri hep etkilemiştir. 8 yaşında alıp dinlediğim Haklıydın albümünden
beri Yeliz benim hep özellerimden biri oldu. Şimdi bu albümle Yeliz yorumculuğunu
bir kez daha konuşturuyor. Bu albümde de 2000’li yıllarda çok güzel bir kimya
tutturduğu Soner Arıca ile çalışan Yeliz, bence ilk dinleyişte vurulduğum “Gidiyorum”
ile 2014’ün ilk 3 şarkısından birine de imza atmış. Yonca’94 albümünün
eğlenceli şarkısı Boomerang’ı bu albüm için yeniden yorumlayan Yeliz, albümde
bir de Yunanca bir şarkıya hayat vermiş. Favorim: Gidiyorum. Albüm Eylül 2014’te
OSSİ Müzik’ten çıktı.
10)Neslihan Engin – Yara
10 parmağında 10 marifet müzisyen-şarkıcı
Neslihan Engin, kızı Lila’yı kucağına aldığı bu sıralarda ben hala onun Yara’sını
dinliyorum. Yara da ana akım müzik ortamına çıkamamış, hatta bir klip bile
çekilmemiş albümlerden ama müzikalitesiyle baş ucu albümlerimden. 8 şarkıdan oluşan
albümde 8 farklı kadın var. Francois Ozone’un 8 Kadın’ı aklıma geliyor
dinlerken. “Yara”daki Neslihan “Gaby”yi, Deli Bayrağı’ndaki Neslihan “Catherine”i,
Kaçtım’da ki Neslihan “Suzon” karakterlerini çağrıştırdı mesela. Albüm slovuyla
ve hareketlisiyle bir müzik şöleni. Neslihan zaten kendi sözünü-müziğini
yazmasının yanı sıra, kendi enstrümanını da çalabilen komple bir müzisyen. Dolayısıyla
albümü dinlerken saçma sapan seslerden ve sözlerden ve müziklerden arınmış bir
albüm dinlediğinizi biliyorsunuz. Favorim: Yara, Deli Bayrağı, Kaçtım. Albüm
Şubat 2014’te ON SANATSAL ETKİNLİKLER’den çıktı.
11)Oya & Bora – Adı Aşk Olsun & Aşk
Güzel Şeydir
2014’ün bir sürprizi de 90lı yılların
mihenk taşlarından Oya Bora’nın 17 sene sonra yeni bir albümle arşivime girmesi
oldu. 90ları yaşayan her çocuk gibi Oya Bora benim de en naif dönemlerimi
temsil ediyor. Bu yüzden yıllardan beri her müzikmuhabbetinin konusu olan “bir
Oya Bora vardı noldu onlara” sorusu bu albümle cevap buldu. Ancak bu defa Oya
Bora bildiğimiz tarzdan çok farklı durgun ve dingin bir albümle şaşırttı. Bu
albüm aslında sıfır bir albüm sayılmaz. Daha çok yıllar içinde yaptıkları film
ve dizi müziklerinin bir toplaması niteliğinde. Bu yüzden ana akım müzik
ortamlarında pek duyulmadı. Bir dinleti albümü olarak tanımlayabiliriz. Bir de
yıllardır seslendirme sanatçılığını müzik yorumculuğunun önüne koyan Oya’yı
yıllar sonra yeniden şarkılarıyla dinlemek için ve hiçbir şey olmasa bile sırf
OYA BORA’nın yüzü suyu hürmetine bu albümü listeye almadan edemedim. Albüm
Nisan 2014’te OSSİ Müzik’ten çıktı.
12)Kayahan – En İyiler 1
Çıktı çıkıyor, geldi geliyor derken 2014
yılı en beklenen ve çıktığı andan itibaren hakkında konuşturan albümü ile
bitiyor. En düz tabirle Kayahan Saygı Albümü diyeceğimiz bu albüm çıktığından
beri dinleyenleri on yediye bölen tartışmaların odağı oldu. Kimi şarkıları çok
beğendi, kimi gene “ucuz” ve “alelacele” bir iş olduğundan dem vurdu, kimi “onun
ne işi var bu albümde”lerde kaldı, kimi “neden bu şarkı yok, neden şu sanatçı
yok”larda kaldı (kabul ben bu gruptayım) Albüm, adından da anlaşılacağı üzere
devamı gelecek bir saygı albümü. Kayahan’ı en son 1998 yılında Emrin Olur ile
dinlemeyi bırakmıştım, öyle ki 2000’li yıllardaki ağdalı, arabeskimsi,
samimiyetten uzak Kayahan şarkıları sinirimi zıplatırken, 90lardaki enfes
Kayahan şarkılarıyla avunur ve o Kayahan hangi gezegenin Kayahan’ıydı diye
düşünür dururum. Bu albüm de sanırım benim gibi düşünüyor, zira şarkıların
büyük bölümü 90lardaki klasiklerden oluşuyor. Yazısını yazacağım için şimdilik
bu kadar söylüyorum. Sonuçta ne olursa olsun, 2014 biterken en ses getiren
işlerden biri oldu. Favorim: Sıla – Canım Sıkılıyor, Demet – Nar Tanem, Yonca
Lodi – Gözlerinin Hapsindeyim, Lale Mehmmedova - Kar Taneleri. Albüm Aralık 2014’te.
13)Metin Altıok – Metin Altıok Şiirlerinden
Şarkılar
Çocukluğumun ilk korkusu, 10 yaşındayken
içinde yaşadığım Sivas katliamı oldu. Türkiye tarihinin en güneşli gününü en
kapkara bir utanç gününe çeviren tüyler ürpertici olay 37 aydını alıp
götürürken geriye onlardan bir ses seda bir de okunmaktan asla bıkılmayacak
satırlar ve şarkılar kalmıştı. Metin Altıok bu isimlerden biriydi. Her sene
Temmuz ayının 2. günü içimizi kanatırken 2014 yılının yazı çok anlamlı bir
projeyle Metin Altıok’un satırlarını melodilerle buluşturdu. 28 şiir 28 şarkı
oldu. Şarkıları her biri alanının en iyi sesleri seslendirdi. Metin Altıok
Şiirlerinden Şarkılar böyle doğdu. Albüm burnumun direğini sızlatırken, bir
yandan bu kuvvetli kalemin satırlarını müzik yoluyla arşivlerimize kazandırdığı
için mutluluk duydum. Kesinlikle 2014’ün en iyi
albümlerinden biri benim için, sırf çocukluğumu değil, insanlığımı da
hatırlattığı için… Favorim: Havı Dökülmüş Sevincin – Çiğdem Erken-Umay
Umay-Birsen Tezer, Baharat Yollarında – Demet Sağıroğlu, Sezen Aksu – Kavaklar, Yangın Yeri – Zülfü Livaneli
14)Ahmet Kaya – Sen Yoksan Bir Eksiğiz
Metin Altıok konusu ne kadar içimi
acıtıyorsa, Ahmet Kaya da ayrı bir kalp ağrısıdır benim için. Şu sıralar o
zamanki densizlerin iade-i itibar ettiği Ahmet Kaya için yapılan saygı albümü
eksikleri olsa da, bazı yorumlar Ahmet Kaya duygusunun yanına yaklaşamasa da,
hatta bazılarının ne işi olduğunu anlamasam da, gene de 2014 yılının en
sevdiğim albümlerinden oldu. Bu şarkıların bir şekilde gündemde kalması müzik
adına da Ahmet Kaya adına da beni mutlu eder, zira bu şarkıların orijinallerini
merak edenler Ahmet Kaya müziğini keşfetme imkanı da bulabilir. Favorim: Aylin
Aslım – İçimde Ölen Biri Var
15)İskender Paydaş – Zamansız Şarkılar 2
İskender Paydaş geçen sene yaptığı proje
çalışmasının 2.sini sundu bu sene. İskender Paydaş parmağını dokundurduğu
şarkıyı uçuruyor. bunun örneklerini 90larda Kayahan albümlerinde, Mirkelam’da ve
Şebnem Ferah albümlerinde görmüştük. 2000’ler aranjörlerin albüm yılı oldu, hep
arka planda, satır altlarında söz-müziğin altında kalan aranjörler pıtır pıtır
proje albümlerle yüzeye çıkmaya başladılar. İskender Paydaş, 2013’te Zamansız
Şarkılar-1 ile yakaladığı başarıyı, bunda da gösteriyor. Tarkan’ın ilk
dinleyişte nefret ettiğim, dinleye dinleye ısındığım Hop De’si veya Atiye’nin “artık
bu tarzda kal be kadın” dedirten “Yetmez”i, Şebnem Ferah’a çok ama çok
yakıştırdığım “Hep Karanlık” yorumu, bunun dışında henüz ismi olmayan ama dinleyince
beğendiğim, çok iyi ve yetenekli seslere yer vermesi ile bu albüm Zamansız
Şarkılar -1’in yanına yakışan bir albüm oldu. Favorilerimi yazdım zaten. Albüm
Ağustos 2014’te Doğan Müzik’ten çıktı.
Tekliler:
Bengisu – Dünyanın Öteki
Ucuna : Liselerarası Müzik Yarışması’ndan beri takipte olduğum Bengisu bu
sene bir tekli ile yazı karşıladı. Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır. Geniş
yazısı burada: BENGİSU - DÜNYANIN ÖTEKİ UCUNA
Ayşe Hatun Önal – Çak
Bir Selam : Önceden çıkardığı iki albümle vazgeçilmezlerimden olan Ayşe
Hatun Önal, uzun süre ortadan görünmedi ama bir döndü bir döndü. Marş
formundaki bu şarkı bütün yaz her yerde çaldı, tabi benim de CD çalarımda.
Çıkış: Mart 2014
İrem Derici –
Kalbimin Tek Sahibine : Şimdiden şu anki ve gelecekteki düğün danslarını
ipotek altına almış durumda. Hatun güzel şarkılar buluyor ve alıyor. Bu senenin
ve gelecek senenin de şarkısı oldu bu şarkı. Çıkış: Nisan 2014
Sertab Erener – Ben
Öyle Birini Sevdim Ki : Sertab bağırmadan şarkı söylemeyi keşfetti
keşfedeli ben de nihayet keyifle dinleme imkanına kavuştum. Bu şarkı daha Sade’nin
üzerinden bir sene geçmişken çıktı, sözleri son zamanlarda yaşadıklarıyla çok
paralellik yaşamasından mıdır nedir, başka bir duygu ve samimiyetle söylemiş. “Ben
öyle birini sevdim ki, bir nevi intihardı” duyduğum en güçlü sözlerden. Çıkış:
Nisan 2014
Nil Karaibrahimgil –
Kanatlarım Var Ruhumda : Nil’in son zamanlarda çıkardığı en iyi şarkı desem
yalan olmaz. Bi Küçük Eylül Meselesi filminin de müziği olan şarkı Nil’in ilk
albüm dönemlerindeki naifliğine en yaklaştığı şarkı. Çıkış: Şubat 2014
Murat Boz&Gülşen
– İltimas : Niran Ünsal’ı kapanmaya(!) götüren süreci başlatan şarkı bu yaz
benim en çok dinlediğim şarkılardan oldu. Kimyaları çok iyi oldu. Şarkı da
temposuyla ve melodisiyle de kendini dinletiyor. Gülşen’in slogan şarkı yazmayı
artık iyi kavradığının kanıtı bir şarkı. Çıkış: Nisan 2014
Sibel Tüzün – Le Le
Le : Sibel Tüzün 2014 yılını iki “cover” tekli ile -Nisan 2014’te çıkardığı
Kaç Yıl Geçti teklisinden sonra vakit geçirmeden Ekim 2014’de 90’larda Rengin yorumuyla
dinlediğimiz Le Le Le ile- bitirdi. Eğlenceli bir yorum olmuş ama gönül 2015’te
yepyeni Sibel şarkıları duymak istiyor. Gerçi aldığım duyumlara göre ondan önce
sürpriz bir proje var ama bekleyip görünüz. :)
Tuğba Yurt e.e.
Doğukan Manço – Sakin Ol : Tuğba Yurt bence bu senenin en iyi çıkış yapan
isimlerinden biri oldu. Hem de Sertab’ın da zamanında yolunu açmış olan Sakin
Ol şarkısıyla. Bu şarkıyı yenilerde Gülşen de söylemişti ama Tuğba Yurt’un
yorumuna daha çok yakıştırdım duygusunu. Arkasına Doğukan Manço’yu da alarak bu
senenin en çok ses getiren işlerinden birini yaptı. Benim gibi cover konusuna
mesafeli bir müziksevere bile dinletebildi şarkıyı. Çok eğlenceli ve dinamik
bir düzenleme olmuş. Hele klibinde de görüldüğü üzere Ahmet Kural ve Murat
Cemcir’li vokalleri ile dikkat çekici. Çıkış: Mart 2014
Metin Arolat –
Karavan : Metin Arolat da bu seneyi tekli ile geçirenlerden. Metin Arolat
az ama öz işler yapmayı seviyor. Çok sık albüm yapmasa da, yaptığında güzel bir
yerden yakalıyor beni. Bunda da aslında hepimizin aklında geçen bir düşüncenin
şarkısını yaparak “bildik evleri yıkalım, yerleşelim bir karavana”
duygularımıza tercüman oldu. Vay Vay ve Karavan’dan oluşan EP Metin Arolat’ın
ilk albümlerindeki duygusunu yaşattı bana. (Not: Aslında 2 şarkı 4 versiyondan
oluşan bu albüm tam tekli sayılmaz, ama ben karıştırır oldum artık kaç şarkı
olursa albüm, kaç şarkı olursa tekli sayılacağını. 2 şarkı olduğu için tekliler
içinde yazıyorum). Çıkış: Mayıs 2014
Murat Mor – Köprü : Yıllardan
kopup gelen bir tanışıklık bizimkisi ve ben bu satırları yazarken bile
heyecanlanıyorum. Nihayet Murat sahnede edindiği onca deneyimi bir tekli ile
arşivlerimize sundu. Üstelik bunu Mete Özgencil üstatla yaptı. Bu iki faktör
benim yılın son günlerinde çıkan bu tekliyi başucu yapmama yetip de artarken,
bir de şarkıyı çok eğlenceli, aynı zamanda lafı gediğine oturtan bir şarkı
olarak çok anlamlı bulmam cabası oldu. Murat’ın sahne enerjisini yansıtan
dinamik bir parça. Şu anda sadece dijitalde çıktı. Çıkış: Aralık 2014
Seyyal Taner – 3’lü :
Gene hangi kategoriye koyacağımı bilemediğim bir EP. Seyyal Taner, gene
90lardaki gibi gümbür gümbür, Seyyalce şarkılar çıkarmış. Bu kadına zaman
değmiyor. 3 şarkının 3’ü de gümbür gümbür, her duyguyu iliklerinize kadar
yaşadığınız şarkılar. Dinlerken “Geliyorumlar”a, “Alladı Pulladı”lara, “Şiirimin
Dili”lere gidiyorsunuz duygu olarak. Düşünüyorum da bu ülkede iyi ki Seyyal
Taner var, şovu yorumla, şarkıyı sahneyle bu kadar bütünleştirebilen tam bir
şov kadını. Bu şarkılar da Seyyal klasiği olacak güçte. Bunca zaman sonra
Seyyal’i bu şarkılarla ve bizlerle buluşturduğu için Hakan Eren’e de kocaman
alkışlar gitmeli. Seyyal Taner’in uzun yıllar ara verdiği albüm çalışmalarına
önce Ethnic Rock ve arkasında böyle bir 3’lü EP ile sağlam bir dönüş yapması
karşısında, benim gibi bir Seyyal fanına ayakta alkışlamak düşüyor. Çıkış:
Eylül 2014
Zerrin Özer – Sevda
Zindanları : Seyyal Taner’in Ethnic Rock albümünün çıkış şarkısı bu defa
Zerrin Özer yorumuyla raflara çıktı. Şarkılar Zerrin Özer’in son albümlerinde
çalıştığı Selahattin Erhan imzalı. Gene gürül gürül bir Zerrin Özer yorumu
olmasının yanı sıra, özellikle son bi iki teklisindeki arabesk yorumundan
uzaklaşması beni sevindirdi, zira bu tarz onda daha iyi duruyor. Zerrin bu
ülkenin en kıymetli seslerinden biri, benim de ilk göz ağrılarımdan. Bu yüzden
bende kredisi sonsuz. Çıkış: Ekim 2014.
Almadığım için fikir sahibi olmadığım, sadece birkaç
şarkısını bildiğim için bu listeye aldığım başka albümler de var tabi. Sıla, Ebru
Gündeş, Hadise, Bengü, Demet Akalın, Murat Dalkılıç, Halil Sezai, Gökhan
Türkmen gibi… Bunlar ya dinlemeye sıra gelmeyenler ya da arşivime almaya gerek
görmediğim albümler (Halil Sezai ile filan ne işim olur allasen). Bu yüzden bu
liste biraz yüzeyden uzak albümlerden oluşuyor denebilir ama kişisel listemdir
ve siz de kendi listenizi yapıp paylaşabilirsiniz, sevinirim.
HÜZNÜN DE NEŞENİN DE YANINDA BİR
BÜYÜK İYİ GİDER, O BÜYÜK DE TABİ Kİ BORA AYANOĞLU…
Bu senenin beni en çok heyecanlandıran albümlerinden birini elimde tutuyorum şu anda a dostlar. En son albümünü 1994 yılında çıkarmış olan müziğin en kadife sesli ve üretken üstatlarından Bora Ayanoğlu 2014 yılında yani en son albümünden 20 sene sonra arşivlerin raflarını şenlendirdi.
Bora Ayanoğlu’nu ilk kez 7
yaşımda Zerrin Özer ile ilgili bir televizyon programında görmüştüm, o
programda Ayanoğlu’nun daha sonraları hayatımın şarkılarından olacak O Yaz ve
Her Sonbahar’ı keşfetmiştim yedi yaşımın bilmezliğiyle. Yıllar içinde müziğe
ilgim ve bilgim geliştikçe, Ayanoğlu’nun adına sevdiğim bir sürü şarkının söz
müzik kısımlarında rastlamıştım. Müzikle ilgili –internetin bile bulunmadığı
yıllarda- el yordamıyla yaptığım araştırmalar ve keşiflerde de birçok şarkının Bora
Ayanoğlu şarkısı olduğunu görünce ilgim ve heyecanım artmıştı.
Bora Ayanoğlu’nun en sevdiğim
yönlerinden biri, bu kadar büyük şarkılara imza atan adamın mütevazılıği asla
elden bırakmaması ve sanatçı dostlarına vefası oldu. Zira 1994 yılında
çıkardığı Aklım Sende albümünün kapağında bile Zerrin Özer’e teşekkür etmişti
mesela. Onu hala müzisyen dostlarının konserlerinde görebilir, hatta onlar için
organizasyonlar yaparken bulabilirsiniz. (Bu organizasyonlardan biri hakkındaki
yazım: İŞİMİZ MÜZİK GECESİ )
Yıllar geçti, internet çıktı,
artık sanatçılara erişim bariyerleri ortadan kalktığında Bora Ayanoğlu’nun adı ilk
aradığım sanatçılar arasındaydı. Benim için onun ve şarkılarının ne kadar
önemli ve özel olduğunu ifade etmeye çalıştığım bir mesaj attım, yanıt verdi,
birkaç mesaj sonrasında bir gece, İşimiz Müzik organizasyonunda bu kadar çok
sevdiğim Bora Ayanoğlu ile tanışabilme şansına eriştim ve şarkılarının hayatım
ekrandan yansıyan duygulu sıcak sesin sahibinin gerçekten de göründüğü kadar
sıcak ve samimi yanıtıyla bir kez daha mutlu oldum.
Bu albüm benim için yıllardır
bildiğim eski dostlarla yeniden kavuşmak gibi. Her bir şarkının benim için ayrı
bir önemde olduğu albümde, Ayanoğlu yıllardan kopup gelmiş ve kimini başka
seslerden kimini kendi sesinden duyduğumuz 13 şarkısını bugünkü duygularla ve
sesle yorumluyor. Albümü ilk dinlediğimde, ilk dikkatimi çeken Ayanoğlu’nun sesinin
plak dönemlerinden kalmışçasına canlı ve bozulmamış ve şarkıların sanki yıllar
sonra yeniden söylenmemiş de plak kaydı yeniden basılmış hissi verircesine aynı
duyguları yaşatarak söylenmiş olmasıydı. Tek fark bu şarkılar yazılırkenki gençlik
heyecanının ve coşkusunun yerine, şimdi yaşanmışlıklarla dolu bir hayat ve
kariyerden sonra tatlı bir anı olarak hatırlama duygusu ile vermesi. Yani o
zaman birebir yaşanan ve öyle söylenen duyguların, artık olgunluk yaşında çok
geride kalmış zamanları hatırlayarak biraz buruk çokça da tebessümle anılması
hissi. (İfade edebildim mi bilmiyorum) Bora Ayanoğlu’nun stüdyoya girip yeniden
söylediğini bilmesem yeniden basılmış bir en iyiler albümü sanabilirdim
kolaylıkla.
Açılış şarkısı O Yaz ilk olarak
Zerrin Özer’in 1980 tarihli Sevgiler albümünde yer almış ve o dönem henüz
kariyerinin başlarında olan Zerrin Özer’in patlama yapmasını sağlayan şarkı
olmuştu. Sevgiler albümünden bir sene sonra 1981 yılında Bora Ayanoğlu Her Şey
Bahane albümünde seslendirdi bu şarkıyı. Bir yaz aşkının konu edildiği şarkı
nice sonu bile bile girilen yaz aşklarının marşı olarak hala bugün bile içler
aynı şekilde çekilerek dinleniliyor, zaman değişse bile duygular değişmiyor. Bu
şarkıyı yıllar sonra Teoman da seslendirdi. Şimdi 2014 yılında Ayanoğlu ilk
gençlik yıllarındaki duygusunu özlüyor gibi. Belki bir kare fotoğraf veya o
zamandan kalma bir notun çağrıştırdığı duyguyu hissettiriyor şimdiki yorumunda.
Arkasından gelen Yunus şarkısı,
pek çok TV programının ve filmin müziği olmuş, Yedi Karanfil albümlerinde yer
almış ve en son Murat Göğebakan tarafından başka sözlerle söylenmiş bir klasik.
Yunus Emre’nin dizeleri üzerine yazılan bu melodi hepimizin aşina olduğu o sözsüz
melodiyi sözlü olarak kulaklarımızı şenlendiriyor. Bu şarkı Ayanoğlu’nun 1979
tarihli Beyaz Güvercin albümünde de yer alıyor.
Üçüncü şarkı sosyal mesajlı bir
şarkı olarak kitlelerin ortak duygusu haline gelmiş olan Fabrika Kızı. Bir
sigara fabrikasında üç kuruş paraya çalışan fabrika kızının hayallerinin,
yaşamının, özlemlerinin anlatıldığı şarkı, işçi sınıfının Türkçe pop müziğine
girdiği ilk şarkı aynı zamanda. 1969 yılında Bora Ayanoğlu’nun evinin yolu
üzerinde gördüğü Cibali Tütün fabrikası işçilerinden aldığı ilhamla yazdığı
şarkı, yazıldığı dönemin şartları düşünüldüğünde ortak duygu olmuş ve bugün
bile bu kadar teknolojiye rağmen o şartları aşağı yukarı aynı şekilde
yaşadığımız için güncelliğini ve gerçekliğini asla yitirmeyen bir klasik. Bu
şarkı aynı zamanda Alpay ile de özdeşleşmiş bir şarkıydı.
Dördüncü şarkı, şimdiye kadar
Özdemir Erdoğan’dan Zuhal Olcay’a çeşitli sanatçılar tarafından seslendirilmiş,
nice dostane ayrılıklara fon müziği olmuş “Güller ve Dudaklar”. İnsan bir sitem bu kadar naif ve nezaketle
dile getirebilir mi diye düşünmekten kendini alamıyor. Sevgilisinin dudaklarını
güle benzetirken, ayrılığın üzerinden yıllar geçse de güllere baktıkça
sevgilisinin dudaklarını hatırlayan bir adamın sitemi bu şarkı… Güller ve
dudaklar şimdi eski bir aşkı anlatırken siz de sanki ordaymışsınız gibi tanık
oluyorsunuz bu aşkın büyüklüğüne ve ayrılığın acısına… Bu şarkı da 1981 yılı
çıkışlı Her Şey Bahane albümünden.
Sıradaki şarkı Küçüğüm bir film müziği ancak 1979 yılı
çıkışlı Beyaz Güvercin albümünde de yer alıyor. Bu tür slov şarkılar Bora Ayanoğlu’na
gerçekten çok yakışıyor. Hele bu zamanda Ayanoğlu’nun şimdiki yorumunun duygusu
çok daha sahici tınlıyor şimdi. Çünkü yaşanan aşkın üzerinden yıllar geçmiş,
şimdi Küçüğüm unutma beni derken, olgun bir adamın ayrılık sonrası duygusunu
daha içimizde hissediyoruz.
Ne Zaman Uzak Kalsam Senden
yarattığı his ve kulağımdaki tınısı ile Gurur Duyarım şarkısının kardeşi diye
düşünmüştüm, derken biraz araştırma yaptığımda bu şarkının 1975' te sadece
Evcilik Oyunu adlı film için Bora Ayanoğlu tarafından yapıldığını ve hiçbir
albümünde yer almadığını öğrendim. Daha sonra Esin Engin tarafından yeni sözler
yazılıp, düzenlenerek 1977' de "Gurur Duyarım" olarak yayınlanmış, ben
de melodi ne kadar benziyor demiştim içimden zaten :). "Gurur Duyarım"
1982' de Zerrin Özer tarafından da yorumlanmıştı.
Kırık Aynalar, kendini yapayalnız
hisseden bir adamın hayata, eşine dostuna, kendine bir sitemi gibi. Beyaz
Güvercin albümünde. Kırılmış, gücenmiş, beklediklerini bulamamış, verdiklerinin
karşılığını alamamış bir insanın kendine, içine dönüşünü aynada kendisiyle
yüzleşme olarak anlatıyor. Şarkıyı Zerrin Özer 1997 yılında da
seslendirilmişti.
Penceresi Önünde 1981 yılı
çıkışlı Her Şey Bahane albümünden modern bir türkü. Daha önce Zerrin Özer ve
Rengin tarafından seslendirilen şarkıda sevdiğinden haber bekleyen çaresiz bir âşık
ve bu sevgiyi ciddiye almayan, umursamayan bir sevgiliye sitem var. Kimbilir
aklında kim var ama azıcık kafanı kaldır bana bak, ben buradayım diye sesini
sevgiliye duyurmaya çalışıyor. En sevdiğim sözü de: “Zalim olma sevdiğim
kalpsiz değilim/Batmam elin üstüne diken değilim” Acıtmam, incitmem seni diyor,
gene kıyamıyor yani sevdiğinin bütün umursamazlığına karşı.
1978 yılından Sevgi Var Ya, bir
adamın aşkı iliklerine kadar, tüm coşkusuyla, hırçınlığıyla, heyecanıyla
yaşamasını anlatıyor. Sözü Gürkal Aylan’a ait bu şarkının. Şarkı albümün hızlı
tempolu şarkılarından ve Ayanoğlu’nun şahsında bir adamın içindeki sevgiyi
haykırma isteğini, bunu bir türlü tanımlayamamasını ve bu duyguyla yerinde
duramamasını anlatıyor.
Rose-Marie de gurbette bir aşk
hikayesini anlatır. Almanya-Türkiye hattında yaşanan bu aşk, Almanya’ya
çalışmaya giden bir gurbetçinin hayatlarına da ayna tutuyor aslında. Adam
oturup sevgilisine kavuşacağı trenleri sayıyor, ancak tren bir türlü gelmiyor,
sevdiğine kavuşamıyor. Bir yandan da kendi Almanya’daki gurbetçi hayatından dem
vuruyor. Bu anlamda bir aşk şarkısı olması yanında toplumsal içerikli de bir
şarkı aslında.
Bir Gün Tekrar, geri dönmeyen
sevgilinin hala yolunu bekleyen, döneceğine dair ümidini kesmeyen, o karşılaşma
anını kafasında canlandıran ve ne kadar kırılmış olursa olsun sevgisinin
büyüklüğünden yeniden affedeceğini bilen bir adamın özlemi ve beklentisini içimize
işletiyor. Bir bilgi olarak bu şarkının 50. İzmir Fuarı beste yarışmasında
Nükhet Duru tarafından seslendirilip 4. olduğunu vereyim.
Hadi Çılgınım ve O Deniz Şehrinde
albümün en tempolu iki şarkısı ve yıllar sonra ilk kez Ayanoğlu’ndan yepyeni
şarkılar olarak albümde yer alıyor. Hadi Çılgınım’daki 90lar tınısı ve O Deniz
Şehrinde’de 60lı yılların modernize edilmiş soundu çok keyifli olmuş. Temposu yüksek,
melodisi kulağa yerleşen, sözleri adeta bir hikaye anlatan bu yepyeni Ayanoğlu
şarkıları, hem yıllanmış hem de yepyeni bir havaya sahip. O Deniz Şehrinde
çıkış şarkısı ve klibi olarak düşünülebilir.
Albüm We Play-We Pop
yapımcılığında Zeynep Göktürk, Haluk Polat ve Barış Bahçeci ortaklığında
çıkmış. Kapak tasarımı son zamanlarda pek çok albümde adını gördüğümüz Özlem
Semiz’e ait. Orman, klasik araba, gitar ve takım elbiseler içinde bir Bora
Ayanoğlu konsepti ile albüm fotoğrafları nostaljik bir dönem zamanlarına atıfta
bulunuyor ve konsepte de çok uyuyor bu şekilde. Zaten albümdeki tını da plak
dönemlerini çağrıştırıyor. Bora Ayanoğlu’nun gitara dayanmış gülümsemesi artık
büyükbaba olmuş bir adamın tüm sevimliliğini yansıtıyor. Albümü torunlarına
ithaf etmesi bunu doğruluyor. Bu yazıyı yazarken eski kliplerini izledim dinledim
de, her şey değişse de gözlerindeki ışık ve tatlı tebessümü hiç değişmiyor
Ayanoğlu’nun. Dilerim torunları Arya ve Bora Ayanoğlu bu şarkıların yeni
sahipleri olarak ne kadar büyük bir hazineye sahip olduklarını bilerek
büyürler.
Bu şarkılar hepimizin geçmişi,
tarihi, aşkları, çocukluğu, gençliği, duyguları, neşeleri, hüzünleri, hasreti, sitemi,
vuslatı ve sılası… Her biri bir hikaye anlatır ve gereksiz nakarat tekrarları yoktur.
Uzun uzundur şarkıların sözleri ve her biri bir hikaye kitabı gibi başlar
biter, siz o hikayelerde Bora Ayanoğlu’nun duygularında kendi yaşadıklarınızı
duyumsayıp eksik parçaları tamamlarsınız. Böylece ortaya bütünüyle bir uzun
metraj film çıkar…
Bu şarkıları bugün bile aynı
keyifle dinlememizi sağlayan, samimiliği ve sahiciliği yanında, bize kim
olduğumuzu ve yaşadıklarımızı aynı saflık ve canlılıkla hatırlatmasıdır belki
de. Ya da bu şarkıları dinlerken mutlaka bir kelimede ya da bir melodide yaşadığımız
zamanlara götüren bir zaman makinesi etkisi... Evet evet, bu şarkıları yıllarca
yıkılmaz bir kale gibi tutan da bu etki bence. Bora Ayanoğlu’nu büyük yapan,
çoğumuzun ifade edemediği bu duyguları söze ve müziğe dönüştürebilmesi, “hah
tam da hissettiğim, ama dile getiremediğim şey buydu işte” dedirtebilen eserler
yazması.
Gönül, Zerrin
klasikleri arasına girmiş Her Sonbahar, Gurur Duyarım, canım Hümeyra’nın yorumuyla
lezzetlendirdiği Ne Olur, gene Zerrin Özer düeti Aklım Sende, en son Göksel’den
dinlediğimiz Deli Etme Beni Aşk ve Varmayın Üstüme gibi nice şarkıları da bu
albümde görmek isterdi, ama umutları bu albümün devamı olacak ikinci bir
Söz-Müzik albümüne saklayalım diyor, kendimi Güller ve Dudaklar’a bırakıyorum…